Judy daha 16 yaşında. Anne ve babasını kaybetmiş ve tüm ihtiyaçları kuzeni Serena tarafından karşılanıyormuş. Kendisinin kullandığı aracın kaza yapması sonucu, onu ailesi olarak sahiplenen ve yanından ayırmayan kuzenini de kaybetti
Geçen hafta Sendika.Org İstanbul bürodan editör arkadaşım aradı ve Yurt Gazetesi eski muhabirlerinden bir arkadaşın bölgeyi tanıyan birilerine ihtiyacı olduğunu ve bu konuda onlara yardımcı olmamı rica etti.
Neredeyse bir aydır Kobanê sınırında çalışıyorum ve bölgeye kısmen de olsa hakimim. Çatışma ve savaş gibi durumlarda muhabirler arasında adı konulmamış bir dayanışma vardır.
Çünkü her muhabir (ideolojisi ne olursa olsun) kriz anında çatışanlar için üçüncü bir taraf olduğunu bilir ve ilk yardım isteyeceği kişi yine başka bir muhabir arkadaşıdır.
Bölgede birçok yabancı muhabirle bu şekilde tanışma fırsatım oldu ve karşılıklı olarak işlerimizi kolaylaştırdık. Serena ve Judy de bunlardan biriydi.
Meheser’de karşılaşma
Hasan beni aradığında, kameralarında oluşan teknik bir problem için yardım istiyorlardı. Bunun üzerine Kobanê sınırındaki Meheser Köyü’nde buluştuk. Yanında iki kadın muhabir vardı. Hasan ile Arapça, benimle ise İngilizce konuşuyorlardı.
İngilizceyi Amerikan aksanı ile konuşuyorlardı fakat Amerikan vatandaşı olduğunu Suruç Devlet Hastanesi’nde, jandarmanın uzattığı pasaportunu görünce öğrendim. Bildiğim kadarıyla ikisi de Amerikan vatandaşı ve Lübnan’da yaşıyorlar.
Kobanê’nin batı cephesindeki Til Şehir’i karşıdan gören bir tepede kayıt almaya gitmiştik. Serena’ya nereli olduğunu sorduğumda aslen İranlı olduğunu ama İran’ı hiç görmediğini söyledi.
Çok fazla konuşamadık. İşini iyi yapıyordu ve tecrübeli bir gazeteci olduğu anlaşılıyordu. Kameranın teknik problemini çözmeye çalışıp, kayıtları Press TV’ye göndermeye çalışıyorlardı. Bu problem çözümsüz kaldı ve daha sonra Meheser Köyü’ne döndük.
Güvenlik gerekçesi ile köyden ayrılış
Serena, burada nöbet eylemcileri ile birkaç röportaj yaptı. Hava karardığında ise bir anda koşuşturma oldu ve jandarma araçları göründü. Köyü güvenlik gerekçesi ile kısa süre içinde boşaltmamızı istediler. Jandarma ile halk arasında gerilim tırmanınca, Hasan Suruç’a dönmek istediklerini söyledi.
Ben kalıp haberi takip etmek istiyordum fakat yolu bilmediklerini ve yardım etmemi istediler. Daha sonra Meheser Köyü’nden ayrıldık ve onları Suruç ilçe merkezine kadar getirdim. O gece biz ayrıldıktan sonra Meheser Köyü’nde jandarma saldırısı sonucu biri ağır 4 yurttaş yaralandı. DBP MYK üyesi Semra Demir alnına isabet eden gaz fişeği nedeni ile hala Şanlıurfa Devlet Hastanesi’nde yoğun bakımda yatıyor.
Ajanlık ithamları
Hasan’la aralarında, kamera konusunda ki teknik problem çözümsüz kalınca Hasan bana dönüp “Abi sen çalışmak ister misin? Biz anlaşamıyoruz. Cezaevinden yeni çıktım diye kabul ettim bu işi, yoksa evimde çocuklarımın yanında olmak istiyorum” dedi.
Hasan, Yurt gazetesinde çalışırken Suriye haber ajanslarına da haber yaptığından hareketle açılan bir dava nedeniyle 19 ay cezaevinde kaldıktan sonra, 10 gün önce suçsuz bulunup bırakıldığını anlattı. Dün okuduğum haberlerde de Serena’nın da ajanlıkla suçlandığını öğrendim.*
Suruç merkezine geldiğimizde Serena benden, kamera ve diğer teknik konularda yardımcı olmamı istedi, fakat araba, kamera, ışık gibi araçların kiralanması gerekiyordu ve bu da maliyetini iki katına çıkarmıştı.
Aligör’de kaza
Hâl böyle olunca Hasan’la tekrar uzlaştılar ve benden ayrılıp, Urfa’da kaldıkları otele gittiler. Ertesi gün Hatay’a dönmüşler ve birkaç gün sonra kiraladıkları araçla Suruç’a dönerken Aligör kasabasının girişinde virajı alamayıp beton mikseriyle çarpışmışlar.
