19 yıldır sosyal güvenceden yoksun kalan yüzlerce hastaya, işsize hekimlik adına yardım etmeye, onlara yol göstermeye çalıştım.
İşsiz kalan onlarca dostumun, içine sürüklendiği depresyonların, aile içi çatışmaların, huzursuzlukların şahiti oldum.
İşsiz kalınca eşinden boşanan sağlık emekçisi dostlarım oldu.
İşsiz kalınca, intihar eden dostlarım oldu.
İşsiz kalınca, ruh sağlığı bozulan dostlarım oldu.
……………
Bunlar benim gördüklerim. Türk Psikiyatri Deneği’nin , bu konuda görüşlerini sunmak isterim sizlere:
İş, özellikle erişkin yaşam döneminde öz-yeterlilik ve öz-saygı gibi benliği düzenleyen işlevler ile kendini gerçekleştirme için olanaklara sahip olunabilecek toplumsal yapı arasında önemli bir köprü oluşturması nedeniyle oldukça önemlidir. İş ve işsizlik ile ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi sorgulayan araştırmalar özellikle erişkin dönemdeki sağlığın toplumsal belirleyicilerinin anlaşılmasında önemli bir yer tutmaktadır.
İşsizlik en yalın tanımı ile çalışmak istediği halde iş bulamama durumu olarak tanımlanmaktadır. Ekonomik krizler işsizliğin ruh sağlığı üzerine etkisini araştıran çalışmalarda önemli bir artışa neden olmuştur. Bilimsel literatürde işsizliğin ruh sağlığına etkisi araştıran çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Bugüne dek gerçekleştirilen bazı araştırmalar işsizlik ve yoksulluğun fiziksel hastalıklar, bedensel yakınmalar, stres bozuklukları, depresyon, umutsuzluk, içe kapanma, öz saygı yitimi, bunaltı bozuklukları ve davranış bozuklukları gibi ruh sağlığı sorunlarına yol açtığını vurgulamıştır.
1987-1996 yılları arasında işsizlik ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi araştıran 16 çalışmanın 14’ünde işsizliğin psikolojik iyilik halini olumsuz etkilediği saptanmıştır. Çalışan bir bireyin işini kaybetmesi, bu kişilerde hem depresyonun başlamasından hem de depresyonun sürmesinden sorumludur. İşini kaybedenlerde, çalışan bireylere göre 2 kat daha fazla depresyon gözlenmektedir.
Bilimsel literatürde işsizliğin ruh sağlığı üzerine etkisini araştıran çok sayıda çalışma bulunurken; işsizlik kadar önemli diğer bir sorunun, kayıt dışı çalışmanın (informal employment) ruh sağlığı üzerine etkisi ile ilişkili yeterli çalışma bulunmamaktadır. Oysa işsizlik artışı kayıtdışı çalışma oranlarını artırmaktadır. Ülkemizde kayıt dışı ekonominin önemli bir sorun olduğu düşünülürse; kayıt dışı çalışan işçilerin ruh sağlığının nasıl olduğu sorusu da oldukça önemlidir. Kayıt dışı çalışmanın ruh sağlığı üzerine etkisini inceleyen bir araştırmada; güvenceli çalışanlar, kayıt dışı çalışanlar ve işsizler sık ruhsal bozukluklar açısından değerlendirilmişler, hem kayıt dışı çalışan işçilerde hem de işsizlerde sık ruhsal bozukluk oranı güvenceli çalışan işçilere göre 2 kat daha fazla saptanmıştır. Yani ruh sağlığı sorunlarına sadece işsizlik değil güvencesiz çalışma da neden olabilmektedir.
İşsizliğin intiharla ilişkisi 100 yılı aşkın bir süredir bilinmektedir. İşsizlik ve intihar ilişkisi, ilk olarak Emil Durkheim tarafından tanımlanmıştır. Durkheim, işsizliğin sosyal izolasyonu arttırdığını, sosyal izolasyonun da intihar riskinde artışa neden olduğunu belirtmiştir. İşsizlik ve intihar arasındaki nedensel ilişkiyi araştıran bir çalışmada, işsiz olan bireylerin çalışanlara göre intihara bağlı ölümlerinin 2-3 kat arttığı tespit edilmiştir.
İşsizlik oranlarında belirgin artış olması nedeniyle; intiharın ekonomik krizle ilişkisinin araştıran çalışmalar da bulunmaktadır. Örneğin 1997 Güney Doğu Asya krizi sonrasında Kore’de intihar oranları %63 oranında artmıştır. Bu artış ekonomik büyüme oranı ile negatif, işsizlik oranı ile pozitif ilişkilidir. Aynı çalışmada intihar oranlarının sosyoekonomik düzeyi düşük insanlarda daha fazla görüldüğü de belirtilmektedir.Benzer şekilde kriz sonrası Tayvan’da da intihar oranları artmıştır. İntihar oranları 1999 yılında Tayvan tarihindeki en yüksek orana ulaşmıştır. Bu artışın da ekonomik büyümedeki ani düşüş ve işsizlik oranındaki artış ile ilişkili olduğu düşünülmektedir .
Ülkemizde yapılan bir çalışmada diğer ülkelerdeki araştırma sonuçlarına uygunluk gösteren, düşük sosyoekonomik düzeyli kesimlerde intiharların daha sık görüldüğünü destekleyen bulgular elde edilmiştir. Farklı bir çalışmada ise hastaların sağlık güvencelerinin olmaması ile intihar arasında bir ilişki saptanmıştır. Sağlık güvencesi yokluğunun sosyoekonomik yetersizliğin dolaylı bir göstergesi olabilmesi nedeniyle intihara etki eden bir faktör olabileceği düşünülebilir.
……………..
Gelin yol yakınken dönelim.
Atakum’da işten atılan emekçilere sahip çıkalım.
Ortak akıl ile , Sayın Taşcı ile bir uzlaşı&diyalog geliştirelim.