Hükümetin gündeminde olan Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 167 sayılı sözleşmesini içeren yasa tasarısı ile hazırlanan yeni "İş Güvenliği Eylem" paketini değerlendiren İŞHAKDER Sekreteri Mehmet Ortakaya, hükümetin iddia ettiği "İş cinayetleri azalacak" söyleminin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Ortakaya, "Türkiye'de emek pazarı can pazarına dönüşmüş" dedi.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) raporuna göre Ekim ayında en az 160 işçi yaşamını yitirdi. Yine İSİG raporlarına göre AKP hükümetinin iktidarda olduğu son 12 yılda 14 bin 445 işçi yaşamını yitirdi. AKP iktidarı, çok fazla insanın yaşamını kaybettiği iş cinayetleri sonrasında işçi güvenliği ile ilgili olarak yeni düzenlemeler getiriyor ancak düzenlemeler işçilerin çalışırken yaşamlarını kaybetmelerinin önünde engel olamıyor. Hükümet bugünlerde, inşaat sektörü çalışanlarına uluslararası standartlarda yeni güvenceler kazandırmayı amaçlayan, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 167 sayılı sözleşmesini içeren yasa tasarısı ile hazırlanan yeni "İş Güvenliği Eylem" paketi ile emekçilerin gündeminde. Hükümet çevrelerinin işçi güvenliğini sağladığını iddia ettikleri pakete tepki gösteren İzmir İşçi Hakları Derneği (İŞHAKDER) Sekreteri Mehmet Ortakaya paketin, patronları koruduğunu ve işçilerin daha çok mağdur edildiğini söyledi.
Ortakaya'ya göre, Türkiye'de kurallar var ancak, denetim yok. Türkiye'deki çalışma sistemlerinde kuralları denetleyecek iradenin olmadığını söyleyen Ortakaya,"Burada büyük eksiklik çıkıyor karşımıza. Devletin kamusal denetim mekanizmalar yeterli etkinlikte ve yaygınlıkta çalışmıyor. Bunları denetleyecek sayı yetersiz, sayının yeterli olduğu yerde de denetimlilerin yeterince etkili olmadığı görüyoruz. Bir iş alanına denetleme müfettişleri geldiği anda ufak tefek düzenlemeler yapılıyor. Görüntü kurtarılır ve gerçek bir denetim yapılmıyor" dedi.
'Devlet bu alandan elini eteğini büyük ölçüde çekti'
"İş Güvenliği Eylem" paketi birlikte çıkan mevzuatla devletin denetleme yükümlülüğünden tümden geri çekildiğini belirten Ortakaya, yeni düzenleme ile birlikte işveren tarafından maaşı verilen İş Güvenliği Uzmanı tarafından denetleneceğini hatırlatarak, "Ekmeği yediğini iş yerini denetleyeceksiniz. Eğer gereken önlemleri almıyorsa onun devlete, bakanlığa ihbar edeceksiniz. Bunları yapamamışsanız, yaşanacak bir iş kazasından dolayı birinci derece siz sorumlusunuz. Bir çalışan bu iş güvenliği uzmanlığı dahil olsa kendi patronunu denetlemedeki sınırlarını, onu ihbar edemeyeceğini görür. Devlet bu alanda elini eteğini büyük ölçüde çekti. Bu durumla birlikte denetim konusunda daha da eksiklikler yaşanacaktır" diye konuştu.
'İnsan canı karşılığında ne teşvik edilir ne de para cezası sözü edilir'
Yeni paket düzenlemesinde yer alan "İş kazası olmayan iş yerlerini ödüllendireceğiz. Çok tehlikeli iş kategorisindeki bir firmada 3 yıl içinde iş kazası yoksa işsizlik primini yüzde 2 değil yüzde 1 olarak tahsil edeceğiz. Ancak ölümlü iş kazası meydana gelen bir iş yerinde yüzde 2 değil yüzde 3 olacak" maddesine ilişkin de konuşan Ortakaya, bir insanın yaşamını korunmasının para ile ödüllendirmesi, korunmamasının ise bir takım parasal yaptırımlar ile cezalandırılması içinde bulundukların durumun vahametini gösterdiğini söyledi. Böyle bir düzenlemeye ihtiyaç olmadığını aktaran Ortakaya, "İnsan canı karşılığında ne teşvik edilir ne de para cezası sözü edilir. Bir iş veren kusurlu bulunduğunda, bu iş veren zaten Sosyal Güvelik Kurumuna (SGK) tazminatlar ödüyor. Bu bile işverenleri yıldıramadıktan sonra bu primler ile ilgili teşvik ve yaptırımlar mı iş kazasını engel olacak?" diye sordu
'Patates çuvalı taşınmaması gereken koşullarda insan taşıyorlar'
Türkiye'de mevsimlik işçilerine ve beraberinde gelişen trafik kazalarına da değinen Ortakaya, kayıt dışı çalışmanın büyük bir bölümünü mevsimlik işçiler oluşturduğunu söyledi. "Mevsimlik işçi olarak çalışıp sosyal güvenlik haklarında yararlanan bir işçi var mı Türkiye'de bilmiyorum" diyen Ortakaya, düzenli ve kökleşmiş tarım işçilerin sosyal güvencisi olduğunu bunun da mevsimlik işçilerin küçük bir bölümün oluşturduğunu söyledi. Mevsimlik işçilerin her tülü sağlık ve barınma hakkından yoksun olduğunu hatırlatan Ortakaya, mevsimlik işçilerin zor koşullar altında yaşam mücadelesi verdiği belirtti. Mevsimlik iş kazaların en başında gelen kaza ise trafik kazası olduğunu ifade eden Ortakaya, " En konforsuz, en güvensiz koşullarda en fazla işçiyi taşıyarak bu iş ucuza getirirler. Patates çuvalı taşınmaması gereken koşullarda bile insan taşıyorlar" diye konuştu.
'Örgütlü bir işçi sınıfını hiç bir kuvvet yenemez'
Türkiye'de iş kazalarında Avrupa birincisi, dünya da ise üçüncü sırada yer aldığını da hatırlatan Ortakaya, Türkiye'de emek pazarı aynı zamanda bir can pazarına dönüştüğünü söyledi. İşçilerin, bu kadar kötü koşullarda çalıştırıldığına rağmen yaşanan bu kadar kazanın "az" olarak da ifade edilebileceğini söyleyen Ortakaya son olarak şunları söyledi: "Örgütlü bir işçi sınıfını hiç bir kuvvet yenemez. Ama örgütsüz işçi sınıfı sermaye karşısında bir hiçtir".