Kapitalizm; üretim biçimi itibariyle son yüzyılda küresel rekabetin çığırından çıkmasıyla daha az maliyetli üretime geçmeye çalışmış ve ucuz emek gücüne yönelen bir strateji izlemiştir. Günümüzde kölelik; çalışma koşullarının uygunsuzluğu, işçi sağlığı ve güvenliği konusundaki ihmaller, sosyal güvenlikten yoksun çalıştırılma, yoksulluk veya açlık sınırında ücretlendirilmelerle şekil değiştirmiş bir biçimde devam etmektedir. Tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde insanlar uygunsuz koşullarda çalıştırılmakta ve çalışırken ya iş kazası ya da meslek hastalığına yakalanıp ya sakat kalmakta veya ölmektedir. İşçiler; tarımsal ilaçlardan zehirlenmekte, petro-kimya ürünlerine maruz kalarak kansere yakalanmakta, gemi inşaatında yüksekten düşerek veya işyerinde uygun olmayan güvenlik önlemleri nedeniyle elektrik akımına kapılarak ölmektedir. Oysa meslek hastalıklarının yüzde 100’ü, iş kazalarının da yüzde 98’i yeterli güvenlik önlemi alındığında önlenebilir.
Sermayenin maliyetleri minimalize etme yöntemlerinden biri olan taşeron işçilik de daha acımasız bir biçimde kullanılmakta ve hak arayışlarına giden yollar kapatılmak istenmektedir. Hadımköy’de bulunan Greif Şirketi çuval üretim fabrikasında bulunan işçiler de çoğunlukla taşeron firmaya bağlı çalışan, emek sömürüsünün her türlüsünü yaşayan, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinden yoksun çalıştırılan bir kesim. İşkolu olarak tekstil işkolunda sayılan bu fabrikadaki üretimin aslında tehlikeli kimyasallar içeren petro-kimya sektörü sayılması gerekmektedir.
DİSK’e bağlı Tekstil-İş’te örgütlenen Greif işçileri zehirli kimyasalların solunduğu tozlu ortamlarda uzun süreli çalıştırılma, taşerona bağlı ve iş güvencesinden yoksun çalıştırılma, asgari ücretle geçinememe, türlü bahanelerle işten çıkarılmalara karşı 10 Şubat’tan bu yana fabrikayı işgal etmiş durumdalar. İşçi komiteleri kuran işçiler görev paylaşımı çerçevesinde fabrikanın giriş ve çıkışlarını tutmuş durumdalar. Temizlik, güvenlik, yemek ve barınma ihtiyaçları gibi ihtiyaçlar doğrultusunda kurulan komitelerle fabrikada işgal devam ediyor. Bu arada Greif firmasıyla yapacakları toplu iş sözleşmesi kabul edilene kadar üretimi durdurmuşlar. Yaklaşık 600 işçi günlerdir fabrikayı terk etmeden, kendi ürettikleri çuvalları yere sermiş vaziyette yatmakta. Fabrikanın ısınması olmaması itibarıyla direnişteki işçilerin çoğu (öksürmelerinden belli olmakta) soğuk algınlığı, bronşit, boğaz enfeksiyonu, sırt ve bel ağrısı gibi hastalıklarla da boğuşmak zorunda kalmaktalar. Çalışma ortamlarında çeşitli kimyasalların bulunmasından ve bunların uygun koşullarda saklanmamasından dolayı, bir kısım işçide aynı zamanda alerjik solunum sistemi hastalığı ve cilt problemleri de mevcut. İşçiler taşeronluğa, kölece çalışma koşullarına karşı direnişte ısrarlılar.
ILO verilerine göre dünyada yılda ortalama 2,3 milyon insan iş kazası veya meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. İşe bağlı ölümlerin beşte dördü meslek hastalığı nedeniyle meydana gelmektedir. Yılda ortalama 270 milyon kişi iş kazasına maruz kalmakta, yüzde onu kalıcı ya da uzun süreli sakatlıkla sonuçlanan 160 milyon meslek hastalığı vakası bildirilmektedir. Dünyadaki bütün ölümlerin yüzde 4’ü iş kazası veya meslek hastalığı sonucu olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 15’i iş kazası veya meslek hastalıklarına maruz kalmaktadır. Halen işsiz olan işgücünün yüzde 30’u daha önceki işleri sırasında meydana gelen iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle yeniden iş bulmakta güçlük çekmektedir. ILO, bildirim ve kayıt sistemlerindeki eksikler nedeniyle çoğu ülke için bu rakamların tahmin edilenlerden daha fazla olduğunu belirtmektedir. Greif işçileri ise bu istatistikler içinde yer almak istemeyen, çalışma hayatının bireyleri süründürerek yaşattığının, sakatladığının ve öldürdüğünün farkına varıp uyanan, buna karşı mücadeleye ışık tutmuş, kölece yaşama karşı çıkmış bir emek grubunu temsil etmektedirler.