Meclis'te görüşülen Torba Yasa'da işçinin sağlığı ve güvenliği dışında her şey mevcut

Burjuvazi ve siyasal temsilcilerinin işçi sınıfının en yakıcı ve yaşamsal sorunları karşısında takındıkları sınıf tavrı herkesin malumudur. Toplumsal basınçla bazı sorunları çözüyormuş gibi göründüklerinde bile esasında hem o sorunu derinleştiren ama hem de diğer kazanılmış hakları da bu çözümsüzlükle birlikte gasp eden bir pratiğin sahibidir onlar.
 
2014 yılında yaşanan toplu işçi katliamlarından sonra (Soma, Torunlar, Ermenek, Yalvaç) toplumsal tepkinin konusu haline gelen iş cinayetleri, hükümete bir Torba Yasa hazırlatmıştı. İşçi sağlığı ve güvenliğini değil, işin verimliliğini merkeze koyan, cinayetleri "bu işin fıtratında var" yaklaşımlarıyla meşrulaştıran bir anlayışla hazırlanan yasalar da doğal olarak bu mantığa uygundu. Buna rağmen toplumsal basınç tamamen görmezden gelinememiş, torbanın içine işçi lehine diyebileceğimiz kimi kırıntıların atılması da sözkonusu olmuştu. Ondan sonra maden patronlarının nasıl bir şantajcılıkla hareket edip, 'maliyet yükseliyor' bahanesiyle binlerce işçiyi kıyımdan geçirdiklerini biliyoruz.
 
Bu süreç maden sektöründe sermayenin merkezileşmesiyle de iç içe geçerek şimdi başka boyutlar kazandı. Neoliberal politikalarda ustalaşan burjuva hükümet, patronların bu pasını alarak şimdi Meclis'e yeni bir torba daha getirdi. İşçi sınıfının kazanılmış haklarının alenen gaspedildiği bu torbaya son anda eklenen bir madde ise burjuvazinin sınıfa dönük saldırganlığının boyutlarını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
 
Bu maddeye göre bundan sonra iş güvenliği önlemlerine uymayan, gerekli malzemeleri gerektiği biçimde kullanmayan işçiler patronların 3 uyarısından sonra tazminatsız işten atılabilecek! Son derece keyfi uygulamalara neden olabilecek bu maddenin yasalaşması demek işçi ölümlerinin artmasının yanı sıra, henüz tamamen gasp edilememiş kıdem tazminatı hakkının da son derece keyfi nedenlerle gaspının önününü açabilecek.
 
İşçi ölümünden ya da yaralanmasından sorumlu olacak!
Meclis Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Alt Komisyonu'nda görüşülen İş Sağlığı ve Güvenliği ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'na hükümet üyelerince eklenen maddeye göre, iş güvenliği kurallarına uymayan, bununla ilgili malzemeleri kullanmayan işçiler patronlar tarafından 3 kez uyarı aldıkları durumda tazminatsız olarak işten atılabilecek.
 
Patronlara kıyak!
İş güvenliği ve işçi sağlığını işçiye yükleyen düzenleme işçiyi ölümünden ya da yaralanmasından sorumlu tutmuyor sadece. Aynı zamanda patronlara kıyak diyebileceğimiz iyileştirmeler de yapıyor. 4857 sayılı İş Kanunu’nda yer alan ve patronun haklı nedenlerle derhal fesih hakkını düzenleyen 25’inci maddeye yeni fıkranın eklenmesiyle yapılacak değişiklikle, işverenin iş güvenliği önlemlerini almadığı takdirde vermesi gereken bin liralık ceza da 500 liraya düşürülecek. 
 
Sözün kısası patronlar mevcut yasada sadece yüz kızartıcı suçlar ya da hırsızlık gibi durumlarda uygulanan tazminatsız işten çıkarmayı (25. madde), oldukça keyfi bir uygulama haline getirerek işçinin henüz tümüyle gaspedilmemiş ve aslında kıyımları da nispeten frenleyen tazminat hakkını son derece keyfi yorumlarla kapsamlı bir uygulama haline getirebilecekler.
 
İkincisi iş güvenliği önlemleri almayan patronlara yazılan komik para cezası (mevcut uygulamada bin TL) bile çok görüp 500 TL'ye indirerek esasında patronların daha kolay katletmeleri konusunda ellerini güçlendirecekler.
 
Gece mesaisi sınırlaması kaldırılıyor!
Sözümona iş güvenliği ve işçi sağlığı adına Meclis komisyonuna getirilen diğer bir öneri de sanayi dışındaki sektörlerde 7.5 saatlik gece çalışma sınırının kaldırılması. Önerge yasalaşırsa sanayi dışındaki güvenlik, sağlık gibi alanlarda işçiler gece tüm gün çalışılabilecek. İş Kanunu’nun 69. maddesine yapılması istenen eklemede “Sanayiden sayılmayan işlerde işçinin yazılı onayının alınması şartıyla 7.5 saatin üzerinde gece çalışması yaptırılabilir” deniliyor.
 
İşsizlik korkusunun "işçinin rızası" gibi bir zemini baştan dinamitlediğini düşünecek olursak aslında böyle bir koşulun da ne kadar anlamsız olduğunu anlarız. Bu tasarı geçerse, bundan sonra sanayi dışındaki (ki bu da esnek bir kavramdır) diğer sektörlerde 11-12 saatlik gece mesaileri yasal statü kazanabilecek. Bunun sonuçlarını kestirmekse zor olmasa gerek.
 
Kavga davetidir!
Komisyon üyesi CHP milletvekili Özgür Özel yaşanan tartışmalardan sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın tasarıyı geri çektiğini belirtiyor. Fakat böyle bir tasarının gündeme getirilmesinin bile önümüzdeki dönemde nasıl bir saldırganlıkla karşı karşıya kalacağımızın açık ifadesi olduğu ortada.
 
Ayak sesleri giderek daha da yakınlaşan yeni büyük ekonomik krizle birlikte düşündüğümüzde burjuvazinin aslında gözümüzün içine baka baka fütursuz bir kriz hazırlığı yaptığı dolaysızca anlaşılacaktır.
 
İşçi ölümlerini durdurma iddiasıyla hazırlanan bir tasarıya, işçi sınıfının ölümünden sorumlu tutulması yetmiyormuş gibi, kıyımını kolaylaştıracak, kıdem hakkının pervasızca gaspının önünü açacak, gece mesaisi konusundaki mevcut kazanımların üzerine kalem çekecek düzenlemelerin konulması, kavga daveti dışında bir anlam taşımıyor!