
"Samsun'da, asansör boşluğunda internet kablosu döşeyen genç, asansörün hareket etmesi sonucu sıkışarak feci şekilde can verdi. Murat Saygılı internet kablosu döşenmek için Cedit Mahallesi Gençlik Caddesi`ndeki Gürkan Apartmanı`na gitti. Asansör boşluğundan internet kablosu çekmeye çalışan Murat Saygılı, asansörün aniden hareket etmesi sonucu boşlukta sıkıştı. Ağır yaralanan Saygılı, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Hafta geçmiyor ki Samsun’da iş kazasından işçi ölmesin.
Son 3 ayda ki iş kazası ölümlerine bir bakın..
Gencecik insanlar, güvencesiz bir şekilde ölüme gönderiliyor..
İnsan ölümleri bile yaşasın piyasa diyen yetkilileri, iş güvenliğine yönelik önlemler almaya itmiyor.
İşçi ölümleri duyarlı bir kaç kalemin köşe yazısı, bir iki gazetenin 3. Sayfasında haber olmaktan öteye gitmiyor.
Son 2 yılda, son 30 yılda bu kentte iş kazalarından ölen -iş cinayetlerinden- insan sayısını geçiyor.. AKP iktidarı iş kazası sonucu ölümlerin yüzde 17 azaldığını belirtiyor. Oysa İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi‘nin araştırmalarına göre 2010 yılının ilk sekiz ayında en az 238 işçi hayatını kaybederken, 2011 yılının ilk sekiz ayında hayatını kaybeden işçi sayısı en az 376‘ya ulaştı. Yani iş kazası sonucu ölümler geçen yıla göre yüzde 60 civarında arttı..
İş kazaları (işçi sağlığı ve işçilerin can güvenliği), işçilere yönelik baskıların en çıplak biçimlerini gözler önüne sermektedir. İşçiler yoğun ve uzun iş saatlerinde, basit güvenlik önlemlerinin alınmadığı koşullarda çalışmaktadır. Bunun nedeni işin güvencesizlik temelinde örgütlenmesidir. Yani işin parçalanarak yapılması ve işçinin örgütsüzleştirilmesidir. AKP iktidarı güvencesizliği yasal bir zemine oturtmaya çalışmaktadır. 27 Kasım 2010‘da çıkarılan yönetmelikle işçi sağlığı piyasanın ellerine teslim edilmiştir. Torba yasa ve sırada bekleyen ulusal istihdam stratejisi saldırıları, güvencesiz istihdamı derinleştirecek uygulamalardır. Diğer yandan AKP iktidarı Diyanet hutbeleri ile, Başbakan Erdoğan‘ın "ölüm bu işin kaderinde var" söylemleriyle iş kazalarının manevi meşruiyetini de oluşturmaya çalışmaktadır.
Binlerce işçi izbe, havasız, yeterince aydınlatılmayan, hiçbir güvenlik önlemi alınmayan işyerlerinde, mevcut tehlike ve riskleri konusunda bilgilendirilmeden, gerekli eğitimler yapılmadan, ihtiyaçları olan koruyucu donanımları verilmeden, sigortasız, güvencesiz olarak istihdam edilmektedir.
'İşçi sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin taşeronlaştırılması, dışsallaştırılması, iş kazalarının iş cinayetlerine dönüşmesi, ölümlerin ve meslek hastalıklarının artması, güvensiz ve güvencesiz bir çalışma ortamının yaygınlaştırılmasına yol açacacağı son 10 yılda her yerde haykırıyoruz. Hükümetin çıkardığı yasa ve yönetmeliklerle çalışanların yüzde 65'i, kazaların yüzde 75'i ve iş yerlerinin yüzde 97'si işçi sağlığı hizmetleri kapsamının dışında kalmaktadır. Bu durumda çalışma ortamları ve koşulları itibarıyla iş kazaları ve meslek hastalıkları Türkiye çalışma yaşamının önemli bir sorunu olmaya devam edecektir.
Sermayenin daha fazla kar uğruna emekçilerin yaşamlarını hiçe saymalarını ve bu noktada işçi sağlığı ve güvenliğinin piyasalaştırılmasının bir göstergesi olan Samsun’daki iş kazalarını önlemek mümkündür. İş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Önlenebilir oldukları için bu kazalara ‘İş Cinayeti’ diyoruz. Çalışma Bakanlığı ve kentteki bileşenleri bu iş cinayetlerinden sorumludur.
İşçi sağlığı ve işçi güvenliği konusunda doğruları söylemeye devam edeceğim."
* Eski Samsun Tabip Odası Başkanı ve Türk Tabipler Birliği Büyük Kongre Delegesi Uzman Doktor