Merdiven altı hayatlarda yaşam ve 1 Mayıs

Meryem Yıldırım – İleri Haber

ILO'nun güvencesiz çalışma koşulları konusundaki kara listesindeki ülkelerden olan Türkiye'de merdiven altı işletmeler tehlike saçıyor. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden geçim derdi, çatışma veya töre gibi sebeplerden İstanbul'un yoksul semtlerine göç etmiş emekçilerin çalıştığı merdiven altı tekstil atölyelerinde yaşları 12 ile 50 arasında değişen işçiler, bitmeyen mesai saatleriyle günde ortalama 12-15 saat arasında çalışarak ömür tüketiyor.

Hayat hikâyeleri çok çalışmak ama hep yoksul kalmakla ortaklaşan güvencesiz işçileri, yaklaşan 1 Mayıs ve 7 Haziran Genel Seçimleri öncesinde dinlemek için merdiven altına, tekstil atölyelerine girdik. Sorduk: “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde ne yapacaksınız? Çalışacak mısınız, tatil mi yapacaksınız? Seçimler konusunda ne düşünüyorsunuz? Partilerin programları sizin ihtiyaçlarınızı karşılıyor mu? Gerçekçi mi? Ya hükümet? Her gün söylediği gibi işler tıkırında mı?”

Biz sorduk, bakın onlar neler anlattı…
 
 
 
VAN’LI İŞÇİ; SAVAŞ OLMASIN, BARIŞ İSTİYORUZ

Van’daki köyünde iş imkanı olmadığı için göçüp geldiği İstanbul için "Burada gurbetçiyim” diyen 20 yaşındaki Mehmet Altosun, Van depreminde hükümetin verdiği vaatlere “Deprem döneminde bir sürü vaatler verdiler. Hiçbirini yerine getirmediler. Çalışmaya mecburuz” sözleriyle değiniyor. Altosun, sabah 6 buçuktan akşam 7’ye kadar yoğun biçimde çalıştığını anlatıyor. Henüz 20 yaşında olan Mehmet, “Hayattan bir şey beklemiyorum” diyor. Seçim süreciyle ilgili sohbetimizde AKP ve CHP ile ilgilenmediğini belirterek, “Biz HDP’ye oy vereceğiz. Biz Kürdüz mecburuz. Herkes kendi partisine veriyor, biz de ona veriyoruz. HDP bir şeyler yapıyor” sözleriyle siyasi düşüncesini paylaşıyor.



Seçimlerden sonra ülkenin işlerin yoluna girmesini isteyen Mehmet, “Seçimlerden sonra barış olsun. Biz insanlık istiyoruz, kavga istemiyoruz. Kardeşlik istiyoruz. Biz hep beraber aynı yerde çalışıyorsa barış istiyoruz. Savaş istemiyoruz” mesajı veriyor.

“İŞÇİNİN CEBİNİ DEĞİL, KENDİ CEBİNİ DOLDURUYORLAR”

24 yaşındaki Muş’lu Sakine Azbay 8 kardeşli ailesinde abisiyle birlikte evin geçimini sağlamaya çalışıyor. Dört senedir çalıştığı tekstil atölyesinde etiket hazırlıyor. “Zor” diyor hayat şartları için. Seçim süreci hakkında konuşan Azbay, “Herkes kendince haklıdır ama bir de bizim hakkımız var” diyor ve devam ediyor: “Çalışıyoruz emek veriyoruz ama herkes kendini düşünüyor. Herkes kendi oyunu aldıktan sonra kendi partisini düşünüyor. Ondan sonra söyledikleri her şey geride kalıyor. İşçinin ceplerini değil de kendi ceplerini dolduruyor.


Seçimlerden sonra Müslümanlar için hayırlısı neyse Allah onu nasip etsin” diyen Azbay, 1 Mayıs’a belki katılabileceğini ifade ediyor.

GENÇ KADIN İŞÇİ; “ÖNÜMDE IŞIK GÖREMİYORUM”


Bitlis’li tekstil işçisi Saile Gülsuyu’da 24 yaşında. Babaları vefat etmiş, okuyan 2 kardeşi ve annesi için canını dişine takmış çalışıyor. “Aileyi, evi ben geçindiriyorum” diyor. “Hayat çok acımasız” diyerek anlatmaya koyuluyor: “15 yıldır çalışıyorum, bir şey göremedim. Olduğum yerde sayıyorum.

” Hükümetin “ekonomi tıkırında” iddiasını hatırlattığımızda öfkeyle “Hiç de iyi gitmiyor, 6-7 aydır büyük bir kriz var” diyor. Partilerin seçim vaatlerini sorduğumuzda ise aldığımız cevap şu oluyor: “İnanmıyorum. Öyle olsaydı şimdi bu durumda olmazdık, bizi düşünen kimse yok. Partiler her şeyi hep kendileri için yapıyor. Seçimden sonra ülkeyi ne bekliyor hiç bilemiyorum, önümde ışık göremiyorum ki kalkıp bir şey söyleyeyim. O kadar durum kötü ki. Yarın ben daha mı iyi olacak daha mı kötü olacak onu bile bilemiyoruz. Seçimden sonra daha mı iyi olur daha mı kötü olur bir tek Allah bilir. Umudumuz yok ama inşallah iyi olur. İşçilere biraz yardımcı olsunlar, işlerimize el koymasınlar, ev geçindiren insanlarız. Elinden gelen desteği bize versinler. Biz onlar için çalışıyoruz, onlar da bizim için bir şey yapsınlar.” “1 Mayıs’ta ne yapacaksın?” diye sorduğumda Saile’nin cevabı  “Çalışacağız” oluyor.

