İFF İstanbul’da ‘perde’ dedi: “Yaşasın işçi sınıfının yanındaki sinema!”

Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturan Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF) İstanbul’da perdelerini açtı. Festivalin 10. yılında iş cinayetlerine ve sansüre karşı yürüyüş yapıldı

Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturan Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF) İstanbul’da perdelerini açtı. Tamamen gönüllü emeği ile yarışmasız, sponsorsuz, ücretsiz bir biçimde düzenlenen festivalin bu yıl 10. yılı.

Şişli Kent Kültür Merkezi’nde dün (2 Mayıs) gerçekleşen açılış öncesi iş cinayetlerine ve sansüre karşı yürüyüş vardı.
 
 
 
Taksim Divan Oteli önünden başlayan yürüyüş öncesi işten atılan ve direnişte olan Divan Pastanesi işçileri unutulmadı, “Divan işçisi yalnız değildir” sloganlarıyla selam gönderildi. Yürüyüşe festivalin düzenleme komitesinde de yer alan sendikalar, demokratik kitle örgütleri, sinema emekçileri ve sinemaseverlerin katıldı. Festivalin simgelerinden Karagöz ve Şarlo’nun figürleri, “Özgür sinema”, “Yaşasın işçi sınıfının yanındaki sinema” pankartları, “Setlerde ölmek istemiyoruz”, “Bu daha fragman, film yeni başlıyor” sloganlarıyla yapılan yürüyüş, “Özgür sinemadan özgür festivale nice 10 yıllara” diyerek bitirildi. Yürüyüş sonrası açılış gecesinin yapılacağı Şişli Kent Kültür Merkezi’ne geçildi.
 
Kadınlar, işçiler, LGBTİ bireyler kendi hikayeleriyle buluşacak’

Sunuculuğunu oyuncu Funda Eryiğit’in üstlendiği gece, Soma’da, Ermenek’te, iş cinayetlerinde yaşamını yitirenler için saygı duruşuyla başladı.
 
 
 
10 yıl boyunca festivale emek verenler adına DİSK Sine-Sen Genel Başkanı Zafer Ayden söz aldı.
 
 
 
İş cinayetlerinde yaşamını yitirenleri anan Ayden, festival kapsamında 10. yıla özel hazırlanan İşçi Filmleri, Öteki “Sinemalar” kitabından da bahsetti. “Kayıt ve tescil belgesi” olmadığı gerekçesiyle festival gösterimi engellenen Bakur filmi dolayısıyla sansüre de değinen Ayden, 1987 yılında çekilen ve uğradığı sansür nedeniyle daha önce gösterim imkanı bulamamış olan Kara Sevdalı Bulut filminin ilk defa İFF’de gösterileceğini belirtti. “Sansüre karşı mücadele sadece filmi üretenlerin mücadelesi değil festivali örgütleyenler de mücadele etmeli, biz de üzerimize düşeni yapacağız. Bunu da açılış öncesi Taksim’den yaptığımız yürüyüşle ilan ettik” diyen Ayden, her yıl olduğu gibi bu yıl da filmlerin salonlarda, mahallerde, Diyarbakır’ın, Mardin’in köylerinde gösterileceğini, kadınların, işçilerin, LGBTİ bireylerin kendi hikayeleriyle buluşacağını söyledi. Konuşmanın ardından festivalde gösterilecek filmlerden Palikari filminin yönetmeninin video mesajı izlendi. Yönetmen Nikos Ventouras, filmini Soma’da yaşamını yitiren madencilere ithaf ettiğini söyledi.

“Soma’dan Hopa’ya, Kobane’den İstanbul’a işimiz gücümüz yaşamak…”
 
 
 
Gecenin bir diğer konuşmasını Halkevleri Kültür Sekreteri Volkan Yosunlu yaptı. Yosunlu, “Festivali sponsorsuz, sansürsüz, ücretsiz örgütleyen kurumlar olarak meslek onurunu çiğnetmemeye, yaşam alanlarımıza örülen gericiliği söküp atmaya kararlıyız. Soma’dan Hopa’ya, Kobane’den İstanbul’a işimiz gücümüz yaşamak…” dediği konuşmasını “Nice 10 yıllara” temennisiyle bitirdi.

Sahne direnişteki işçilerin
 
 
 
Yosunlu’nun ardından direnişteki işçiler sahnedeydi. Dev Sağlık-İş üyesi Maltepe Üniversitesi Hastanesi, Gıda-İş üyesi Divan Pastanesi ve Enerji-Sen üyesi BEDAŞ işçileri direniş önlükleri ve sloganlarıyla sahneye çıktı. Taşeron sağlık işçilerine yönelik göstermelik eğitime “nitelikli işçi sağlığı eğitimi” talebiyle itiraz ettiği için “kademe durdurma” cezasıyla karşı karşıya kalan Dr. Coşkun Canıvar da onlarla birlikteydi, Çapa’nın sağlık emekçilerinin selamını iletti. Canıvar, İstanbul Üniversitesi rektörlük seçimlerinde en yüksek oyu almasına rağmen her fırsatta “sandık” diye tutturan Erdoğan tarafından rektörlüğü teslim edilmeyen Prof. Dr. Raşit Tükel’i sahneye davet etti.
şçilerle beraber söylenen 1 Mayıs marşının ardından bu yıl yitirdiğimiz Yaşar Kemal anıldı.

Bakur filminin yönetmenlerinden Ertuğrul Mavioğlu ve sansüre karşı İstanbul Film Festivali’nden filmlerini çeken yönetmenler sahneye davet edildi. Mavioğlu, uzun süredir sağlık problemi yaşayan filmin diğer yönetmeni Çayan Demirel’e selamlarıyla başladığı konuşmasında festival sloganının barışı çağrıştırdığını oysa hep savaşmak zorunda olduğumuzu, iş cinayetlerine, sansüre, savaşa karşı savaşmak zorunda olduğumuzu söyledi. Kara Sevdalı Bulut filminin yönetmeni Muammer Özer de filminin yıllar süren sansür hikayesini anlattı.
 
 
 
İFF’nin her yıl bir gelenek olarak bir set emekçisine verdiği plaketin sahibi bu yıl 1992’den bu yana sanat yönetmeni ve yönetmen olarak setlerde emek veren Veli Kahraman aldı.
 
 

Hakan Vreskala’nın şarkıları ve 1977 yılında yeni sansür yasasına karşı sinema emekçilerinin Ankara’ya yürüyüşünü anlatan Yollara Düştük filminin gösteriminin ardından gece son buldu. Film, yönetmeni Deniz Yeşil’in katılımıyla izlendi.
 
53’ü yerli 75 film

Festival, 22’si uluslararası, 53’ü Türkiye’den olmak üzere toplam 75 adet uzun ve kısa kurmaca, belgesel filmi per
deye taşıyacak. Festival filmleri arasında Türkiye’de ve dünyada yoğunlaşan emek sömürüsü, iş cinayetleri ve işçi direnişleri ile ilgili filmlerde maden işkolundaki direnişlere özel bir yer verildi. Haziran İsyanı, Yırca Direnişi, Kobanê Direnişi ile ilgili filmler de yine festival kapsamında izleyicilerle buluşacak. Festivalle ilgili her türlü bilgiye www.iff.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.