Bir ülkede çocuklar yaşatılmıyorsa uçurtmaları ile sokaklarda güle oynaya…
Bir ülkede çocuklar cebinde misketleri ile dolaşamıyor, misket suç aracı gibi sunuluyorsa en üst mevkilerce…
Bir ülkede çocuklar gaz fişeği ile sokaklarda katlediliyorsa…
Bir ülkede başı pres makinesine sıkışıp ölen çocuklar varsa…
Acı küçüğümüzdür artık, akranımız değil.
“Uyan Berkin, uyan ey çocuk, güzel kaşlı çocuk” diye geçti aylarımız, günlerimiz ve Berkin’i kaybettik. Geçtiğimiz hafta Türkiye, tarihinin en kitlesel cenaze törenine tanıklık etti. Milyonlar yürüdü. Kentler yürüdü.
Bir başka çocuk; bir çocuk işçinin ölümü ise 1 yaşına bastı geçtiğimiz günlerde. Onu da mart ayında kaybetmiştik.
Acısı oturmuştu yüreğimize. Adı Ahmet’ti, çocuk bedeni ile karşıladı o da ölümü. Adana’da haftalığı 100 TL’ye çalıştığı fabrikada kafası pres makinesine sıkışıp ölmüştü Ahmet Yıldız.
Ölümünü çok fazla duyan olmadı. Arkasından yüz binler, milyonlar yürümedi. Üç beş kuruş kan parası ile kapandı konu.
Ne yazık ki Ahmet tek değildi. Ondan öncesi de vardı, sonrası da. Ölümler sürdü.
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2013 yılında yaşamını yitiren 1235 işçinin 59’u çocuk işçiydi. Bunlardan 18’i 14 yaş ve altı, 41’i 15-17 yaş arasıydı. Yani her 20 iş cinayetinden biri çocuktu.
BÜYÜMEZ ÖLÜ ÇOCUKLAR
Berkin umudumuzdu. Uçurtması ile sokaklardaki sevinci ve alamadığı ekmeği ile kaybettik onu.
Ahmet’i kaybettikten tam 1 yıl sonra. Ölüm makinelerin arasında çocuktu. Sonra bir çocuk işçi düştü inşaattan, sonra bir başkası.
Bir video izledim geçen gün. Berkin kocaman yüreği ile Hiroşima’yı söylüyor: “Büyümez ölü çocuklar” diyor, “çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler”.
Aklıma 13 yaşında çocuk kalan Ahmet geldi. Onu da kaybetmiştik. Daha fazla sömürü ve daha fazla kâr için. Berkin Okmeydanı’nın güzel çocuklarından (genç yaşta yitirdiğimiz Sinan Kayış gibi). Çocuk yüreği ile isyanı Ahmet için atmıştı belki bir yıl önce. Belki başka bir atölyede bir arkadaşı iş kazası geçirdi. Nefesini çekti hınçla…
Evet Berkin umuttu. “Üzgün, kara, ayaklanmaya hazır” bir semtin küçüğüydü. Şimdi devleşmiş bakıyor Ahmet’in, daha nicelerin canına kastedenlere...Ve belli ki korkuyorlar ondan…Yoksa yüreği ile kocaman bir çocuğa kim dil uzatabilir.