“CUMHURBŞAKANI 400 VEKİLİ KENDİSİ İÇİN İSTİYOR”

35 yıldır yaşadığı İstanbul’da, 25 yıldır tekstil işiyle uğraşan Tokat Almuslu Cemal Cuğ atölyenin patronu. Ama onu da işçilerin arasında dikiş makinasının başında görüyoruz. “Siz patronsunuz neden çalışıyorsunuz?” diyoruz “Çalışıyorum ne yapayım. 20 kişi yerine 5 kişiyle çalışmaya uğraşıyoruz.” “Neden?” dediğimizde “İş yok, aş yok. Tekstili tamamen bitirdiler” diye yanıtlıyor Cuğ. “Sebebi nedir peki sizce?” diye tekrar bir soru sorduğumuzda ise cevabı “Ülkemize turist girmiyor. Küçük işletmelerden alıp büyük işletmelere verdiler. Küçük esnafı bitirdiler. AKP her şeyi bitirdi. 12 yıllık hükümet döneminde hiçbir şey bırakmadı zaar. Geldimiz nokta bu” diyor.

“Seçimlerde ülkenin geleceğine dönük parlak vaatlerde bulunuyor hükümet” dediğimizde tepkisi sert oluyor: “12 yıldan beri niye kurtaramamış o zaman. 12 yılda kurtarsaydı bu duruma düşmezdik. 7 Haziran’dan sonra da bir şey yapacağını sanmıyorum. 400 milletvekilini kendisi için istiyor Cumhurbaşkanı. Bizim için istediğini sanmıyorum. 4 buçuk milyarlık çay içiyor. İçer tabi. Biz 400 milyona iki hafta çalışıyoruz. Biz hayatımızda öyle para duymadık, cebimizde yok öyle bir şey.”

“HDP-CHP KOALİSYONUNU İSTERİM”

Seçimleri sorduğumuzda ise Cuğ, oyunu seçimlerde başaracağına inandığı CHP’ye verecek ama “HDP ve CHP koalisyonunu da isterim tabi” diyor. 1 Mayıs’la ilgili ise “4 kişiyiz, hiçbir şey yapmayacağız. Burada otururuz. Duruma göre bakarız, çıkar dolaşırız. 1 Mayıs’a kadar elimizde iş olur mu bilmiyoruz, meçhul yaşıyoruz” ifadelerini kullanıyor.

“ÇALIŞMAK ZORUNDAYIM AMA YA ÇOCUKLARIMA BİR ŞEY OLURSA?”

Mukadder Azboy, 33 yaşında, evli, 2 çocuk annesi. Eşi de asgari ücretle çalışıyor. Atölyede Eylül’den beri çalışıyor ama sigortasını yeni bağlamışlar. Azboy’un işle ilgili en büyük üzüntüsü “Çocuklarım evde, ben burada çalışıyorum. Rahat değilim ama çalışıyoruz mecbur” diye özetlediği endişesi. Aklı çocuklarında çalışmak zorunda kalmasına üzülen Azboy hükümete olan tepkisini paylaşıyor bizimle: “12 yıldır iktidarda ne yapmış. Ben evde açken artık o adamdan ne bekliyorsun. Çocuklarım evde ben burada çalışmak zorundayım. Allah göstermesin biri camdan düşse bir şey olsa ben ne yaparım. Vicdan azabıyla nasıl yaşarım?  Eşinin sendikalı olduğunu belirten Azboy, eşinin Mayıs’a katılacağını belirtiyor.

 
 
10 senelik tekstil işçisi 24 yaşındaki Mikail Kurak atölyede ustabaşı. Bin 700 lira maaş alıyor. İşçilerin sigortasını soruyoruz “Var” diyor. Atölyede ayakta ‘ortacı’ olarak çalışan çocuk işçilerle ilgili “Çocuk işçi çalıştırmak yasak, neden çalıştırıyorsunuz?” diyoruz “Burada çalışmasalar, başka yerde çalışacaklar. Geçim derdi yüzünden. Bende onların yaşındayken çalışıyordum. 13 yaşımdan beri çalışıyorum. 24 yaşımdayım” yanıtını veriyor. 

EKMEK PARASININ DİLİ, VATANI YOK

Atölyede meraklı gözlerle bizi izleyen bir diğer işçiye yanaşıyorum. Selam verip, konuşmak istediğimi söylediğimde Arapça Suriyeli olduğunu söylüyor. Diğer işçiler hemen müdahale ediyor “O Suriyeli, Türkçe bilmiyor, konuşamaz” diyor. “E nasıl anlaşıyorsunuz burada” diyorum. “İşte anlaşıyoruz bir şekilde işaretlerle. İşin nasıl yapıldığını gösteriyoruz” diye yanıt veriyorlar. Sonra Muhammed Hafuz Urfali’nin hayat hikayesini kendisiyle birlikte aynı atölyede çalışan iki kızından biri olan 13 yaşındaki çocuk işçi İmen’den dinliyoruz. Çok iyi bilmediği Türkçe’yle İmen 6 kişilik ailesiyle birlikte evlerinin savaştan dolayı yıkıldığı Halep’ten göçerek İstanbul’a geldiklerini, 7 aydır ablası ve babasıyla birlikte aynı atölyede günde 7 saat 600 liraya çalıştığını anlatıyor…