Soma, Torun Center ve ülkenin dört bir yanında yaşanan işçi katliamları iş güvenliği uzmanlarının durumunu da gündeme getirdi. Kimya Mühendisi ve İş Güvenliği Uzmanı Kenan Kızılöz ile, iş cinayetleri gerçeğini ve Türkiye'de iş güvenliği uzmanlarının tablosunu konuştuk.
- Soma ve Torun Center’da yaşanan toplu işçi ölümlerinin ardından iş güvenliği uzmanlarının durumu da gündeme geldi. Türkiye’deki iş güvenliği uzmanlarının tablosuna ilişkin neler söyleyebilirsiniz?
İş güvenliği ne yazık ki gündemimize toplu iş cinayetleriyle geliyor. Günde ortalama 5 işçi kardeşimiz iş cinayeti sonucu yaşamını yitiriyor. Bu iş cinayetleri Soma ve Torunlar'da olduğu gibi bazen toplu katliamlar şeklinde bazen de teker teker oluyor. Bizim iş güvenliği algımız bir andan yükseliyor ve birkaç gün sonra her şey eskisi gibi devam ediyor. Buradaki en büyük sıkıntı denetimsizlik. Hükümet denetimi, iş güvenliği uzmanlarına bir şekilde taşere etmiş durumda. Buradan iş güvenliği uzmanlarına bakacak olursak, öncelikli olarak iş güvenliği uzmanlığının yeni bir alan olduğunu söylemek gerekiyor. Ülkemiz koşullarında güvencesizlik ve işsizlik gün geçtikçe artıyor. İş güvenliği uzmanlığı ise yeni mezunlar için bir iş kapısı, biraz daha ‘deneyimli’ olanlar için ek gelir olarak görülüyor. 2012 yılında İş Güvenliği Yasası çıktığında 10 bin iş güvenliği uzmanı varken şimdi sayı 120 bini geçmiş durumda.
Yukarıda denetimsizlikten bahsettik. Evet, çok büyük bir denetimsizlik var ortada. Devlet, iş güvenliği uzmanlarına “sen benim oradaki gözümsün ama maasını işverenden alacaksın” diyor. Eğer ki bir sorun varsa da işvereninizi şikayet edeceksiniz. Yani böyle bir durumda kim işverenini şikayet eder ya da edebilir? Şikayet etse bile iki gün sonra kapı önünde bulur kendini. Bir diğeri ise devletin denetleme ayağı çok zayıf ve birçok denetime işverene haber verilerek gidiliyor.
İkinci bir neden ise herkes kendi alanında çalışmıyor. Yaşanan bir iş cinayetinden örnek verecek olursak; geçen aylarda Kartal'da bir işçi inşaattan düşerek yaşamını yitirdi. Burada iş güvenliği uzmanlığı yapan arkadaşımız tekstil mühendisi. Eğer ki bu alanı biliyorsa çalışsın elbet ama herkes kendi uzman olduğu alanda çalışırsa bu iş cinayetlerini azaltabiliriz.
“İşçinin canı önemli görülmüyor”
- Torun Center’da yaşanan iş cinayetinin ardından iş güvenliği firmalarının bu ölümlerdeki payı tartışıldı. Buradaki denetim mekanizmasının işlememesinin nedenleri nelerdir? En basit tedbirleri almak bu kadar zor mu, bu önlemler neden alınmıyor?
Tüm işletmelerde risk değerlendirme raporları hazırlanıyor. Bu raporları işveren yaptırmak zorunda. Siz bu rapora göre riskleri, tehlikeleri belirlersiniz ve bunlara karşı önlem almak durumundasınız. Fakat bu raporlar sadece sorunluluk olarak yapılmakta ve raflarda durmaktadır. Eğer siz bu raporlardaki önlemleri almazsanız iş cinayetleri kaçınılmaz olur. Zaten iş kazaları bangır bangır ben geliyorum diyor. Ama ne yazık ki işverene bir külfet getirdiği için işveren bu önlemleri almak istemiyor. Şirketler ise tamamen kar odaklı çalıştıkları için işçinin canı onlar için kıymetli değil. Zaten kendi hizmetinde çalıştırdığı uzmanı da birçok yerde çalıştırıp daha fazla kar elde etmektedir.
Yasa kapsamında işçilere eğitim verme zorunluluğu var. Bu eğitimlerin iş saatleri içinde olması işin aksamasına sebep oluyor. Bu nedenle eğitim süreleri kısa tutuluyor ve göstermelik eğitimler uzmanlar tarafından yapılıyor. Eğitimlerin genelinde işçi haklarından bahsedilmemekte, işveren gözüyle bu eğitimler verilmektedir. Aslında herkes üzerine düşen görevi yaparsa iş kazaları önlenebilir.
- Yaşanan ölümlerde veya işyerlerinde meslek hastalığına yakalanan işçilerin tablosuna baktığımızda genel olarak faturanın iş güvenliği uzmanlarına kesildiğini görüyoruz. Buna dair neler söylenebilir?
Çıkarılan İş Güvenliği Yasası işverenden sorumluluğu alıp is güvenliği uzmanlarına devrediyor. İşyerinde noter onaylı defter dediğimiz bir defter vardır. Siz bu deftere eksiklikleri yazarsınız işveren/işveren vekiline bildirirsiniz. Gerekli önlemleri aslında işveren yapar. Eğer siz gördüğünüz eksiklikleri yazılı olarak yapmazsanız bir iş kazası meydana geldiğinde ilk olarak uzman sorumlu tutulur. Eğer siz bütün bildirimleri yazılı olarak yapmışsanız elinizde de kanıt varsa bu durumda uzman sorumlu olmaz. Hatta deftere yazmak da bazen yetmiyor. Bu alandan işyerinde sorumlu kişilere mail yoluyla bildirmek gerekiyor ve bu maillerin hepsinin saklanması gerekiyor.
“Uzmanlar örgütlenmeli”
-İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet Eğitim Kurumları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Toraman, 120 bin iş güvenliği uzmanından birinin bile bakanlığa olumsuz rapor göndermediğini, patronların tehdidinden korktuğunu söylüyor. İş güvenliği uzmanlarının, işçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesi açısından üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi için neler yapılabilir?
İlk olarak örgütlenmeliler. Ancak örgütlü bir duruş sergilenirse iş güvenliği uzmanları günah keçisi olmaktan çıkar. Birçok uzman TMMOB’ye bağlı mühendis, mimar meslek odalarına üye. Yasadıkları sorunları meslek odalarına ya da başka platformlara taşımalılar. Bütün uzmanlar kendi alanlarında çalışmalı. Mesela bir kimya mühendisi gidip de insaatlarda çalışmasın. Hiçbir uzman işveren tarafında olmamalı, her zaman işçinin sağlığını ve güvenliğini düşünmeli. Eğer ki işveren önlemleri aldırmıyorsa derhal şikayet etmeli. İşçilerin ölmesindense işsiz kalmak daha onurlu bir davranıştır.
-İş cinayetlerinin önüne geçmek için neler yapılması gerekiyor?
Risk değerlendirme raporlarını raflardan indirmek gerekiyor. Risk değerlendirme raporlarında yer alan risk ve tehlikelere karşı derhal önlem almak gerekiyor. Bu raporları hazırlarken işçilerle konuşmak, onların görüşlerini almamız gerekiyor. Eğitimlere önem vermeli, göstermelik eğitimler yapmamalıyız. Her işi kuralına uygun ve düzgün yapmalıyız. İşveren tarafından iş güvenliği önlemleri maliyet olarak görülmemeli.