Ölen Yine İşçi - Necati Kökat ile söyleşi

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu Konya İl Temsilcisi ve Demiryol-İş Sendikası Konya Şube Başkanı Necati Kökat, Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun yerinde ancak uygulamada yetersiz olduğunu söyledi.
 
‘’Ülkemizde sendikacılık her geçen gün dibe vuruyor’’

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu Konya İl Temsilcisi ve Demiryol-İş Sendikası Konya Şube Başkanı Necati Kökat ile Türkiye’de sendikalaşma yapısı, sendikalaşmanın ülkemiz açısından anlam ve önemi gibi birçok konuya değindiğimiz keyifli bir röportaj yaptık.

Sizi tanıyabilir miyiz?

1956 yılında Konya’nın Derbent ilçesinde doğdum o yıllarda Derbentte ortaokul olmadığı için Konya Karma ortaokulunda öğrenimime devam ettim. Ortaöğretimi bitirdikten sonra demiryolları bünyesinde meslek okulu lise modülü bir okulda eğitimimi tamamladım. Demir yollarında işe başladım. Şimdi de aynı iş yerinin aynı iş kolunun sendikacılığını yapmaya devam ediyorum.

Sendikacı olmaya karar vermenizi etkileyen faktörler nelerdi?

1.sebebi merakımın olmasıydı. Maaşlar nasıl hesap edilir? Nasıl alınır? Hak ettiklerimiz nedir? Alacağımız nedir? Onu bilmek istedim muhasebeci olmadığım halde teknik konulara heveslendim maaşımı ne kadar alacağım konusunda kendi hesabımı yaptım. 2. Sebebine gelecek olursam 1980 ihtilalin de Konya da bir Ulaştırma Albayımız vardı.İstasyonda ihtilal olduktan sonra yanında 4 tane askerle birlikte her gün iş yerlerini arıyordu. Bizim soyunma dolaplarımızı, iş yerindeki dolaplarımızı arıyorlardı. Bu oldukça zoruma gitti zaman zaman haddim olmayarak belki albaya çıkışlarda yaptım ‘komutanım ne hakkınız var burada millet yıllardır çalışıyor burada esrar, eroin kaçakçılık mı olacak zaten müdür her şeyi biliyor’ dedim.  Tabi o günkü idare onlarda olduğu için bizi sert bir üslupla karşıladı bizimde oldukça zorumuza gitti dedik nasıl buradaki kişilerin hakkını koruruz nasıl savunuruz onları,noktasında bu olay bizi sendikacılığa yönlendirdi sendikacı olalım dedik ve o şekilde albayın etkisiyle sendikacılığa başladık.

Sendikacılık hayatınız boyunca unutamadığınız bir anınız var mı?

Biz tabi her türlü sendikacılık yapıyorduk işçilerin sadece iş yerindeki haklarından ziyade onlara nasıl faydalı olabiliriz diye düşünüyorduk. Tüketim kooperatifleri açıp ucuz kömür getirmeye çalıştık kendimizin taşıma hakkı vardı demiryollarından sözleşmeyle almıştık. Bu taşıma hakkını bedava kullanarak ocaklarda maliyetine kömürler getirirdik. Dolayısıyla çok cüzi miktarda olduğu için üyelerimizden parasını toplar kömüre yatırır ve getirirdik. Birinde kömür müteahhitleri tarafından dolandırıldık kömür müteahiti’’ çok daraldım işçilerin parasını veremedim hemen parayı verirseniz size kömür göndereceğim ‘’dedi. Bizde hepsini değil ama bir kısmının parasını verdik. Kış ortasına kadar kömür gelmedi işçi arkadaşların da bize güvendikleri için tepkileri olmadı ama dolandırıldık maalesef adamı mahkemeye vermeyi düşündük ama sırada zaten bir sürü alacaklı varmış icralık biriymiş karar verdik dedik gidelim adamın ocağından kompresörleri alalım gelelim satalım onun parasıyla kömür alalım dedik. 10 gözü kara arkadaş bulduk toplandık açık kamyonlara bindik Kütahya’nın Altıntaş İlçesinde dağın tepesinde gece tepeye kadar çıktık. Ocağın bekçisi bekliyor tabi çalışan filan yok 2 tane kompresör var Bekçi bize tabancasını çekti kimse girmesin dedi bizde bekçinin elinden silahını aldık ve tuttuk diğer arkadaşlarda kompresörlerden birini arabanın üstüne yükledi diğerini de arkaya taktık. Adam çırpınıyor beni bırakın ben gideyim diye tabi olay farklı boyutlara taşınmasın diye biz adamı serbest bıraktık belli bir mesafe aldıktan sonra tabi biz bir müddet gittikten sonra kompresör lastik tekerler vardı onlar yanmaya başlamış. Büyük sıkıntılarla dağdan aşağı indik. Hangi tarafa gidelim Gediz tarafına mı gidelim yoksa Konya tarafına mı gidelim derken dedik Gediz tarafına gidelim Gediz’e vardık tepeden baktık yolun üzerinde nerdeyse bir tümen asker bizi bekliyor. Tabi 10 kişi olduğumuz için oradaki arkadaşlara bir kısmınız kaybolsun biz gidip teslim olalım dedim.  Orada ki arkadaşların büyük bölümünü kaçırdım. Herkes memlekete döndü bizde Gediz’in içine kadar indik. Başçavuş önümüze çıktı gelin bakalım kompresör hırsızları, kömür hırsıları diye bize hitap ederek askerlik şubesinin bahçesine çekti biz tabi çok etkilendik hırsızlık gerçi yaptığımız iş ama alacağımızın karşılığını almak için yaptık bunu anlatmak zor ama aslında haklıydık orada bizi bir müddet tuttular sonra Altıntaş da mahkemeye sevk ettiler hâkime derdimizi anlattık başından sonuna kadar elimizde tabi müteahhidin teminat mektupları da vardı onları da sunduk hakim bizi serbest bıraktı. Kompresörleri aldık burada mütahitten alacağımız karşılığında sattık. Onun parasıyla başka yerden kömür temin ettik. Tabi 10 tane gözü kara arkadaş bu davaya inandıkları için bizimle beraber geldiler birlikte başardık bu anıyı hiçbir zaman unutamam.

