Son veriler ışığında (2012) küresel ilaç dünyası... - Nurettin Abacıoğlu

Küresel ilaç dünyasına geçmeden önce, yerele dair birkaç laf etmeliyim...

Türkiye’de önde gelen bir ilaç patronu, geçtiğimiz günlerde, ilaç fiyatlarında yaşadıkları sorunlar bağlamından, ilaç yokluğu kadar vahim bir başka önemli bir soruna değindi. Dedi ki, Türkiye’de ilaçta kârlılık zararını azaltmak için, firmalar düşük kalite ve ucuz hammaddeye yöneliyor. Bu ne demeye geliyor; “ilaçta tek ve birinci kalite” retoriğinin iflas ettiğine dair ilk elden bir bildirim var. Ne beklersiniz, ortalık toz duman olacak, savcılar bu suç duyurusundan hareketle konuyu soruşturmak için harekete geçecek ve ilgili bütün çevreler ayağa kalkacak. Heyhat... neredeyse tık yok...

Geçen haftaki yazıda buna bir nebze değinmiştim. Yine yazmak zorunluluğu gündem oluyor. Ancak, konuya dalmadan önce küçük bir düzeltme yapmalıyım. Bu ilaç patronunu, İbrahim Etem firmasının sahipliğine yakıştırmışım. Halbuki Abdi İbrahim firması olmalıydı.

İlaçta tek kalite, ciddi ve yaşamsal öneme sahip bir olgudur. Yani hammaddesinden, üretim tesisine; üretim yöntemlerinden, kalite kontroluna firmalarını çapına bakılmaksızın herkes kabul gören eşdeğer standartlara uyacak ve ilaç böyle bir süreç sonrası eczane rafındaki yerini alacak. Hastalar da gönül huzuru ile şifa arayışlarını sürdürecek...

Oysa, anlaşılan insan sağlığına aykırı bir süreci yaşamaya devam ediyoruz. Yani kazın ayağının öyle olmadığına dair yeni işaretler var. Geçmişte de çok dillendirilen bu sorun, anlaşılıyor ki halen devam ediyor. Kuşkusuz yetkililerin başında gelen Sağlık Bakanı işi yalanladı. Ancak TİTCK başkanı, yani asıl konuşacak olan yetkiliden bu konuda bir açıklama henüz yok... Öyle ya; Bakanın lafına karşı çıkılabilir mi?

Bu konu daha hayli su tutar; başka bir yazıda tekrar değinebilirim... İlaçta bir defa ikinci kalite yolu açıldıysa, bunu kontrol etmesi gereken Bakanlık işi ört bas etme yerine kararlılıkla üzerine gitme durumundadır. Yoksa ortada olan, insanlık ayıplarına bir de parasıyla yeni bir ayıp katmaktan başka bir şey değildir.

Gelelim küresel ilaç dünyasına...

İlaç sanayii, dünyada oligol tekelleşmenin en yaygın yaşandığı bir sektördür. İlaç oligopolü, birden fazla firmanın fiyat rekabeti olmaksızın, başka özellikler bakımından tekel oluşturdukları pazar biçimidir. Bu tür pazar yapısına aksak rekabet pazarı veya tekeli de denir. İlaçta fiyat rekabetinden çok, firma ölçeğinde uzamanlaşılan ilaç grupları bakımından sıra tutuş, oligopolistik bir tekele dönüşümün birinci basamağıdır. Bu; ya yeni bir buluşla sağlanır veya ürün farklılaştırılması ile gerçekleştirilir. Ürün farklılaştırma, rekabetin ve aradan tekel olarak çıkışın en önemli nedenidir. İlaçta ürün farklılaştırma, yeni endikasyon buluşunu veya değişikliğini içerir. Özellikle şimdiye değin, endikasyonu bilinen moleküllerin yeni bir hastalık veya başka patolojik olguda etkililik göstermesi, ya da ilaç etkisini belirgin olarak arttıran yeni bir farmasötik uygulama yolunun sağlanması, ürün farklılaştırmanın basamakları arasındadır. Kısacası, bu süreç ilaç araştırma-geliştirme aşamasında yeni baştan şekillenir. Kuşkusuz bu türden bir girişim, akçeli bir konuya da denk düşer. Yani iş, sinai ve fikri mülkiyetin ve patentin de konusudur. Çok uluslu şirket haline dönüşümün basamağı olarak, buluşçu firma olmak ve ürünlerin patentini elinde tutmak, kârın maksimize edilmesi için önemli ve gerekli bir olgudur.

İlaç pazarı çok bilinmeyenli ve çok değişkenli özellikler içeren bir sektördür. Dolayısıyla, nabzı iyi tutmak ve sıkı bir biçimde takip etmek gerekir. Yoksa ipin ucu kolayca kaçabilir. Aşağıdaki tablolar IMS verilerinden derlenmiştir. 2012 yılı verileri kuşkusuz 2013 yılı bakımından kesinleşmiş olup, bize panoramik bir görüntü sunmaktadır.