Olayı Yurt gazetesi çalışanı Coşkun’dan öğrendim. Coşkun panik halinde kimseye ulaşamadığını söylüyor, benden yardım istiyordu. 112 Acil Servis’ini arayıp doktordan bilgi aldığımda Serena’nın öldüğünü, diğer yaralının ise Şanlıurfa Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığını söyledi.
Suruç Devlet Hastanesi’ne geldiğimde Serena’yı morgda teşhis etmemi istediler ama yakını olmadığımı, sadece bir meslektaşı olarak burada olduğumu belirtip görmek istemedim. Zaten gün içinde yeterince gergin bir ortamda çalışıyoruz ve bunu daha da zorlaştıracak bir an daha yaşamak istemedim.
Hastanede kaos
Coşkun beni arayarak İngilizce anlaşamadıkları için Judy ile konuşmamı ve nerede olduğunu öğrenmemi istedi. Judy’yi aradığımda Şanlıurfa Devlet Hastanesi’nde yatıyordu. Doktor durumunun ciddi olmadığını söyledi. Aynı gün Suruç eski belediye başkanı ve oğlu silahlı bir saldırıda hayatını kaybetmişti ve hastanede tam bir kaos yaşanıyordu.
Daha sonra jandarmaya ait bir araçla Urfa’ya doğru yola çıktık. Kaza sonrasına tanık olan erler o bölgede çok kaza olduğunu, uyarı levhalarının çoğaltılmasına rağmen yolun yapısından kaynaklı kazalar yaşandığını söyledi. Görgü tanıklarının ifadesine göre araç kaza yerine hızla gelmiş.
Hız limitinin 30 km/s olduğu yerde jandarma erlerinin söylemine göre kaza yapan aracın hız ibresi 70 km/s’de durmuş. Jandarma raporlarında da araç kusurlu görünüyordu. Kaza anında aracı Judy kullanıyormuş ve ifadesi alınırken kamyonu gördüğünü ama daha sonra hiçbir şey hatırlamadığını söylüyordu.
Judy’nin hayati tehlikesi yok ama yüzünde yırtık ve kırıklar vardı. Korktuğu için tedaviyi kabul etmemişti ve doktorlara çok zorluk çıkarmıştı. Hastanede tercüman olmadığı için de kendini ifade edemiyordu.
“Gönderelim ülkesinde tedavi olsun”
Hastanede görevli bir polisin “Türk doktorlarına güvenmiyorsa gönderelim ülkesinde tedavi olsun” demesi üzerine Judy’nin daha 16 yaşında olduğunu ve çok korktuğunu açıklamaya çalıştım.
Benim yapabileceğim hiçbir şey yoktu ama sırtımı dönüp gidemedim. Doktor ameliyata alınmazsa yarasının enfeksiyon kapıp durumunun daha da ciddiye gidebileceğini söyledi. Bu durumu Judy’e açıkladığım da tedaviyi kabul etti.
Daha sonra hastaneden ayrıldım. Gece ameliyatının nasıl geçtiğini öğrenmek için geri döndüğüm de ise AA’ya ait iki muhabirin başbakanlığın talimatı ile servise girdiğini onun dışında hiçbir ziyaretçinin kesinlikle kabul edilmediğini söylediler.
Çok az bir zaman dahi olsa onu tanıyan tek kişinin ben olduğum konusunda ikna edip refakatçi olarak yazıldım. İçeriye girdiğimde doktorundan bilgi aldım, operasyon başarılı geçmiş ve yakında iyileşeceği bilgisini aldım. Narkozun etkisiyle hala uyuyordu. Bugün Judy’yi tekrar gördüm. Durumu daha iyiydi. Kazaya dair de daha çok şey hatırlıyordu. O da Serena’nın kendisinden kamyonu geçmesi için hızlanmasını istediğini ama kazada suçun kamyonda olduğunu söyledi.
16 yaşında ve kimsesiz
Bildiğim kadarıyla Judy daha 16 yaşında. Anne ve babasını kaybetmiş ve tüm ihtiyaçları kuzeni Serena tarafından karşılanıyormuş. Kendisinin kullandığı aracın kaza yapması sonucu, onu ailesi olarak sahiplenen ve yanından ayırmayan kuzeni hayatını kaybetti.
Şu anda Şanlıurfa Devlet Hastanesi yoğun bakım servisinde kimsesiz bir şekilde yatıyor. Bütün bu ajanlık tartışmalarının dışında, bir meslektaşımın işini yaparken hayatını kaybetmiş olmasından duyduğum üzüntüyü ve 16 yaşındaki bir çocuğun bilmediği bir ülkede yaşadığı trajediyi de anlatmak istedim.
* Daha sonra ailesi ile yaptığım görüşmede, söz konusu ajanlık ithamının, Serena Hatay’da iken gittiği kafe ve kaldığı otele gelen istihbarat elemanlarının kafe ve otel çalışanlarına “Serena’nın neden muhalefet partisi üyeleriyle görüştüğü, burada ne yaptığı” vb. sorular sorduğunun açığa çıkması nedeniyle gündeme geldiğini ve bunun haberleştirilmesinin bir gün sonrasında yaşanan kazanın haklı olarak şüpheleri artırdığını öğrendim.