Deniz taşımacılığının önemli bir kısmı Ambarlı Limanı'nda gerçekleşmektedir. Limanda çalışanların çalışma koşulları ise çağdışıdır
Fiba Holding Kumport Limanı'nda
Üretilen her ürünün, bu ürünlerin üretiminde kullanılan her makinenin ve bu makinelerin parçalarının taşınmasında ve adreslerine ulaştırılmasında ülkemizdeki limanlar önemli bir yerde durmaktadır. Türkiye'nin özellikle Asya ve Avrupa’da köprü olması nedeniyle dünya ticaretinde de limanlarımız önemli bir noktada durmaktadır. Dev firmalar ürünlerini pazarlarının önemli bir kısmına ülkemizdeki limanlar üzerinden taşımaktadır.
Madalyonun bir yüzü bu ve bu yüzden liman patronları büyük karlar elde etmekteler. Diğer yüzü ise dünyanın yükünü taşıyan işçiler ve onların çalışma koşulları. En çok yükün taşındığı, en çok geminin yanaştığı, en çok paranın kazanıldığı limanlarda işçiler için ise durum şudur. En çok işten atmaların yaşandığı, en çok hakkın gaspedildiği, en çok kazanın olduğu limanlara sahibiz.
Türkiye de liman taşımacılığında en önemli liman bölgesi ise Ambarlı Limanı'dır. Türkiye deniz taşımacılığının önemli bir kısmı Ambarlı Limanı'nda gerçekleşmektedir. Ambarlı Limanı'ndaki birçok firmada ise işçilerin çalışma koşulları oldukça çağdışıdır. Ambarlı Limanı'nda işçilerin çalışma koşullarını KUMPORT Limanı ve burada yaşananlar üzerinden ele alacağız.
1994 yılından bu yana Ambarlı Limanı'nda faaliyet gösteren KUMPORT Limanı bugün itibariyle Türkiye’nin en büyük limanlarından biridir. 2008 yılında FiBA Holding tarafından satın alınan KUMPORT Limanı bugün Türkiye konteynır trafiğinin yüzde13’ünü taşımaktadır. 2011 yılı itibariyle 1.700.000 TEO. yıllık konteynır taşıma kapasitesine sahip firma önümüzdeki dönem bu rakamı 2.600.000 ye çıkarmayı hedeflemektedir.
Sürekli büyüyen firmada işçilerin çalışma koşulları ise içler acısıdır. Firmada başta operatörler olmak üzere neredeyse uzun süre çalışan bütün çalışanlar meslek hastalığı ile karşı karşıyadır. Özellikle boyun fıtığına yakalanan işçilerin hiçbir iş güvencesi yoktur. Bu firmada çalışan işçiler yaşadıklarını şöyle ifade etmekteler:
Ağır işkolunda çalışıyoruz, iş yükümüz çok ağır ve bu nedenle soluksuz çalıştırılıyoruz. Birçok arkadaşımız bel ve boyun fıtığına yakalandı, çalışma koşullarımız öyle ağırlaştı ki artık birçoğumuz limandan bizi çıkarsalar da tazminatımızı alıp buradan kurtulsak diye düşünüyoruz.
Yine sık sık iş kazalarının yaşandığı firmada özellikle mafi operatörleri ve palamar, pabucular iş kazalarına daha çok maruz kalmaktalar. “Biz mafi denen kamyonlar kullanıyoruz, sırtımıza 50 tonluk konteynırlar konuyor, bu konteynırlar vinç tarafından yüklenirken araçlardan inmemiz zaman kaybı olduğu için araç içinde bekliyoruz ve en ufak bir dengesizlikte araç içerisinde savruluyor tavana çarpıyoruz. Birçok arkadaşımızın beli kırıldı ciddi sakatlanmalar oldu,” işçiler bu sözlerle iş kazalarındaki vahşeti böyle ifade ediyorlar.
İş güvenliği için sendikalaşmak istiyorlar
Çalışma koşullarının ağır olması ve insani koşulların zorlaması nedeniyle Kumport Limanı'nda çalışan işçiler çareyi sendikalaşmakta bulmuşlar. Sendikaya üyeliklerin başlamasıyla birlikte işyerlerindeki baskı iki katına çıkmış: “Namaz kıldığı için, namazları uzun sürüyor gerekçesiyle arkadaşlarımız işten atıldı. İşyerinde adamcılık, hemşericilik, uygulanıyor, maddi olarak da hakkımızı alamıyoruz. Tüm bunlara karşı sendikaya üye olarak anayasal hakkımızı kullandık, bu kez de işveren vekilleri bizi sürekli tehdit ediyor.”
Sendikalaşmanın başlamasıyla birlikte, sendikayı engellemek isteyen işveren vekilleri ilk olarak Mafi (taşıyıcı) bölümünü taşeron firmaya veriyor. İşverenin bu hamlesi karşısında Mafi operatörlerinin çoğu taşerona geçmeyi kabul etmiyor ve işe iade davaları açıyorlar: “Biz çalışma koşullarımız düzelsin diye sendikaya gittik onlar ise bizi taşerona sürdüler, yani daha kötü koşullarda çalışacağız.
Buna karşı işe iade davaları açtık. Bu davalar kazanılmaya başlandı hakkımızı sonuna kadar arayacak ve alacağız.”
Taşeron uygulaması sonrasında işçilerin çoğunluğu taşeronda çalışmayı reddedince piyasa şoförlerinden bu bölüm kurulmaya çalışılmış ve 6 aydır halen düzene sokulamamış ve iş kazaları artmış.
İşveren bu hamlesi tutmayınca çareyi işçilerin maaşlarına zam yapmakta bulmuş ortalama yüzde 30 oranında zam yaparak sendikaya gidişleri engellemek isteyen işveren vekilleri bununla da yetinmeyip sözde işçi temsilcileri belirlemiş. Ardından işçilere operasyon müdürü tarafından günlük dondurma dağıtılmasından aylık 40 tl'lik içecek kartı verilmesine kadar birçok uygulamayla sendika engellenmeye çalışılmış. İşçiler olup biteni şöyle özetliyor:
Bir yandan iş yükü artıyor, bir yandan dondurmaydı, içecekti... derken bir parmak bal çalıyorlar. Yemek saatlerimizi uzattılar bir taraftan da... İş güvenliği uzmanları var bize sözde eğitim vermeleri gerekiyor ama bu eğitimlerde bile işveren avukatları gelip bize sendikadan bahsediyor. Şu anda işyerinde çoğumuz sendikaya üyeyiz. İşveren yeni işçi alarak bazı arkadaşları tehdit edip istifaya zorlayarak bizi engellemeye çalışmaktadır.
Hüsnü Özyeğin dönüp baksın
İşçiler FİBA Holding patronu Hüsnü Özyeğin'in ise olup bitenleri izlememesi ve yaşananlara müdahale etmesini istediler: “Biz hakkımız olmayanı istemiyoruz, biz düzenli bir çalışma istiyoruz. Onca baskıya rağmen halen sabırla hareket ediyoruz, buraya sendikanın girmesini engelleyemezler. Biz zaten çoğunlukla sendikanın üyesiyiz yasadışı bir şey yaptıysak bize söylensin yok yasal hakkımızsa neden engelleniyor?"