Hakkını helal etmek... - S.Murat Çakır

Hakkını helal etmek deyiminin anlamına baktım sözlükte. “Geçen hakkını, emeğini bağışlamak” anlamına geliyor...

Geçtiğimiz hafta Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanı Faruk Çelik TBMM’de veda konuşması yaparken sözlerini “hakkınızı helal edin” diyerek bitirdi... Bakanlık yaptığı sürede 2007 yılının son dört ayında 348, 2008 yılında 866, 2009 yılının ilk dört ayında 390, 2011 yılının son altı ayında 855, 2012 yılında 878, 2013 yılında 1235, 2014 yılında 1886 ve 2015 yılının ilk 3 ayında ise 351 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Yaklaşık 7000 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Nasıl hakkımızı helal edelim...

Genel Sağlık Sigortası uygulaması sizin Bakanlığınızda gerçekleşti. Parası olanlar hastaneye gidebiliyor parası olmayanlar gidemiyor. Daha geçen gün AMD olan ve kök hücre tedavisi görmek zorunda olan çocuklarını tedavi ettiremeyen iki kadın, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi’nde intihar girişimi ve eylem gerçekleştirdi. Nasıl hakkımızı helal edelim...
 
Kademeli olarak yükseltilen emeklilik yaşı, 1 Ocak 2048 tarihi itibariyle 65 yaş olarak uygulanacak. Yaşlılarımız emekli olamıyor, aç muhtaç kalıyor. Çalışmak zorunda kalıp inşaat tepelerinde yaşamlarını yitiriyor. Nasıl hakkımızı helal edelim...
 
Yeni İstihdam Paketi ve İşkur’un işlevini görüyoruz. Taşeron uygulamasına bile rahmet okutacak uygulamaları hayata geçirdiniz. Milyonlarca insanımız, gençlerimiz işsiz. Kısa süreli çalışmadan evde çalışmaya kiralık işçi bürolarına uygulamalara başladınız. Nasıl hakkımızı helal edelim...
 
Asgari ücret 949 Lira. Bu para asgari geçim ücretinin bile altında. İşçiler emekçiler sefalet içinde. Oysa sıra patronlara geldi mi kesenin ağzını açıyor, para, arazi, enerji her türlü teşviği kaşılıksız veriyorsunuz. Adaletsizsiniz. Nasıl hakkımızı helal edelim...
 
Sendikalar yasasını kabul ettiniz. Ancak 20 milyonu aşkın emekçiden yalnızca 1 milyon civarı sendikalı. Sendikal özgürlük dediniz sendikaya üye olan işçilerin işten atılmasına ses çıkarmadınız. Kamu emekçilerine ise göstermelik sendikal hak tanıdınız. Nasıl hakkımızı helal edelim...
 
15 bin metal işçisi hakları için greve çıktı. Grevi milli sağlığı bozduğu gerekçesiyle hukuksuz olarak ertelettirdiniz. Metal patronlarının örgütü MESS’le birlikte hareket ederek metal işçilerine düşman kesildiniz. Daha evvel de başka sektörlerde grev ertelemesine karar verdiniz. Nasıl hakkımızı helal edelim...
 
Utanmazca açıklamalar yaptınız: “Bana diyorlar işçi ölümleri karşısında vicdanen rahat mısın? Evet rahatım...” “İş kazası diye bir şey yoktur...” “2001’den bu yana 15 yaş altında bir işçi iş kazalarında öldü...” “Bakan mı gelip 50 liralık sivici takacak...” Nasıl hakkımızı helal edelim...
 
Geçen yılın eylül ayında yaptığınız açıklamada, “Oradan bir hafta önce haykırdım. ‘Beyler kendinize gelin. Taksim evet 1 Mayıs evet tatil oldu. Ama işçinin güvenliği, sağlığı, örgütlenme ile ilgili sorunları var. Bunları daha çok dile getiren bir 1 Mayıs anlayışı ortaya getirin’ dedim. Ne zaman? Soma’dan 1 hafta önce ve 1 hafta sonra Soma olayları ile karşılaştık...” Oysa emek ve meslek örgütlerimiz işçi sağlığı, asgari ücret ve işsizliğe dair çalışmalar yapıyor. Ve en başta işçilere karşı olan şiddetin en acı yüzü olan iş cinayetleri karşısında her yıl emekçileri 1 Mayıs’ta Taksim’e davet ediyor. Bakanlığın en üst amiri olan ve emri altındakilerden de sorumlu Bakan Çelik Soma katliamının suçunu Taksim’de 1 Mayıs alanına çıkan bizlere buluyor... Nasıl hakkımızı helal edelim...
 
Evet önümüz 1 Mayıs... Yine alanlardayız ve yine Taksim’deyiz... 2015 yılı emekçiler için daha kritik bir öneme sahip. Emeğin haklarını talep etmek yanında kardeşliğin ülkesini de kurmayı daha da fazla haykırmamız gerekiyor. Hem baskı politikalarına karşı hem de bu tip demogojilere karşı gerçeklerin üzerini örtmemeleri için...