Konya ve Ülke genelinde işçi ve işçi sağlığına gereken önem veriliyor mu sizce?

İş sağlığı iş güvenliği yasası 6331 sayılı yasa yeni çıkan bir yasa geçen yıl çıkmıştı bu kanun hakikatten mükemmel bir kanun bizimde istediğimiz doğrultuda bir yasa,bu kanun çıkana kadar geçmişte maalesef hiçbir şey yapılmıyordu insan değeri o kadar ucuzdu.Kanunu bizde takip edelim dedik güzel bir kanun ama maalesef uygulamada eksiklikler aksaklıklar oldu bu tespit edildi denetimlerde tespit ediliyor bir inşaat sektörünü düşünün bir işçi bareti taktığında bütün önlemleri almış gibi gözüküyor hâlbuki daha birçok alınması gereken önlem var bütün tedbirleri alması lazım altındaki kalas çıkmış iskelenin bir tarafı düşecek patronun onu gördüğü yok yine sanayiye gittiğin zaman bir tarafta kimyasal boya yapılıyor diğer tarafta kaynak yapılıyor bunun bir tedbiri alınmıyor boyahaneye girdiğin zaman hava sirkülasyonu yapacak havayı temizleyecek bir aksesuar konulmamış yine kaynak atölyesinde bu tür tedbirler alınmamış kanunda bunların yaptırımları ceza müeyyideleri var istisna olan iş yerleri tabi ki var hepsini kötülemenin de anlamı yok ama bugün maalesef bu kanuna uyan yok denetimler çok zayıf ülkenin acı bir kaderi kömür ocakları madenlere girmek istemiyorum çünkü bunu yıllardır, aylardır konuşuyoruz. Ermenek’te de bulundum ben denetim bölümünde maalesef adam karşına çıkıyor şu şu tedbirleri al dediğin zaman şunlar şunlar eksik dediğinde ben onları almaya başlarsam ocağı bir müddet kapatacağım 250 tane işçi dışarıda kalacak diyordu.  Gerekirse işçiler bir müddet dışarıda kalsın ama bedel ödemeyelim içeri girdiği zaman belki 10 tanesi 20 tanesi ölecek göz göre göre ölüme göndermeyelim dediğim zamanlarda karşımıza değişik değişik söylemler çıkıyor. Konya da ki, veya ülke genelinde ki iş güvenliği işçi yasası iyi ama tedbirler denetimler çok zayıf uygulamada sıkıntı var.

Ülkemiz de bu kadar çok kaza yaşanmasının nedenini neye bağlıyorsunuz?

Bu klasik bir cevap olacak ama iş kazaları yönünden dünya da üçüncüyüz Avrupa da birinciyiz Türkiye de olan iş kazalarının da yüzde 98’i önlenebilir iş kazaları bu kazaların daha evvel tedbirini alırsak bu kaza burada olmaz yüzde 98’i önlenebilir iş kazalarının, sebeplerinden birincisi ihmal, ikincisi tedbirsizlik üçüncüsü ise eğitimsizlik oraya gidecek işçinin eğitiminin zayıf oluşu ve oraya gidecek işçiye eğitim verilmemiş olunması eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Maalesef iş kazalarında Türkiye olarak şu an üçüncüyüz ama öyle zannediyorum ki birinci sıraya doğru gidiyoruz. Çünkü son zamanlarda yaşadığımız olaylar iç açıcı değil maalesef iş kolları bazında da kazaları öyle değerlendirdiğimiz zaman bugün elma toplamaya giden bayanlar işte geçen Akşehir de oldu iş kazası 18 kişi öldü. Parayı kazanan kişi bu adamları 35 liraya çalıştırıyor patrondan 55 TL alıyor 20 TL’yi cebine atıyor gittikleri araçların fenni muayenesinin yapılıp yapılmadığı kontrol bile edilmiyor doğru dürüst arabanın freni tutmuyor. İşçi sınıfı olarak Trafik kazasında ölen biziz,  inşatlardan düşüp ölen biziz, asansörden düşüp ölen biziz ama ücretlerden de en az payını alan biziz askeri ücret var taşeron işçiliği var bunlarda en düşük ücretleri alan kişiler maalesef bu insanlar o yüzden bunların bedeli böyle olmamalı en azından herkes hak ettiği kadar ücretini almalı diye düşünüyorum bu kazalar neticesinde hükümetimizde bazı tedbirler almaya çalışıyor iş güvenliğinden tutunda hepsi lazım ama şu anda bu ölümlerin olmaması temennisi ile bu tedbirlerin faydalı olacağını düşünüyorum.

