İş kazalarında algı operasyonu olarak reklamlar - Gökmen Özceylan

İş cinayetleri rakamlarının bu kadar yüksek seyrettiği bir ülkede bu cinayetleri önlemek için herkes yapılan her küçük işi bile önemsiyor ve alkışlıyor. Çünkü bardağın bir kısmı o kadar boş ki bardağa her koyulan damla görünüyor. Ve değerli olarak algılanıyor. Çalışma Bakanlığı’nın da kamu spotlarının böyle değerlendirildiğine eminim.

Her akşam özellikle ana haber bültenlerine zaman olarak yaklaşıldığı sıralarda veya hemen ana haber bültenleri sonrasında bir reklam spotu izliyorsunuz. Yani prime time denilen en çok izlenen zaman diliminde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı veya müdürlüğünün hazırlattığı kamu spotu. 
 
Hemen hepsi keyifli, neşeli çalışma ortamlarından örneklerle başlıyor. Ve sonrası etkileyici veya çarpıcı nitelikte bir kaza sahnesi. Melodramik bir müzik fonda. O gülen yüzler telaşla sağa sola koşturuyor. Ve verilmek istenen mesajlar iletiliyor.İş kazasından korunmak için baretini tak, paraşüt tipi emniyet kemerini tak, bastığın yere dikkat et. Birazdan tüm hayatın ya son bulacak, ya da sonsuza kadar değişecek.
 
Ne var bunda diyenleriniz olabilir. Ne güzel işte halkımız bu konuda duyarlı olsun, çalışan İsmail kardeşlerimiz bu konuda üzerine düşenleri daha dikkatli yapsın ve ülkemizde ki iş kazaları azalsın diyenleriniz olacak biliyorum. 
Güzel temenniler ama yanlış algılar. Neden mi ?

İKİ REKLAM İKİ ALGI

Örneklerle gitmek istiyorum Size iki reklam spotu anlatacağım ayrıntılarıyla farkları da sizlerin bulmasını isteyeceğim. Birincisi bizim bakanlığımızın yaptığı bir kamu spotu, büro çalışanı bayan bir İsmail kardeşim bütün şıklığı ve zarafetiyle ofiste çalışmakta, dolabın üzerinde bir klasör görünce onu almak için hareketli bir sandalyenin üzerine çıkıp, sandalyenin hareket etmesiyle düşüyor ve başını masanın kenarına vurarak yıllarca komada kalıyor. 

Bizi uyarıyor yani arkadaşımız dikkat edin bunu böyle yapıyorsunuz ve iş kazası oluyor…
Bu reklamı hatırladınız sanırım.

Şimdi size bir başka iş kazası reklamı anlatacağım konu aynı. Yurtdışında, reklam İngilizce ve hemen hemen aynısına benzer bir yöntem kullanılıyor. Reklam mantığı açısından kullanılan yöntem aynı. Yine ofis yine bir bayan İsmail karşımızda. “Birazdan şunu şunu yapacağım ve başıma şu şu gelecek” diye devam ediyor. Yani kurgu birbirinin aynısı. Artık önce kim kimden kopya çekmiş, reklam tarihlerini yani üretilme tarihlerini net bilmediğim için bir şey diyemeyeceğim. Zaten konumuz da o değil. Ama orada ki reklam ise aynen şöyle “Ben birazdan şu merdivenle yukarı çıkacağım elektrik kablolarının geçtiği yüksekteki paravan süsleme malzemesi takacağım, ofisi süslemek için, ancak beni elektrik çarpacak ve düşüp öleceğim” diyor. Arkadaşları hemen koşuyor. Ve bağırıyor; “Koşun iş kazası var” diye. Ama yerde az önce düşüp ölen İsmail kardeşim kalkıyor, ne diyorsun sen diyor Ne iş kazası. Eğer çalıştığım şirket bu elektrik kablolarının rutin kontrolünü yapsaydı. Ve bunu denetleyenler doğru dürüst zamanında denetleseydi böyle bir olay olmayacaktı. “Evet bende daha dikkatli olmalıydım ancak bu tip yüksek işler için en az iki kişi yapmalı diye bir yasa da yok” diyor ve spot “İş kazası yoktur” diye bitiyor.
İşte size iki tane iş kazasını önlemek için hazırlanmış reklam filmi. Görünürde amaç aynı ancak hizmet ettikleri algıyı yorumlamayı size bırakıyorum

GERÇEKTEN AMAÇLANAN NE?

