“Olmaz olsun şu fakirlik”* - Neslihan Karatepe

Isparta’nın Yalvaç İlçesi yakınlarında elma toplayan mevsimlik tarım işçilerini taşıyan midibüsün yol kenarındaki su tahliye kanalına devrilmesi sonucu 17 işçi yaşamını yitirdi, bir kısmı ağır 27 işçi ise yaralandı. Sürücü dışında can verenlerin 15’i kadın işçi, birisi ise okul harçlığı için annesiyle çalışmaya giden 15 yaşındaki çocuk işçi...

Yine Urfa’dan Kayseri’ye gelen mevsimlik tarım işçileri kamyonlarla Urfa’ya dönerken iki kadın işçi daha can verdi...

Trafik kazası adı altında yaşanan cinayetler, Vali tarafından “küçük hırslar ve ibretlik bir mesele” olarak görülmeye ve üstü kapatılmaya çalışılsa da biz biliyoruz ki Isparta’da yaşanan ölümler iş cinayetidir ve güvencesiz, örgütsüz çalıştırmanın getirdiği bir sonuçtur ve ulaşım “iş süreçlerinin bir parçası”dır.

İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre 2014 yılının ilk on ayında işe giderken ya da gelirken 322 işçi can verdi... Yollarda can veren 322 işçinin 94’ü tarım emekçisi... Tarım işçileri yıllardan beri uygun olmayan koşullarda tarlalara, bahçelere taşınıyor. Kapalı kasa kamyonetler, traktör römorkları vb. Şimdi de 27 kişi kapasiteli minibüse 45 işçi bindiriliyor... AKP iktidarı duble yol yapmakla övünürken tarım işçilerinin sağlıklı ve güvenli taşınması koşullarının gerçekleştirilmesi için hiçbir çalışma yapmıyor.

Yaşanan iş cinayetlerine ve zor çalışma koşullarına rağmen mevsimlik tarım işçileri ile ilgili hiçbir düzenleme yapılmamakta, kulaklar sağır, gözler kör olmakta... Dayı başı/aracı/elçi sistemi ise tarımda enformel çalışma ilişkilerinin bir sonucudur. Bu sistemle işçi işveren ilişkisinin üzerinin örtük gösterilmesi ile tarım işçileri İş Kanunu kapsamı dışında kalmıştır.

Bu yaşanan iş cinayetleri bize göstermiştir ki tarımda yaşanan trafik kazalarını önlemenin yolu sadece trafik denetimlerinin artırılması değil, tarım işçilerinin güvenli ve sağlıklı çalışması için yapılacak bütünlüklü bir yasadan geçmektedir...

Tarımda toprağa can verirken emeği görünmeyen, hatta kendi canından olan kadınlar olduğunu da bir kez daha görmüş olduk. Tarımda emeği görünmeyen kadınlar sadece iş cinayetlerinde görünüyor. Öyle ki İşçi Sağlığı İş Güvenliği Kadın Meclisi’nin verilerine göre 2014 yılının ilk on ayında 64’ü tarım emekçisi olmak üzere 101 kadın işçi can verdi...

Ataerkil ve sınıfsal ilişkiler çelişkisinde tarımda kadın emeği bu sektördeki ucuz ve güvencesiz emeği oluşturmaktadır. Tarımda ücretsiz aile işçisi veya mevsimlik işçisi kadınlar her türlü sosyal güvenceden yoksun çalışmaktadır.

Mevsimlik tarım işçisi kadınlar işçi sağlığı ve iş güvenliğinden yoksun... En çok yollarda savrularak ölen tarım işçileri, boğulma, zehirlenme, traktör altında ezilme gibi nedenlerle de canlarını kaybetmekte...

Meslek hastalıkları ise görünmeyen kısmı... Tarımda kullanılan pestisitlere maruz kalınması, solunum sistemi hastalıkları, kas iskelet sistemine bağlı rahatsızlıklar, cilt hastalıkları tarımda yoğun olarak karşılaşılan meslek hastalıklarıdır. Türkiye’de yapılmış bir saha çalışmasında, mevsimlik tarım işçisi kadınların kullanılan pestisitler sonucunda yüzde 47’si en az bir kez düşük, yüzde 20’si en az bir kez ölü doğum yaptığı saptanmıştır...

Mevsimlik tarım işçisi kadınlar için sorunlar sadece bununla da sınırlı kalmamakta, sağlıksız barınma koşullarından en çok kadınlar etkilenmektedir. Kadınlar ucuz işgücü olmalarının yanında yeniden üretim görevi ile de çifte sömürüye maruz kalmaktadırlar. Çadır işleri, çocuk bakım işleri vb. diğer işler tamamen kadının üzerindedir. Kadınların neredeyse günlük 16-18 saat süren mesaileri vardır. Bütün bunlara rağmen cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği yaratan faktörlerden biri olarak karşımıza çıkar.

Biz kadınlar sağlıklı güvenli ve güvenceli çalışmak istiyoruz. Biz kadınlar artık tarlada, fabrikada, evde ölmek istemiyoruz. Isparta’da yaşananlar trafik kazası değil iş cinayetidir ve sorumluları ise Tarım ve Çalışma Bakanlarıdır...

* Isparta’da ölen işçi yakını bir kadının feryadı...