Soma'nın baş sorumlusu AKP'dir - Kamil Kartal ile söyleşi

Soma Katliamı'nın üzerinden neredeyse 1 sene geçti, Davası da anca başladı. Bu süreçte SOMA'nın patronu serbesti, Danıştay kapıyı açmasına rağmen hiç bir müfettiş yargılanmadı. Eski Yeraltı Maden-İş Yöneticisi Kamil Kartal, uzun zamandır bu konu üzerine hazırlık yapıyor. Kartal Soma ile ilgili tüm gelişmeleri ve nasıl bir hat çizilmesi gerektiğini Yarın'a anlattı.

Soma Katliamı’nın mahkemesi ne zaman başlayacak?
Soma Katliamı Davası 13 Nisan 2015 Pazartesi günü saat 9.00’da Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak. Duruşmaların yaklaşık on gün süreceği söylenmektedir.
 
Duruşmalar Akhisar Belediyesi, Bülent Ciğeroğlu Kültür Merkezi’nde yapılacak. Kültür merkezi mahkeme salonuna dönüştürüldü.
 
En son sorumluların Mahkemeye getirilmeyerek ekran ile bağlanacakları haberi çıktı. Neden oluyor bu sizce?
Adalet Bakanlığı tarafından güvenlik nedeniyle ağır ceza mahkemesine müracaat ederek tutuklu sanıkların yolda başlarına bir şey gelebilir gerekçesiyle getirilemeyeceği bildirildi.
 
Ceza davasında 45 kişi yargılanıyor. Kırkbeş kişinin sekizi tutuklu ve bu sekiz tutuklunun belirttiğimiz gerekçelerle duruşma salonuna getirilmemeleri başta aileler olmak üzere duyarlı kamuoyununda tepkilere neden oldu.
 
Diğer yandan yargılama süreci ve ortaya çıkacak olası sonuçlar, siyasal iktidara dokunacak ve Enerji Bakanlığı başta olmak üzere, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratları ve tüm bakanlıklar bu yargılama sürecine dahil edilecektir. Becerebilirlerse sorumlulukları bir kaç çalışanın üstüne yıkarak davadan sıyrılmak istemektedirler.
 
Soma Katliamının sorumluları sizce yargılanıyor mu gerçekten? Siz kimi sorumlu tutuyorsunuz?
Öncelikle asıl işveren olan devlet kurumu, TKİ Soma Kömürleri A.Ş. şirketle kol kola girmiş. Türkiye Maden-İş Sendikası, mevcut siyasi iktidar işlenen katliamın baş sorumlusudur.
 
Bakan Çelik’in müfettişler hakkında soruşturmaya izin vermeme kararını Danıştay kaldırdı.
 
Müfettişlerden herhangi biri hakkında soruşturma başlatıldı mı şimdiye kadar? Başlatılmadıysa sizce neden?
Müfettişler ve diğer kamu görevlileri hakkında soruşturmalar savcılık tarafından zaten başlatılmıştı ve yargılanmaları için ilgili bakanlıklardan izin istenmesine rağmen izin verilmemişti. Savcılık Danıştay’a müracaat ederek izinlerin alınmasını talep etmiş ve bu talep Danıştayca kabul edilmişti. Buna rağmen hala bakanlıklar, ilgili müfettişler ve iş müfettişlerinin yargılanması için izin vermemiş durumda. Nedeni ise ilgili büroratlar yargılanırsa sonuçları siyasal iktidara kadar uzanacağı korkusudur.
 
AKP’nin bu katliamdaki rolü sizce nedir?
Tabii ki bu katliamın baş sorumlusu AKP’dir. Bakınız Türkiye’de faaliyet gösteren madenlerin yüzde doksanı AKP’lilerin veya yandaşlarının elinde. Buradan şu sonuca varabiliriz; bir tarafta çıkardığı özel kanunlarla ve adrese teslim ihalelerle madenleri ele geçirip ülkenin kaynaklarını kendi iktidarına aktarırken, diğer taraftan da bu kaynaklara bağlı yaşam bulan kurum ve kuruluşları kendi çizdiği hukuk çerçevesinde dizayn edip iktidarını sürdürme gayretine giriyor. Doğal olarak bu da tıpkı Soma da ve Ermenek de olduğu gibi iktidar, devlet, sendika ve şirket dörtlüsüyle bir yapı ortaya çıkartıyor, yaşanan ve bu şekilde giderse de yaşanacak olan katliamlara da sebebiyet veriyor. Diğer taraftan mevcut madenleri özelleştirme adı altında kendi yandaşlarına peşkeş çekip buradan kendisine ekonomik olarak fayda sağlarken, diğer taraftan da bu ekonominin bir kısmını seçim çalışmalarında kullanıp mevcut iktidarını sürdürme gayretinde bulunuyor. Ayrıca kurduğu başka bir sistemle de bu madenlerde çalıştırılacak işçileri zorla parti çalışmalarına dahil edip ve hatta iktidara oy verilmemesi halinde madenlerin kapatılacağını beyan ediyor. Durumun özeti bu…
 
