Bozüyük’te silikozis tehlikesi - Coşkun Canıvar

Silikozis hastalığı, kot kumlamada çalıştırılan işçilerde ardı ardına ölümlere neden olması ve binlerce insanın bu hastalığa yakalanarak ölümü bekler hale gelmesiyle kamuoyunun gündemine geldi. Sonraki süreçte verilen mücadelelerle kot kumlamanın yasaklanmasıyla silikozis gündemdeki yerini kaybetti. Oysaki silikozis taş ocakları, madenler, tünel kazıcılığı, dökümhaneler, cam sanayi, seramik, çimento, kiremit tuğla üretimi ve kum püskürtmenin olduğu tüm iş kollarında görülebilmektedir. Nitekim Bilecik iline bağlı Bozüyük’te seramik fabrikalarında çalışan işçilerden Gürhan Yüksel’in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yaptığı şikâyet sonrası silikozis tanıları arka arka gelmeye başladı. Kendisi de silikozis hastalığına yakalanan seramik işçisi Gürhan Yüksel’in Alo 170 hattına yaptığı şikayet sonrası Vitra Eczacıbaşı Yapı Gereçleri isimli fabrikada yapılan iş yeri teftişi ve işçilerin Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’ne yönlendirilmesi sonucu aynı işyerinde çalışan 61 işçiye silikozis tanısı koyuldu. 16 işçide silikozis şüphesi, 37 çalışanda da mesleki risk faktörüne maruz kalma tespit edildi.

Bozüyük’te 2013 yılı mayıs ayında Hasan Ali Uyar isimli emekli seramik işçisi silikozis nedeniyle hayatını kaybetti. Hasan Ali Uyar uzun yıllar seramik fabrikasında çalıştıktan sonra 2003 yılında emekli oldu. 2011 yılında nefes darlığı şikâyetleri ilerleyen Uyar, Mayıs 2013’de 56 yaşında hayatını kaybetti. Bölgede 10’dan fazla seramik fabrikası var. Bu fabrikalarda çalışan işçilerin ifadesiyle bölgede 10.000’e yakın seramik işçisi var. Sadece Vitra Eczacıbaşı Yapı Gereçleri isimli şirkette 1800 işçi çalışıyor. Denetim sonrası adı geçen fabrikada tozun havaya yoğun olarak karıştığı kuru teknikten, yaş sisteme geçildiği ama diğer fabrikalarda binlerce işçinin halen kuru teknikle çalışmaya devam ettiği biliniyor.

Bir yanda hastalık korkusu diğer yanda işsizlik tehdidi. Meslek hastalığı tanısı alan işçiler işsizlik tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar. Öte yandan silikozise yakalananların nasıl hayatını kaybettiğinin bilinmesi nedeniyle binlerce işçi ölüm korkusuyla yaşıyor. Birçok işçide ve yakınlarında bu kaygıya bağlı psikolojik sorunlar ortaya çıktığı biliniyor. Silikozis tanısı alanların dava süreçleri yıllarca sürüyor. Bu fabrikalarda çalışmış ve emekli olmuş çok sayıda işçiden ne kadarında hastalık geliştiği bilinmiyor.

İşçi sağlığı eğitimleri kağıt üzerinde veriliyor. 6331 sayılı yasa gereği şirketin vermesi gereken iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verilmiyor. İşçiler bugüne kadar kesinlikle herhangi bir eğitim almamalarına rağmen şirket yetkilileri tarafından eğitim çalışmalarına katıldıklarına dair imza attırıldığını ifade ediyorlar. Aynı yasa gereği iş yerinde oluşturulması geren iş sağlığı ve güvenliği kurullarından işçilerin haberinin dahi olmadığı ve çalışan temsilcilerinin kim olduğunu bilmedikleri anlatılıyor.

Sendika var ama mücadele yok. Türk-İş’e bağlı Çimse-İş Sendikası’nın fabrikalarda örgütlü olduğu ama bugüne kadar işçi sağlığı konusunda herhangi bir mücadele yürütmediği anlatıldı. Teftiş ve hastane başvuruları sonrası silikozis gerçeğinin ortaya çıkmasıyla sendikanın bu konuda yürüttüğü faaliyetin meslek hastalıklarıyla ilgili broşür dağıtmaktan ibaret olduğu ifade edildi.

Silikozis tamamen önlenebilecek bir hastalıktır. Havaya karışan serbest slika tozlarına maruz kalınması sonucu gelişen silikozis, diğer meslek hastalıklarında da olduğu gibi yüzde yüz önlenebilir. Slikanın havaya karıştığı tüm iş kollarında ayrıntılı risk değerlendirmelerinin yapılması, düzenli aralıklarla ortam toz ölçümlerinin yapılması, ortam koruyucu olarak bilinen etkin havalandırma sistemlerinin kurulması gereklidir. İşçilerin riskler ve tehlikeler konusunda işçi sağlığı eğitimleriyle bilgilendirilmesi, işçilerin periyodik muayeneden geçirilmesi, hastalık şüphesi durumunda konunun uzmanına veya meslek hastalıkları hastanesine işçinin yönlendirilmesi, kişisel koruyucuların temini ve kullanımının sağlanması gereklidir.