Kamuoyunda Tuzla tersaneleri denilince akla gelen ilk şey ölümler oluyor. Özellikle 2008 yılında hız kazanan işlerden ötürü iş cinayetleri tavan yaptı. Gün aşırı gelen haberle Tuzla tersaneleri “canlı tabutluklar” olarak anılmaya başlandı. Tüm bu iş cinayetleri Türkiye gibi geç kapitalistleşen ülkeler için bir gerçeği hatırlatıyor: iş yoğunluğu ve kâr güdüsü arttıkça ölümler çoğalıyor. 1 Mayıs’a doğru Tuzla tersanelerinde çalışan ve haklarını arayan işçilerle konuştuk.
Tuzla’da tersanelerde işler son yıllar gerilemiş durumda. 2014 yılına kadar Tuzla’da 200’den fazla işçi iş cinayetlerinde hayatını yitirirken, özellikle sigortasız ve güvencesiz çalışma çok yaygın konumda bulunuyordu. İşlerin gerilemesi ve tersanelerin boşalmasının ardından bu durum bir nebze azaldı.
Tuzla Tersanelerinin Havadan Görünüşü
2008-2009 arası 100 binden fazla işçinin çalıştığı bölgede bugün 15-20 bin arasında işçi çalışıyor. Sektördeki bu gerilemeyle birlikte işçilerin “işsizlik korkusu” çok yaygın. Bu nedenle çok fazla konuşmak istemiyorlar. Ancak bununla birlikte hakkını arayan işçiler de var. Bu işçiler Tuzla’da hep aynı muamaleye maruz kalıyor. Patronların örgütü olan Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) sendikaların bu alanda örgütlenmemesi için her yolu deniyor ve hakkını arayan işçiyi kapı dışarı ediyor.
Bu uygulamaya maruz kalan işçilerin direniş çadırına uğruyoruz. Direniş çadırındaki işçiler Tuzla Gemi’de Tamer Şeyhun isimli işçinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan iş cinayetinde patronun isteğine rağmen arkadaşlarının aleyhine ifade vermedikleri için işten çıkarılmış. Direnişlerinin 29. gününde olan işçiler kararlılıkla mücadelelerini sürdürüyor. 1 Mayıs çalışmalarının Tuzla Gemi önünde yaptıkları bildiri dağıtımı ve sesli propaganda ve arkadaşlarıyla birebir görüşme üzerinden yürüten, 2 kişilik direniş çadırını 1 Mayıs’a hazırlık çalışması alanına çeviren işçiler İleri Haber’e hazırlıklarını anlattı.
Üç buçuk senedir Tuzla Gemi’de çalışan Eyüp Ayan, arkadaşı Tamer’in ihmal sonucu değil de kendi hatası yüzünden öldüğü yönünde ifade vermediği için güvenlik eşliğinde işten çıkarılmıştı. Tersane önünde açtıkları çadırla direnişe geçen Ayan daha önceki güvenlik sayısının 2’demn 30’a çıkarıldığını söyledi. Patronun korktuğunu ifade eden Ayan, bu korkunun büyüklüğüne işaret eden skandal bir olayı daha bizimle paylaştı.
Tuzla Gemi patronu işçilerin tersane içinden arkadaşlarından aldıkları desteği kesmek ve çadırda sürekliliği sağlayamaması için her türlü yola başvuruyor. İşçilerin su ihtiyaçlarını karşılamak için destek aldıkları camiye giden Tuzla Gemi patronu cami imamına “Bunlara su vermeyin, eylemci” demiş. Ayan, imamın ise olayı anlatarak kendilerine “İnşallah siz kazanırsınız” dediğini aktardı.
1 Mayıs’ta hakları için alanda olacaklarını ifade eden Ayan “Alanımız da belli, Taksim. Yasakları delmemiz gerekiyor. Orada ölen işçi arkadaşlarımız için, aydınlanana kadar Taksim’de olmamız lazım” dedi. Ayan, tersane işçisinin 1 Mayıs alanında götüreceği sorunları “işçi kıyımları, iş sağlığı ve iş güvencesi, çalıştığı şartlar, aldığı ücret, yaşadığı koşullar” olarak özetliyor.
“HALK SEÇİMLERE POLİTİK BİLİNÇLE GİRMİYOR”
Seçimlere ilişkin de değerlendirmeler yapan Ayan, halkın seçimlere politik bakmadığı kanısında. “Politik bir bilinç gerekiyor, sınıfsal bir birliktelik gerekiyor, gerçekleri görmesi gerekiyor. Kimin kimden yana olduğunu bilmesi gerekiyor” diyen Ayan, şöyle devam etti: “Bu hükümet 13 senedir iktidarda. Halkın yaşadığı koşullara baksınlar, sarayda içtiklerin çaya baksınlar. Gerçekleri görmesi gerek artık halkın.”