Meclisteki iş sağlığı ve işçi güvenliği yasa tasarısı yeterli önlemleri kapsıyor mu sizce?
Mecliste son çıkarılan ‘iş sağlığı ve işçi güvenliği’ kanununa, onlar zaten ‘iş sağlığı ve iş güvenliği’ kanunu diyorlar. Bu konu aslında gerçek anlamda iş yerlerinde önlem almaya dayalı bir yasa ya da gerçek manada işçi sağlığı ve iş güvenliğini temel alan bir yasa olarak çıkmadı. Çok aşikar görünüyor ki bunun sonuçlarını önümüzdeki günlerde yaşayıp göreceğiz. Çünkü genel olarak işyerlerinde, özellikle yüksek öncelikli risk taşıyan işyerlerinde çalışanların iş sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmasına, denetlenmesine ve işçi sağlığı iş güvenliği araç gereç ve tecisatlarının uygun bir biçimde tedarik edilmesine ve kullanılmasına yönelik, diğer yandan da bunların düzenli olarak eğitimlerinin gündeme getirilmesini sağlamıyor. Daha önce çıkarılan yasayla aslında sorumlulukları sermayenin tahakkümü altında ücretli çalışan çalışanların üzerine, yani iş güvenliği elemanları diye tabir ettiğimiz elemanların üzerine yıkmaya ve asıl işverenin sorumluluğunu yok etmeye yönelik bir düzenleme olarak karşımıza çıkmış vaziyette. Diğer yandan madenlere yönelik özel olarak çıkarttıkları kamuoyu tarafından da yaşam odaları diye ifade edilen şey - aslında böyle bir şey söz konusu değil - diye bir yasal düzenleme söz konusu değil. Burada zaten kendi ifadesiyle sığınma odalarından bahsediliyor.
 
Bunlar da çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek ve 2017’den sonra yürürlüge girecek. Soma’da katliam yaşandıktan sonra alınan tedbirler gerçek manada herhangi bir iş sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alındığını söyleyemeyiz. Var olanları bir parça daha belki düzenlemeye yönelik bir takım çalışmalarda bulunuldu. Mevcut üretim ilişkileri devam eden madenlerde de ciddi sıkıntılar bulunuyor. Araç-gereçlerden, maskelerden tahliye bantlarına kadar herhangi bir düzenleme söz konusu değil. Mevcut durum devam ediyor aslında ve yeni iş cinayetlerine zemin hazırlayan çalışma ilişkileri maalesef devam ediyor. Hatta giderek üretim zorlaması içerisinde oldukları ve yeni ocaklarda, daha doğrusu kaza geçiren yani yanan ocak da dahil olmak üzere, yeniden üretim çalışması başlatmak üzereler.
 
Sizin mahkeme süreci ile ilgili bir programınız var mı? Neler yapıyorsunuz?
13 Nisan’da başlayacak olan mahkemeye yönelik başta katledilen madenci eşleri, aileleri olmak üzere birlikte bir programınız var. Bu program şu şekilde; sabah yedi buçukta madenci anıtı önünde toplanacağız ve bir anma gerçekleştireceğiz. Daha sonra araçlarla Akhisar’a gideceğiz ve aileler mahkemeye dahil olmaya çalışacaklar. Diğer illerden gelen arkadaşlarımızla yaklaşık 10 gün süreceği ifade edilen mahkemede toplumsal muhalefet hareketleri ve çevreler örgütler, yapılar, dernekler ve meslek kuruluşları ile birlikte mücadele vermeye ve gerçek sorumluların da yargılanmasına yönelik mücadele etmeye çalışacağız.
 
Muhalif hareketler, Soma ile ilgili başlayan bu dava sürecini nasıl ele almalı sizce?
13 Nisan’da başlayacak olan bu mahkemenin aslında sadece dava sürecine indirgenemeyeceğini, katledilen 301 madencinin aslında bundan sonra iş kazalarının gündeme gelmemesi için nelerin yapılması gerektiğini gösterdiğini anlıyoruz. Her zamankinden daha fazla inanıyoruz ki toplumsal muhalefet dinamikleri, güçleri ve yapılar 13 Nisan Mahkemesi’ne gerekli duyarlığı gösterecektir. Oluşturulacak olan toplumsal duyarlılık gerçek manada işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmasının belki de gerekçesi haline getirmiş olacaktır. Buradan esas söylenmesi gereken şey şu: Tabii ki Soma’da 301 madenci katledildi ama bu memlekette her sene yaklaşık iki bine yakın insan iş cinayetlerine ve katliamlarına maruz kalıyor.
 
Yani bu olacak gibi değil. Buna karşı yapılacak önlemler normlar ve gerekse meslek odalarının, sendikaların buna ilişkin gündemin getirdikleri önermeler çoğu iş yerlerinde denetim mekanizmalarının oluşturulmasına katkı sağlıyor. 13 Nisan’da başlayacak olan mahkemeye yönelik başta katledilen madenci eşleri, aileleri olmak üzere birlikte bir programınız var. Bu program Nisan’da gündeme gelecek. Program kapsamında sabah yedi buçukta madenci anıtı önünde toplanacağız ve bir anma gerçekleştireceğiz.
 
Daha sonra araçlarla Akhisar’a gideceğiz. Burada aileler mahkemeye dahil olmaya çalışacaklar. Diğer illerden gelen arkadaşlarımıza yaklaşık 10 gün süreceği ifade edilen mahkemede muhalif hareketler, yani toplumsal muhalefet hareketleri ve çevreler, örgütler, yapılar, dernekler, meslek kuruluşları şunun farkındalar. 13 Nisan’da başlayacak olan bu mahkemenin aslında sadece 301 madenciyi ilgilendirmiyor. 301 madencinin ölmesi ile birlikte bundan sonra insanın kazaları gündeme gelmiştir. Bunun doğrultusunda gerekli ve işin aynen önüne geçmek için bir vesile olması gerektiğinin bilincindeler.
 
Sonuç olarak iş yerlerinde meslek odaları, sendikalar, işçi, işveren mekanizmaları, gerçekten insana değer veren ve onların daha sağlıklı koşullarda insanca çalışabilecek çalışma ilişkilerini, çalışma ortamlarını yaratmak zorundadır. 13 Nisan’da başlayacak olan mahkemenin buna vesile olmasını diliyoruz.