Önemli bir işçi kenti olan Bursa, şu sıralar farklı sektörlerdeki işçilerin örgütlenme mücadelesine ve direnişlerine ev sahipliği yapıyor.Bunlardan biri de TÜMTİS sendikamız öncülüğünde süren uzun araç şoförlerinin diğer bir adıyla ‘çekiciler grubu’ şoförlerinin sendikalaşma mücadelesi.
Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Gürsoy şirketler grubuna bağlı Me-Par Nakliyat şirketi, Tofaş ve Ford’un ürettiği araçların Türkiye geneline dağıtımını yapıyor. Galatasaray eski yöneticilerinden Ergün Görsoy’un sahibi olduğu Me-par nakliyatın Bursa’da 40 yıla dayanan bir geçmişi bulunuyor.
İlk defa bir sendika çatısı altında birleşen Me-Par nakliyat şoförleri,yasaların aradığı sendikal çoğunluğu sağladıkları halde toplu sözleşmeli bir çalışma hayatı için işyeri önünde direnişlerini sürdürürken bir yandan da hukukun olur vermesini bekliyorlar.
‘İtiraz hakkı’ ve etkisizleştirme operasyonu
Ne yazık ki,işverenin itirazı ile yasal TİS süreci duruyor ve mahkeme sonucuna kadar hiçbir işlem yapılamıyor. Yasadaki bu itiraz hakkını kötüye kullanan işverenler süreci durdurmak, mümkün olursa uzatmak için elinden gelen her şeyi yapmaktan geri durmuyor. Kötü niyetli işveren, bu uzun dava sürecini; tehdit, baskı, şantaj ve şeytanın bile aklına gelmeyecek başka yöntemler kullanarak değerlendiriyor. Döneme özgü farklı yöntemler bulmakta oldukça usta olan işverenler bu süreci sendikal örgütlülüğü dağıtmak, işçileri istifa ettirip sendikayı etkisizleştirmek için kullanıyor.
Me-Par’da2011’de başlayan örgütlenme çalışmasında işveren sendika üyesi 15 işçiyi işten çıkardı. İşten çıkarılan işçilerin işe iadesi için dava açıldı ve dosya Yargıtay’a gönderildi. Mart 2014’te davayı görüşen Yargıtay, işçilerin sendikal sebeplerden dolayı işten çıkarıldığına hükmetti ve işe iade kararı verdi. Bu gelişmeler olurkençoğunluk tespiti için yeniden Çalışma Bakanlığı’na müracaatta bulunuldu.
İşverenin görmek istemediği çoğunluk!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre işyerinde çalışan işçi sayısı 218 idi ve çoğunluk için yasanın aradığı sayıya ulaşılmıştı. Bakanlık tarafından çoğunluk bulunulduğuna ilişkin tespit yazısı 2014 yılı Temmuz ayında işveren ve sendikaya gönderildi. Tespit yazısını alan işveren, çalışan sayısının 218 değil, 286 olduğunu iddia ederek çoğunluk tespitine itiraz davası açtı. Yasa gereği 2 ay içinde sonuçlandırılması gereken davada mahkeme ilk duruşmayı 2,5 ay sonraya verdi. Yapılan ilk duruşmada bu kez tanık dinleyeceği gerekçesiyle 2,5 ay sonraya bir duruşma günü daha verdi. Mahkeme, dava açıldıktan 5 ay sonra yapılan duruşmada bu kez yetkisiz olduğuna hükmetti.
Dava devam ederken üyelikler devam etti. İşverenin “işçi sayısı 286”dır iddiasına göre de sendika yasal çoğunluğu sağlandı ve Bakanlığa bir kez daha başvuruda bulunuldu. Ancak bakanlık devam eden bir dava olduğu gerekçesiyle çoğunluk tespiti yapmadı. Yani sonuç olarak; 7 ay’dan bu yana işverenin haksız itirazları nedeniyle toplu sözleşme görüşmelerinebaşlanamamış, işçilerin sendikal hakları fiilen gasp edilmiş oldu.
Bu arada işveren de boş durmadı elbette! Sendikal örgütlenmeye öncülük eden işçiler üzerinde yoğun baskı uyguladı. E-devlet şifrelerine el koyarak istifaya zorladı ve mobbing uyguladı. Şoförleri açığa aldı, araçlarını değiştirdi, ücret kesintisi yaptı ve bir dizi baskının ardından 2014 Ağustos’unda 11 işçiyi daha işten çıkardı.
Uzun araç şoförleri ne istiyor?
Türkiye’de sayıları yüzbinlerle ifade edilen uzun araç şoförleri, aynı zamanda kullandıkları aracın operatörlüğünü de yapıyor. İşverenler için uzun araç şoförlerinin kullandığı aracın bir tekerinden bile kıymeti yok!
Çalışma koşulları kölelik koşullarını aratmıyor. İş güvenliği tedbirleri yok denecek düzeyde. Karayolları kanununa göre şoförlerin 9 saat olması gereken yoldaki süreleri uzun çalışma saatleriyle ihlal ediliyor. Örneğin, Bursa’dan Gaziantep yada Mersin’e gidişte 3 gün yolda geçiyor. Bu süre zarfında araçların içinde dinlenmeye çalışıyorlar. Yeterince dinlememekten kaynaklı aşırı yorgunluk ve buna bağlı dikkat eksikliği oluşuyor. Bu durum da doğal olarak kazalara davetiye çıkarıyor.
Bundan dolayıdır ki sektörde iş kazaları ve iş cinayetleri sıklıkla yaşanıyor. İş cinayetlerinin en çok yaşandığı işkollarından biridir. Aşırı yorgunluk, yeterli ve uygun dinlenme olanaklarının olmaması nedeniyle yaşanan iş kazalarısonucunda genellikle işçilerin çok düşük ücretleri ile karşılayamayacakları hasarlar oluşmakta. İşverenler ise araçlarda oluşan hasarın faturasını şoförün kendisine kesiyor.İşveren, sigortadan aldığı hasar bedelini işçiden bir kez daha tahsil ediyor.
Ücretleri asgari ücret düzeyinde olan uzun araç şoförlerinin aldığı yol harcırahı ise kilometre başına 230 kuruş! Üstelik, beslenme masrafı da bu ücrete dahil.
Bu koşullar altında çalışmaya daha fazla dayanamayarak sendikal koruma için örgütlenen uzun araç şoförleri,hukuk sürecinin bir an evvel son bulmasını ve sorunlarının toplusözleşme masasında çözümlenmesini bekliyorlar.
Bursa halkı Me-Par işçilerinin yanında
İşten çıkarılan 11 işçinin ise içerideki baskının son bulması ve işe geri dönme talebiyle başlattığı direniş devam ediyor. Her gün işe gider gibi direniş alanına gelerek bekleyişini sürdüren işçilere kardeş sendikaların ve Bursa halkının desteği de büyük.
Uzun araç şoförleri girdikleri yolun virajlarını ve son durağın neresi olduğunu biliyor artık.
Onlar söyleyeceğini söyledi şimdi sıra mahkemelerde!