Ayan sözlerini iş cinayetine karşı direndiklerini belirterek, yaptığı dayanışma çağrısıyla sonlandırdı.
“1 MAYIS HIRSIZLIK VE YOLSUZLUĞA BAŞKALDIRININ BAYRAMI!”
Arkadaşının aleyhine ifade vermediği için kapının önüne konan Veysel Sargınla sohbetimiz 1 Mayıs’la başlıyor. 1 Mayıs’ın yılda bir sefer kutlanan işçi ve emekçi bayramı olarak görmediklerini anlatan Sargın, “1 Mayıs, hırsızlığa, haksızlığa, yolsuzluğa karşı, her türlü usulsüzlüğe başkaldırının bayramı olarak görüyoruz” dedi. 1 Mayıs çalışmasını bildiri dağıtımıyla direniş alanında yaptıklarını belirten Sargın, “İzin vermeyecekler eyleme. Birileri yine provokasyon yapacak” ifadelerini kullandı.
Sargın’ın ilginç bulduğu kadar tepki gösterdiği diğer şey ise hükümetin kendi aldığı 1 Mayıs kararına uymaması. Bakın durumu nasıl anlatıyor: “İstanbul Valisi, Başbakan, İçişleri Bakanı hukuk açısından suç işliyor. Kendi verdiği kararı tanımayan hükümet, yasal olan, hukuken ve vicdanen hakkımızı tanımıyor.”
“İŞÇİYE BİR YEMEKHANEYİ ZUL GÖRENLERİN KARŞISINA ÇIKACAĞIZ”
1 Mayıs için “Bedeli ne olursa olsun gideceğiz. Tartışmaya açık bir konu değil bizim için” ifadelerini kullanan Sargın alanlarda tersane işçisi olarak dile getirecekleri taleplere ilişkin şunları söyledi:
“1 Mayıs’ta güvencesiz çalışma, taşeron sisteminin kaldırılması, yerde pisliğin içinde yemek yeme, emniyetsiz çalışma, yaşam hakkı için alanlarda olacağız. Bir yemekhaneyi daha sana zul görenlerin karşısına çıkmak için alanlarda olacağız. Gerek meslek hastalıkları gerek emniyetsiz koşullar. Soma’dan biliyorsunuz. Bulunduğumuz koşullara hiç uymayan, kağıda benzeyen toz maskesini kullandığınız zaman ciğerleri ve iç organları korumaz. Slikozis hastalığına yakalanıyoruz. Tedavisi olmayan bir hastalık. Bunun yanında tersanedeki kaynak dumanı dünyanın en tehlikeli dumanıdır. Bel, boyun fıtığı, menisküs yırtığı, kirli tozlu kimyasal ortamda gözlüksüz çalışmaktan dolayı katarakt gibi hastalıkların oluşması, kişisel koruyucu donanımların yetersiz olması, ya da işçinin yeterince eğitilmeden işçi yapılması, işçilik bilinci almadan günü kurtarmaya dönük çalışmaya karşı taleplerimizi dile getireceğiz.”
“İş cinayetlerinin ölen işçiye yüklenmesi, hukuki cezaların arttırılması, devletin sık sık tersaneler ve inanılmaz insanlık suçların olduğu merdiven altı atölyeler dahil, buraları kontrol etmesi, olaydan sorumlu olan yetkililerin ehliyetlerinin iptal edilmesi, istenmeyen kötü koşullar ortadan kalkar.”
ÖNCEDEN SENDİKA ÖNCÜYDÜ, ŞİMDİ İŞÇİ SENDİKAYI SÜRÜKLÜYOR
Sargın seçimlere ilişkin de değerlendirmeler de bulundu. Birleşik Haziran Hareketi’ne değinen Sargın, “İnsanlarda bir heyecan yarattı, izliyoruz” diyen Sargın oyunu seçimlerde HDP’ye vereceğini ifade etti. Emekçilerin taleplerini tam olarak karşılamasa da ezilenden yana aldıkları tavırdan dolayı oyunu seçimlerde HDP’ye vereceğini paylaşan Sargın HDP’nin emek konusundaki kadrolarının yetersiz olduğu için emek mücadelesinde geride kaldığını savundu.
Sendikaları da eleştiren Sargın, “önceden sendikalar işçinin önünden gider, işçi onun gerisinde kalır, peşinden yetişmeye çalışırdı. Şimdi ise sendikalar işçinin gerisinde alıyor, işçiyi yakalamaya çalışıyor” şeklinde konuştu.