Kaza - Metin Yeğin

Son baraj ‘kazasında’ 5 kişi yaşamını yitirdi. Birkaç gün öncesinde yine bir baraj inşaatında işçiler ölmüşlerdi; yoksa AVM inşaatı mıydı o? Son bayram! dönüşü trafikte son sayı 108 kişiydi hayatını kaybeden. Bu arada acil şifalar dilenen yaralılar daha sonra öldüklerinde bu istatistiğe de dahil olmuyorlar. Bu yüzden onları sayı olarak bile anamıyorum. Burada hemen ‘ihmali olanlar’, ‘çok üzüntülü olunduğu’ ve ‘soruşturma açıldığı’ bölümüne geçiyoruz. Test kağıdının ‘boşlukları doldurun’ kısmı bu. Hangi kaza-cinayet varsa yerine onun adını yazıp, kaç kişi ‘hayatını kaybettiyse’ o sayıyı koyun, sonuna da ölüm ve yaralı nezaket sözlerini eklediğinizde her şey tamam. Bir de bu metinlerde genellikle ‘ölmüyorlar’, benim de yukarıda yazdığım gibi, ‘Hayatlarını kaybediyor’ ya da ‘Yaşamlarını yitiriyor’ ve yahut söyleyenlerin politik tavırlarına bağlı olarak ‘hakkın rahmetine kavuşuyolar’.  Halbuki farkında değil misiniz; hepsi, son zamanların moda lafıyla kapitalizmin fıtratında var. Hatta bunu mutlaka genişletmeli endüstriyel sistemin fıtratında var...

Sistem göründüğünün aksine vahşi bir orman değil, bütünüyle iç içe girmiş dişliler. Bu yüzden mesela iş kazası olmadan AVM inşa edilebilir sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Burada yapı işçileri sendikalı olsalardı, çok muhtemel daha çok işçi güvenliği sağlanabilecekti ve daha az insan hayatını kaybedecekti diyebilirsiniz ama zaten esas mesele bu ki, bir yerde, bu biçimde, mantar gibi biten AVM inşaatları varsa, orada sendika olamaz ve olsa da, yine de işçiler ölür. Bu konuda istatistikler de varmış. Bir arkadaş yazmıştı bana geçen hafta. (Sayıları sadece anlatmak için yazıyorum)- mesela 100.000 metreküp beton döküldüğünde bir kişi ölüyorsa bu normal sayılıyor, eğer bu iki ya da daha fazla sayıya ulaşırsa ortalama üzerine çıkılmış oluyor. Her şey kapitalist modernitenin sunağına kaç işçi, kaç insan adadığınızı göstermekten başka bir şey değil. Siz sadece rakamsınız bu düzende, farkında değil misiniz?

Burada ölümcül soru girer devreye, ‘Peki yani otomobili kullanmayalım mı? Büyük barajlar olmasın mı? Gökdelenler, AVM’ler inşa etmeyelim mi?’ Bunları defalarca yazdığım için kısaca büyük harfle ‘EVET’ diyorum sadece. Yoksa siz, çocuklarınız ya da yakınlarınız, kapitalist modernitenin adak sunağına yatacaksınız. Başka bir konuyla ilgili gibi görünen ama doğrudan bağlantılı bir notla bitirmek istiyorum. Politik Tutsaklar Sendikası ve Çeviri Kooperatifi için katılmak isteyen tutsak ya da eski tutsak arkadaşlar, gazeteye yazdıklarında ‘kurucu üyeler’den olacaklar. Tabii ki birlikte, bir liste olarak da gönderebilirler. Dışardaki arkadaşlar ve katkı sağlamak isteyen arkadaşlar da metinyegin@gmail.com’a da yazabilir. Tolstoy’da okumuştum ‘Yoncanın en yeşili, birlikte biçilendir.