Daha fazla ölüm yaşanmaması için biber gazı yasaklanmalıdır - Selin Top ile söyleşi

2013 yılı Haziran ayında evinden ekmek almaya çıkarken başından gaz fişeği ile vurulan 16 yaşındaki Berkin Elvan, 269 günlük yaşam mücadelesi sonrasında geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetti. Berkin Elvan’ın ölümünün üzerinden bir ay geçmemişken dün bir çocuk daha biber gazı kapsülüyle ağır bir şekilde yaralandı. 

Biber Gazı İnisiyatifi, daha fazla ölümler ve yaralanmaların olmaması için biber gazının yasaklanmasını savunuyor. İnisiyatif sözcüsü Selin Top ile, biber gazı ve kolluk kuvvetlerinin kullandığı ‘zor kullanım araçları’nı konuştuk.

İşte Selin Top ile gerçekleştirdiğimiz röportaj:

-Dün akşam Diyarbakır'da 10 yaşındaki Mehmet Ezer biber gazı kapsülü ile başından vuruldu. Daha yakın bir zamanda Berkin Elvan biber gazı kapsülüyle vurulduğu için hayatını kaybetti. Ne diyorsunuz bu yaşananlara?

Daha fazla ölümler ve yaralanmalar yaşanmaması için biber gazı yasaklanmalıdır diyoruz. Biber gazının akut ve kronik etkileri bilimsel olarak ortada. Bunlara ek olarak gerek geçmişte yaşadığımız kayıplar, gerekse de yakın zamanda Gezi Direnişi’nde arkadaşlarımızın uzuvlarını kaybettiğine, canlarını kaybettiğine tanık olmamız hepimiz için biber gazının etkilerini bilmemiz açısından yeterli bir yaşanmışlık… Abdullah Cömert, Ahmet Atakan ve geçtiğimiz haftalarda 269 gün yaşamak için direnen 14 yaşında vurulan 15 yaşında hayatını kaybeden kara çocuk Berkin Elvan hayatını kaybetti. İrfan Tuna, Serdar Kadakal çalıştıkları işyerlerinde kapalı alanda biber gazına maruz kalarak hayatlarını kaybettiler. Dersim’de Ahmet Küçüktağ adlı polis memuru da biber gazından etkilenerek kalp krizi geçirmiştir. Umuyoruz ki Mehmet direnecek ve iyi haberlerini alacağız. 

“ADALET DUYGUMUZU KAYBETTİĞİMİZ BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”

Bu yaşananlara devletin kolluk güçleri ile yarattığı terör diyebiliriz. Yaşanan can kayıpları karşısında sorumlular ve azmettiriciler hakkında herhangi bir işlem yapılmamıştır. Toplum olarak adalet duygumuzu kaybettiğimiz bir dönemden geçiyoruz. Toplum olarak travma yaşadığımız bir dönemden geçiyoruz. Sokakta, evde, işte, okulda, parkta, hastanede her an bu gaza, bu şiddete maruz kalıyoruz.

“BİBER GAZI ÖLÜMCÜLDÜR”

-Biber gazı artık tamamen bir silah haline mi geldi?

Biber gazının ölümcül olduğunu her zaman söyledik. Kalp rahatsızlığı olanlar için akut etkileri öldürücüdür. Kronik olarak da kanser yaptığı yönünde şüpheler var. Bu anlamda bir kimyasal silahtır. Buna ek olarak son zamanlarda ateşli silah gibi de kullanılmaktadır. Bu da bahsettiğimiz uzuv ve can kayıplarına sebep olmakta. İnsanlar hedef gözetilerek vurulmaktadır. Bu anlamda kolluk güçlerinin nasıl bir psikolojik eğitimden geçirildiği, nasıl bir ruh haline sahip oldukları da ayrı bir araştırma konusu olabilir düzeyde. Bu hunharca üzerimizde uygulanan şiddet bir işkence yöntemidir. 

-Biber gazı neden yasaklanmalı?

Biber gazı akut ve kronik etkileri açısından ruhsal ve fiziksel olarak beden bütünlüğümüze zarar verdiği için yasaklanmalıdır. Biber gazı, en doğal insan hakkı olan kendini ifade etme özgürlüğümüz için yasaklanmalı. Biber gazı daha fazla ölüm ve yaralanmalara sebep olmaması için yasaklanmalıdır. Sadece insana değil doğaya ve tüm canlılara zarar vermektedir. Toplumsal olarak travma yaşadığımız, adalet duygumuzu kaybetmemize sebep olduğu için yasaklanmalıdır.

“BİZ MÜDAHALELERİN OLMAMASINI SAVUNUYORUZ”

-Biber gazı yasaklanırsa polisin elinde müdahalede bulunmak için cop ve tazyikli su kalıyor. Müdahale olmalı mıdır sizce?

Biz biber gazı yasaklansın inisiyatifiyiz. Ancak deklarasyonumuzda da belirttiğimiz üzere biz kolluğun tüm zor kullanım araçlarının yasaklanmasını talep ediyoruz. Diyoruz ki biber gazı, plastik mermi, elektroşok cihazları, cop, tazyikli su vs. bunların hepsi İŞKENCE yöntemidir. Hepsi beden bütünlüğümüze zarar vermektedir. Aslında daha etkilisi bir yana, zaten “müdahalelerin olmaması”nı savunuyoruz.

“KENDİMİZİ İFADE ETMEK İÇİN SOKAĞA ÇIKMAK EN TEMEL HAKKIMIZDIR”

- İnisiyatif olarak bu tür müdahalelerde sizin öneriniz nedir? Daha 'masum' bir saldırı biçimi olamaz mı?

Bir önceki sorudan devam edersek sorun da zaten “müdahale”lerdir. Neden müdahale edilmektedir? Bu kimyasal silahlara, bu işkenceye maruz kalmamız burjuva hukuk düzenine dahi aykırıdır. 

Anayasanın 34. maddesinde “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” hükmü yer almaktadır. Kendimizi ifade etmek için sokaklara çıkmamız en temel insan hakkıdır. Sizin sorunuzda da gizli cevap aslında “saldırı” diyorsunuz. Bir kitle var (bazen o da yok) ve kolluk güçleri hedef gözeterek tüm çevreyi gaz altında bırakıyor bir anda. O sırada siz, kim olduğunuz, ne yapıyor olduğunuzdan bağımsız olarak her halükarda buna maruz kalıyorsunuz. Devlet, halka kendini ifade edebilme özgürlüğünü tanıdığı oranda bu zor kullanım araçlarının kullanımına gerek kalmayacaktır. Bizler, barış içerisinde, kimyasal gazlara maruz kalmadan yaşadığımız bir dünyayı mümkün kılabilmeliyiz.

- Zorlu kullanım araçlarının yasaklandığı ülkeler var mı?

İlk aklıma gelen örnek Bahreyn örneği. Uluslararası bir kampanya başlatılıyor Bahreyn'de ve Bahreyn'e satış yapan Güney Kore hükümetine baskı oluşturuluyor. Bu baskı ile güney kore biber gazı satışını durdurmuş durumda.

Sonra İspanya'da gözünü kaybedenlerin örgütlenmesi ile plastik mermi yasaklandı.