Gezi Parkı (yani doğa, demokrasi ve özgürlük) savunmasına karşı polis saldırılarında öldürülen bütün canlılara dikkat çekmek için Yeryüzüne Özgürlük Derneği'nin Gezi Parkı merdiveninde düzenlediği basın açıklaması Vali Mutlu ve polisçe engellendi:
http://yeryuzuneozgurluk.blogspot.com/
Bu durum uluslararası kamuoyunda yankılandı, yankılanacak.
Toplanırken, DHA ile birkaç basın mensubuna şöyle dedim:
"Devekuşu tehlike fark edince başını kuma gömmez. Yoksa soyu tükenirdi. Mesafeyi ölçmek için başını kuma yaklaştırır, ufka bakar. Satılmış medya unsurları toplumun başını kuma sokmak için pengueni kötü yolda kullanmıştır. Bu bakımdan, devekuşu ile penguen türlerinin itibarlarını savunmak gerekiyor.
Buradaki sivil polisler ile üniformalı polisler herhalde ifade özgürlüğümüzü korumak ve emniyetimizi sağlamak için burada. Kendilerine teşekkür ederim. Başkomiser, bizi öteye sevk etmek istiyorsunuz. Nereye kadar? Sıkıyönetim ilan edildi de haberimiz mi olmadı? Basın açıklaması ve toplantı için izne gerek yoktur."
Akatlar Kültür Merkezi'ndeki Metin Altıok Şiir Ödülü etkinliği için ayrıldım. Kısa süre sonra merak edip iletişim koordinatörü Burcu Çelik'i aradığımda gözaltına alındığını öğrendim. Fısıldadı: Birkaç ay önce kırılan kolu yeni iyileşiyormuş, polise sert tutmamasını rica etmiş, ama polis "Direnme! Ne arıyorsun burada?!" demiş kolunu bükmeyi sürdürürken. Bir başka polis o polise "Basın var," deyip uyarmış. Polis az kaldı bir genç hanımın gözü çıkarıyormuş. Bir delikanlının yüzü ciddi ölçüde darp edilmiş.
Şanar Yurdatapan'ı aradım, İMC TV'ye gidiyordu. Polis müdahaleleri odaklı panelde bu olaya dikkat çekti -yeni bir örnek olarak.
Akşam dernek başkanı Burak Özgüner bana nazik bir mesajla teşekkür etti.
Vali Mutlu (yani Erdoğan) engellemeye çalışmasaydı basın açıklaması fazla duyulmayabilirdi. Şimdi bütün dünya duydu, duyacak.
Gezi Parkı AK Parti'nin "Aşil topuğu". Olmayabilirdi. O hale getiren Erdoğan. Erdokrasi.
Gezi Parkı merdiveni özgürleşme talebi için en uygun kürsü, artık.