Son 12 yıldır sendikalaşmanın önü kesilmek mi isteniyor bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu iktidar döneminin 10-12 yıl öncesinde sendikalaşma oranı yüzde 53,4 deyken sendikalaşma oranı şimdi 9,6’lara düştü. Bunun sebebini iktidarların sendikalara bakış açısı diye değerlendiriyorum çünkü bazı yerlerde sendikalar işverenin sendikası diye ayrıldı bu çok kötü bir şey emeğin aslında ayrılmaması lazım, emeğin temsilcisinin ayrılmaması lazım ama maalesef şu hükümetin sendikası şu falancanın sendikası gibi böyle ayrımlar başladı. Bunu kendi yöremizde yapanlarda var bunu yaşıyoruz ben bölge temsilcisiyim bana 7 tane il bağlı bunu çok iyi görebiliyorum. Maalesef yerel yönetimlerin baskısıyla bugün işçi sendikaları değiştiriliyor adamın ekmeğini ortaya koyuyor işten atarım diyor bugün bırak yarın şu sendikaya gideceksin diyor dolayısıyla işçi mecbur kalıyor bu örgütlenmenin önü oldukça kapalı söylediğim rakamlardan da anlaşılacağı üzerine nerdeyse hemen hemen sendikacılık yok denecek durum da şu an dibe vurdu yani kısacası.

Türkiye genelinde ki sendika yapısı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sendikalaşmanın Türkiye için önemi ne?

Türkiye’de sendikacılık aslında olmazsa olmazımız yani bunu hükümetin de bilmesi lazım çalışanların da bilmesi lazım sendikalarında da bilmesi lazım sendikacılığın aslında diğer bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi direk atamayla gelen bir başkanlık sistemi veya idari sistemi yok aynı Cumhuriyet Dönemi gibi Cumhuriyet idari şekli gibi işçinin kendi arasında seçtiği kişiler zaten sendikacı olan bu bizim hakkımızı daha iyi korur diye seçtikleri kişiler seçiliyor. Sendika bir iş yerinin sigortasıdır bir iş yerinde sendika varsa orada kayıt dışı olmaz kayıt dışı hükümetinde büyük sorunlarından biri denetimi sendika kendisi yapar kayıt dışı denetimi kendisi yapar sendika olduğu taktirde otomatikman  kayıt dışı kendiliğinden ortadan kalkmış olur. Yine bir iş yerinde 50 kişi 100 kişi çalışan bir iş yerinde patron yüz kişiyle tek tek muhatap olmaz bir tane sendika başkanını çağırır çalışanların ücretlerine zam yapacağım denilir sendikayla pazarlık edilir ve kimseyle işveren muhatap olmaz ve sendika bu işi tek kişi götürür birde tabi iş yerinin olmazsa olmazıdır. Türkiye’nin bu kayıt dışı durumun önüne geçmesi noktasında kesinlikle sendikalara müsaade etmesi gerekiyor örgütlenmeye müsaade etmesi lazım sendikaların mutlaka var olması lazım ayakta durması lazım özellikle bizim anlayışımız sendikal anlayışımız yani bir iş yeri varsa orada işçi de çalışacak o iş yeri varsa sendika da var anlayışı içerisindeyiz yani dolayısıyla o iş yerinin kar etmesini istiyoruz işçi, işveren, sendika üçlü diyalogunun olmasından yanayız onun ayakta durmasını istiyoruz.

Peki, genç işçilere sendikalaşma konusunda önerileriniz var mı?

İşçiye bizim okullarımızda sendikacılık diye bir şey öğretmiyorlar meslek okullarında sendikacılık okulu yok yani öğretilmiyor derken bir bilgi de verilmiyor sendikayla ilgili dolayısıyla işçi olduktan sonra bu eğitim verilebiliyor. Sendikalar seminerler yapıyor öyle verilebiliyor aslında okullarda pilot bölge seçilip belli okullarda sendikacılığında dersi verilse buna hükümet tarafından ders konulsa seçmeli ders olabilir veya mesleki bir ders de olabilir kişi daha bilgili daha bilinçli olur. Niye sendikada olması gerektiğini anlar. Hükümet tarafından okullara ders konulsa daha iyi olur tabi işçi olduktan sonra sendikalar seminer veriyor eğitim yaptırıyor ama bunu işçi olmadan kişinin, yetişen gençliğin kafasına konulması sendikacılık sisteminin anlatılması lazım. O yüzden devletimizin de sendikacılığa el atması en azından sendikalara destek amacıyla destekleyici eğitim vermesi gerekiyor.