Düşünme, yap... - S. Murat Çakır

İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştiren HDP heyeti, görüşmeye ilişkin bir mesaj yayınladı. Buna göre Öcalan, “neo-liberal sistemin amansız yok ediciliği ve çürütücülüğü altında emekleriyle yaşamaya çalışan madenciler, inşaat işçileri ve mevsimlik tarım emekçilerinin maruz kaldığı iş cinayetlerini kınayarak, son iş cinayetinde hayatını kaybeden inşaat emekçilerinin ailelerine başsağlığı diledi.” Abdullah Öcalan 2014 yılında HDP heyetleri vasıtasıyla yolladığı mesajlarında sık sık iş cinayetlerine değiniyor ve konuya ilişkin Kürt illerinde önlem alınması, Türkiye’de ise emek güçleriyle ortak bir mücadele örülmesi gerekliliklerine işaret ediyor... Yani işçi sağlığı mücadelesinin bu anlamda Kürt Özgürlik Hareketi açısından iki ayağı var...

Kürt Özgürlük Hareketi esas olarak KESK’te etkin. Lakin KESK işçi sağlığı mücadelesinde aktif değil. Öyle ki İstanbul’da karşılaştığım şubelerde işçi sağlığı mücadelesinin kamu çalışanları dışında yaşandığı gibi bir algı mevcut. Örneğin 6331 Sayılı Yasa’nın işçi / kamu çalışanı ayrımı yapmaksızın ortak bir kapsayıcılığa sahip olduğunun bile farkında değiller. Elbette ki öncelikler mevcuttur. Mesela Şengal’de yaşanan katliama müdahale aciliyet taşıyor. Ancak Türkiye’nin sorunlarına müdahil olmazsanız kamu çalışanları hareketinin önü açılmaz...

O halde KESK programında güncel bir başlık olarak işçi sağlığı mücadelesine yer vermek ve aktif bir örgütleyen olmak zorundadır... Diğer yandan HDP de daha aktif olarak Türkiye emek hareketiyle işçi sağlığı mücadelesinde bütünleşmek zorundadır. Çünkü HDP bir sol kitle partisi olmak istiyorsa işçilerin acil sorunlarına müdahale edebilecek bir anlayışa sahip olmalıdır. Yoksa son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türkiye’de aldığı oylar da emanet olur ve önümüzdeki yıl haziran seçimlerinde böyle bir çekim merkezi olamazsınız...

Kürt illerinde ise durum daha farklı. Savaşın getirdiği koşulların belirleyiciliği hareketin eksenini oluşturan Kürt kent ve kır işçilerinin de gündeminde ilk sırada. Diğer yandan yeni bir toplumu oluşturmak istiyorsanız ve bunun için İnşa Meclislerini oluşturuyorsanız bütünlüklü mücadele vermek zorundasınız. Boşluk bırakma, düşünme ve yap. Yoksa sistem varolan açıkları doldurur. Rojova’da filizlenen devrimin burada hareketin merkezinde de gerçekleşebilmesinin sırrı işçi sınıfının örgütlenmesinde aktif ve mücadeleci bir tavır alınmasında saklı...

30 Mart yerel seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP Mardin, Diyarbakır, Tunceli, Ağrı, Iğdır, Batman, Siirt, Şırnak, Bitlis, Van ve Hakkari’de belediye başkanlığı seçimlerini kazandı. Yine başta Muş olmak üzere diğer çevreleyen illerde de hatırı sayılır bir oranda oyu var. Peki işçi sağlığı mücadelesi bölgede bir gündem maddesi mi? Geçen yıl Demokratik Toplum Kongresi mevsimlik tarım işçilerinin ulaşım, barınma, beslenme gibi konu başlıklarıyla bir çalışma başlattı. Diğer yandan bir boşluk sözkonusu.

Örneğin Selahattin Demirtaş’ın rekor düzeyde bir oy aldığı (yüzde 83,17) Şırnak’ta madenler ölüm kusuyor. Sadece bu yıl bidonlarla dışarı çıkarılan 6 arkadaşımızın cenazesi basına yansıdı. Peki Şırnak’taki kömür madenlerinde sağlıklı ve güvenli bir üretim için adım atılıyor mu? Yeni bir toplum iddiasında olan bir hareket bu kadar güçlü olduğu bir yerde sorunu çözme adımları atamaz mı? Atmazsa hayat bu, boşluğu sistem doldurabilir. Siyasal gücünüz toplumsal yaşama etki etmezse yeni bir toplum oluşturabilir misiniz?

Elbette bu yazdıklarımı tepeden, dışarıdan bir aydın kibriyle yazmadığımı dostlar biliyor. Ancak kendimizi eleştirmezsek eksikliklerimizi tamamlayamayız. Bu anlamda işçi sağlığı mücadelesi için birlikte emek veriyor, Özgür Gündem Emek Editöryası’ndan arkadaşlarımızla İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi mücadelesinde beraber yürüyoruz... Şimdi sıra geldi Kürt illerine. Önümüzdeki dönem hep beraber bölgenin emek ve meslek odalarını temel alan bir Meclis örgütlenmesini orada inşa etmeye...