Gelelim ikinci karşılaştırmaya; Yine bizim bakanlığımızın hazırlattığı bir reklam; inşaat işçisi İsmail bir inşaatın tepesinde çalışmakta. Kamera sadece onun paraşüt tipi emniyet kemerini, sonra fabrikada bir başka İsmail’in baretini takmasını konu alıyor. Yine duygusal sahneler bu sefer İsmailllerin çocukları eşleri kamerada onlara baret takılarak bir reklam zekasıyla İsmail’e verilmek istenen ve halka verilmek istenen mesaj tekrarlanıyor. Sen koruyucu ekipmanlarını tak ki ailende seninde geleceğin güvende olsun. Yani iş kazaları sen bunu takmadığın için veya iş kazasından ölümler sen bunları yapmadığın için oluyor algısı. 
İkinci bir reklam filmi karşılaştırmanız için;  yurtdışından bir iş kazası önleme amaçlı reklamı daha. Bir cenaze töreni şirketin ileri gelenlerinden birisi çıkıyor mikrofona çok değerli çalışanımızı elim bir iş kazasında kaybettik diye başlıyor. O sırada tabutun kapağı açılıyor. İçinden yüzü ve elleri tamamen yanmış bir İsmail kardeşim çıkıyor ve bağırıyor. Ne diyorsun sen... Ne iş kazası... Şirketiniz bana yüksek voltajda çalışmak için eğitim vermedi. Kaçak akım için herhangi bir önlem almadı ve denetlemeler düzenli yapılmadı. Evet ben de güvenlik teçhizatlarımı unuttum... Nasıl böyle bir hata yapabilirim aklım o an neredeydi diye kendi suçunu da söyleyerek. Ancak siz onları zamanında yapmadığınız için bu kaza oldu. Ben kendimi yeterince koruyamadığım için öldüm” diyor. Ve ekliyor “İş kazası yoktur...”
Bu örnekleri çoğaltabiliriz ancak bence yeterli diye düşünüyorum. Bu reklamların dördüne de dikkatle bakmanızı istiyorum yeniden. Bu reklamlarla gerçekten amaçlanan ne ?
Gerçekten İş kazasını önlemek midir amaç ?

Yoksa ciddi bir algı operasyonuyla mı karşı karşıya mıyız?

Bence ciddi bir algı operasyonudur bu. İş kazalarındaki rakamsal durumumuz artık kabul edilebilir standartları aşınca, özellikle Soma faciası sonrası toplumsal tepkiler çok artınca bir algı süreci başlatılmış gibi. İş kazası çok. Evet ama neden?

İŞÇİ YÜZÜNDEN!

İşte burada halkın bilinçaltına televizyon denilen çağın en ciddi silahıyla bir savaş başlatılabiliyor. İşçiler baretlerini takmadıkları için, emniyet tedbirlerini yeterli almadıkları için, bastıkları yerlere dikkat etmedikleri için bu kazalar oluyor algısı. Ben işyeri hekimi olarak gezdiğim fabrikalarımda da bu algının etkisini çokça gözlemliyorum. İsmail de artık suçu hep kendinde arıyor. 

Uzun süreli mesai saatleri, açlık sınırında maaş alıp evini geçindirmek için aklının devamlı dalgınlığı, uzayan gece vardiyaları, mobbingler, kullandıkları makinelerin periyodik bakımlarının zamanında yaptırılmamış olması, kendilerine eğitim verilmemiş olması, denetlemekle görevli devlet erkinin işverenin yanında yer alıp işini layıkıyla yapmaması, yasaların kağıt üzerinde kalması, bütün bu suçlar atlanıp, İş kazası denilen cinayetlerin suçlusu yine İsmaillere oluyor. Algı budur. Bu algıyı görmek istiyorsanız sadece küçük bir isteğim var , Youtube’a girip iş kazası yoktur videolarını izleyin. Arka arkaya beş reklam var. Sonra açın bizim kamu spotlarımızı izleyin bu reklamlara bir de bu gözle bakın. 
Aralarındaki farkı göreceksiniz.
Saygılar...

Not: Reklamlara bu adreslerden ulaşabilirsiniz
https://www.youtube.com/watch?v=75x9NmE9YZ8

https://www.youtube.com/watch?v=zLiGVqT0GJY