Yukarıda oligopolden kısmen söz ettim. IMS verilerine göre firmaların satışlar bakımından sıralanması oligopol pazardaki toplulaşma oranlarına göre pay sahibi olmalarına dayalı yapılmaktadır. Toplulaşma oranı bir pazarı satışlar veya ürün bazında kontrol eden az sayıda firmanın pazardaki yüzde payını ifade etmektedir. Firma sayısı beş, on, yirmi olarak sınıflandırlabilir. Eğer bu büyüklükler içinde ilk sıraları tutan firmalar, pazaradaki toplam hasılanın % 60 ya da fazlasını kontrol ediyorlarsa, o sektörde oligol bir tekel olduğundan bahsedilebilir.

IMS verilerinde ilk yirmiye giren firmaların tümü Türkiye için tanıdıktır. Çok uluslu şirketler olarak bu firmalar, benzeri sıralama içinde Türkiye’de de önde gelen şirketler görünümünü korumaktadır. Aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere, ilk yirmi firma, dünyada toplam 502.14 milyar küsur ABD dolarlık satış gerçekleştirmiş görünmektedir. Küresel pazar satışlarının 2012 itibariyle 856,09 milyar olduğu göz önüne alındığında, ilk yirmi firmanın toplamda pazarın % 58.7 sini kontrol ettiği hesaplanabilmektedir. Bu oran sektörün gerçek bir oligopol olduğunu ve uluslararası ilaç siyasetinin bu eksen dışında da düzenlenemeyeceğini göstermektedir.

Tablo 1. Küresel 20 Şirketin 2012 Satışları (Milyar ABD $)


Kaynak: IMS

Aksak rekabet unsurlarından bir diğeri olan, endikasyon alanına bağlı lokomotif ilaçların piyasa satış hasılaları aşağıdaki tabloda verilmektedir. Tablodaki verilerde, satışlar ve sıralama üç aylık döviz kurlarına göre ABD doları cinsinden sunulmuştur. Yerel para birimi olan ABD $, büyüme oranlarının hesaplanmasında sabitlenmiş ve böylece döviz kuru dalgalanmaları da normalize edilmiştir. Satışlar, toptancı ve üretici ilaç kanallarının doğrudan ve dolaylı değerlerini kapsamaktadır. Bu sayısal değerler, üretici fiyatları üzerinden reçete ve banko üstü ilaç verilerini de içermektedir. Tabloda yer alan ürün adları, IMS Uluslararası İlaç Ürün adlarını göstermektedir. Bu adlar altında dünyada pazarlanan bütün eşdeğer ürünler, farklı isim veya pazarlama şirketleri bakımından da gruplandırılmıştır. İlaç adları genellikle ürünün ilk lansmanının yapıldığı ülkedeki ürün adını yansıtmaktadır. Gruplandırmada, yerel ticari marka, pazarlama şirketi ve aktif madde kriterinden ikisiyle eşleşenler beraber gruplandırılmış bulunmaktadır. Bu teknik ayrıntının önemi şudur: Dünyada 194 ülkeye dağılmış onbinlerle ruhsatlı ilaç içinde sadece 20 ilaç dünya küresel satışları içinde satış hasılası olarak 110,5 milyar dolarlık bir ciro yekûnu oluşturmaktadır. Diğer bir değişle, toplam küresel pazarın % 12.9 luk dilimini, bu ilaçları üreten firmalar tarafından gerçekleştirmektedir. Bu; muazzam bir rekabet sınırlayıcı faktör ve tekel olgusudur.

Tablo 2. Küresel İlk 20 İlaçın 2012 Satış ve % Büyüme Oranları (Satış: Milyar ABD $)


Kaynak: IMS Health MIDAS, Aralık 2012
ABD$: Satışlar ve Sıralama üç aylık döviz kurlarına göre ABD $ cinsindendir
LC$: Yerel para birimi cinsinden. Büyüme ABD $ sabitlenerek döviz kuru dalgalanmaları normalize edilmiştir.

Sonuç olarak, dünya ilaç tekelleri, büyümelerine devam etmekte ve dünya sağlık piyasasının en büyük girdisini oluşturan ilaç işinden büyük kârlılıklar elde etmeyi sürdürmektedir. Kapitalizmin krizine karşılık, ilaç işinde “konjonktürel kriz siyaseti”, insanın hasta olması ve derdine çare araması bağlamında her zaman çözülebilmele kalmamakta ve yanısıra, ilaç tekellerinin ülkeler sağlık otoriteleri üzerindeki hegemonyaları ve siyaset belirleyicilikleri de eksilmeden yeniden yapılanmaktadır.

Durumdan vazife çıkarılacak olursa, bu yazıya seri olarak devam etmek gerekmektedir...