"En iyi denetim işçi örgütlülüğü" - Murat Çakır ile söyleşi

İşçi sağlığı ve iş güvenliği yazı dizimizin ilk bölümünde uzmanların görüşlerini almıştık. Dizimizin ikinci bölümünde odaların, kurumların ve sendikaların görüşleri ile devam ediyoruz. İlk olarak okurlarımızla İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nden Murat Çakır’ın değerlendirmesini paylaşacağız. Murat Çakır işçi sağlığı alanın piyalaştırıldığını ve mevcut politikaların emperyalizmle bütünleşme politikaları ile uyumlu gittiği düşüncesinde. Çakır çözümün işçi sınıfının örgütlülüğünden geçtiğini ifade ediyor.

Hükümetin son çıkarttığı iş güvenliği paketini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce hükümet tepkileri geçiştirmek için mi bu paketi çıkarttı?

Murat Çakır: Yeni iş güvenliği paketinin sadece adı yeni. AKP iktidarı daha evvel de bu ve benzer durumlarda yaptığı gibi süreci yönetmeye çalışıyor. Bunun ilk adımı AKP’nin iş cinayetlerinde rolünün olmadığı algısının yaratılması, suçun kurallara uymayan patron ve işçilerde olduğu. Gelinen noktada patronları da demek zorunda kalıyorlar ve Saffet Uyar gibi küçük sermaye gruplarını feda da edebiliyorlar. Diğer yandan da işçi ölümlerini, madenlerdeki özelleştirme uygulamalarını da meşrulaştıran adımlar bunlar...

“İŞÇİ SAĞLIĞI PİYASALAŞTIRILDI”

Pakette yer alan kimi maddeler daha önce bulunuyordu. Örneğin daha önceki AKP hükümetleri mesleki yeterlilik eğitim belgesi gibi belgelerin alımını karmakarışık hale getirmişti. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son yıllarda işçi sağlığı alanı da piyasalaştırıldı. OSGB (Ortak Sağlık Güvenlik Birimi)’ler türedi. Piyasa koşullarına fırlatılan binlerce işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı var. Esasen bunu emperyalizmle bütünleşme politikalarının devamı olarak görmek lazım. Özelde de bu taahhütler AB uyum belgelerinde yer alıyor. Bu durum aynı her şehre bir üniversite, meslek yüksek okullarının yüksek öğrenimin yüzde 40’ı haline getirilmesi gibidir. Mesleki yeterlilik eğitim belgesi gibi uygulamalar da uluslararası standartlaştırma politikalarının bir parçası. Tabi işin bir yönü de iş cinayetlerinde olduğu gibi sorumluluğu yaymak ya da eğitim, sertifika uygulamalarıyla çözüm oluşturma algısı yaratmak.

Son zamanlarda iş cinayetlerinde işverenlerin değil, uzmanların cezalandırıldığını ya da günah keçisi ilan edildiğini görüyoruz. Bu konuda ne yapılması gerekir?

Üniversitelerde hukuk fakültelerinde öğretirler. Bir suç varsa karar verme sürecinde en başta olanın bulunması lazım. Bu sermaye açısından ana işverene, devlet açısından da ilgili bakana kadar götürür. Oysa ne yapılıyor. Soma A.Ş.’de patron Alp Gürkan elini kolunu sallayarak yürüyor. Ya da Enerji Bakanı, son dönemde çıkan “istifa ettim Soma’dan sonra” söylemleri bir yana istifası yetmez ki, yargılanması gerekir. MİGEM, rödovans uygulamaları hep Bakanın sorumluluğunda çünkü. Diğer yandan iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleri de meslek etiğine uygun davranmalı. Yoksa sorumluluğu oranında cezasını çekmeli...

“İŞ CİNAYETLERİNDE EN İYİ DENETİM İŞÇİ ÖRGÜTLÜLÜĞÜ”

İnşaatlarda ve madenlerde iş cinayetlerini engellemek için neler yapılması gerekiyor? Esas olarak sektörün zorlukları neler? İş güvenliği önlemleri alınırsa gerçekten üretim azalır mı?

İnşaatlar ve madenler ölümlerin en görünür olduğu alan. Ancak bu iki sektör dâhil olmak üzere tüm işkolları için ortak bir çözüm var. Birincisi sendikalaşmanın önündeki her türlü engelin kaldırılması. İşyerindeki sağlık kurullarının en az yarısının işçilerden oluşması. Çünkü iş cinayetlerinin en iyi denetimi işçi örgütlülüğüdür. İkinci olarak her türlü güvencesiz çalıştırma biçiminin yasaklanması gerekiyor ki en başta taşeronlaştırma. Üçüncü olarak ise sendika ve meslek örgütlerinden oluşan bağımsız bir heyetin gerektiği zamanlarda denetleme yetkisinin olması... Örnek verilen ağır ve tehlikeli sektörlerde ise bazı özel uygulamalar gerekiyor. Çalışma saatlerinin işe gidip gelme saatlerinin de hesaba katılarak azaltılması. Barınma ve beslenme sorunlarının çözülmesi gibi... Son olarak bu sektörlerde iş güvenliği uzmanlığı yapanların sektörü bilmesi gerekir. Madenlerde iş güvenliği uzmanı maden mühendisi, inşaatlarda ise inşaat mühendisi olmalı... İkinci soru içinse sağlıklı ve güvenli koşulların sağlanması üretimi artıran bir unsurdur. Doğru maliyetleri artırabilir. Maliyetleri artırdığı için üretim azalacaksa ya da başka bir deyişle iş cinayetleri artarak ekonomik kalkınma sağlanacaksa olmasın böyle kalkınma...

“BİR NEFER OLARAK ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMAK LAZIM”

Önerilerinizi gerçekleştirmek için nasıl bir yol izlemek gerekiyor? Bu konuda söyleyecekleriniz nelerdir?

Esasen tek yol mücadele etmektir. İşçi sınıfının işçi sağlığı mücadelesi de kendi ellerinde. Çözüm dışarıda devletin yasal uygulamalarında, uzmanların ya da şu an benim söylediklerimde değil. Çözüm; işçi sınıfının kendi taleplerini oluşturarak hayata geçirmesindedir. Çözüm; Üretim sürecinin tek belirleyeni olma mücadelesinde. Ben de bu noktada bir nefer olarak üzerime düşeni yapmaya hazırım...