Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR)’nün yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’de 893 bin çocuk ekonomik işlerde çalışıyor. Ev işlerinde faaliyette bulunanların sayısı ise 7,5 milyon. Aynı zamanda Türkiye’de toplamda çalışan çocukların, tüm çocuklara oranı ise 1999’dan bu yana yüzde 41’den yüzde 56’ya çıkmış durumda. Bu oranlar ile birlikte iş kazalarında yaşamını kaybeden çocuk işçilerin de sayısı artıyor. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İİSİG) ağustos ayında tarım, ticaret, gıda, maden, iletişim, metal ve inşaat sektörlerinde toplam 21 çocuk işçinin hayatını kaybettiğini belirtiyor.
Çalışan 893 bin çocuğun 614 bini erkek, 279 bini kız. Çalışan çocukların 493 bini kırsal alanlarda, 400 bini ise kentlerde iş bulup çalışıyor. Özellikle kırda çalışan 493 bin çocuktan, 368 bini tarım sektöründe. Türkiye açısından bu noktada en düşündürücü olanı, çocuk işçiliğinin artış eğiliminde olması.
Çalışan çocukların yüzde 49,8’i bir okula devam ederken, yüzde 50,2’si okula devam etmemektedir. Yaş grupları itibarıyla, 6-14 yaş grubundaki çalışan çocukların yüzde 81,8’i, 15-17 yaş grubundaki çalışan çocukların ise yüzde 34,3’ü bir okula devam ediyor.
Çocuklarımızın çalıştırılması, eğitim haklarını ellerinden alıyor. Çalışma yaşamına erken yaşta başlayan çocuklarımız okullarını bırakmak zorunda kalıyor.. Okul yerine işe giden çocukların yıllar itibari ile sürekli olarak artmakta. Çalıştırılan çocukların çoğunun kırsal kesimde olması da çocukların aile işleri nedeniyle eğitimlerinin engellendiği gerçeğini gözler önüne seriyor.
4+4+4 Çocuk işçi üretiyor
Hükümetin eğitimde 4+4+4 sistemine geçmesi son dönemde çalışan çocuklarımızın sayısının artmasına neden oluyor. AKP Hükümeti yaptığı yasalarla yoksul çocuklarının okumalarını engelliyor. 4+4+4 düzenlemesi ile zorunlu ilköğretim yaşı 6-13 yaş aralığına çekilmiş durumda. Bu durumda ortaokulun bitiş yaşı çocuk işçilik yaşını fiilen 13′e düşürüyor. Okumayan çocuğun çalışma yaşamına itildiği bir gerçektir. Bu nedenle bu düzenlemenin çocuk işçiliği açısından olumsuz sonuçları yakın dönemde istatistiklere de yansıyor.
Çocuk işçiliğinin önüne geçmek için atılması gereken ilk adım eğitimin 4+4+4 olması değil zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması. Bu durumda bir çocuk 18 yaşına gelene kadar zaten okula gideceği için otomatik olarak çalışan çocuk sayısı azalacaktır.
Çocuklar nasıl kurtulur?
Çocuk işçiliğinin önüne geçmek için ulusal ve uluslararası bazı düzenlemeler mevcut. Ancak bu meseleyi sadece kanun gücüyle, cezai yaptırımla çözmek mümkün değildir. Çocuk işçiliğinin kaynak bulduğu unsurları ortadan kaldırmak gerekir. Çocuk işçiliğinin en önemli nedenlerinden birinin yoksulluk. Yoksulluk ortadan kalktığı vakit çocuk işçiliğinde de önemli oranda azalma olduğu gözlenecektir. Devlet tarafından ailenin geçimini üstlenen annelere ve babalara iş verilmeli ve eve düzenli olarak maddi gelir girmesi temin edilmelidir. Böylece çocukların çalıştırılmasını gerektirecek bir durum ortadan kalkmış olur. Ayrıca okullara yeterli düzeyde ödenek yapılarak çocuklardan her ne ad altında olursa olsun para alınmasının önüne geçilmelidir. Seminerler, konferanslar yoluyla çocuk işçiliğinin çocuğa vereceği zararlar hakkında aileler bilinçlendirilmelidir. Yetimlere hayatını rahatlıkla idame edebilecek ve çalışmasına meydan vermeyecek şekilde yardımlar yapılmalıdır.
Dünyada çocuk işçiliğini önlemek için en çok ‘şartlı nakit transferi’ uygulamasının kullanıldığı görülüyor. Ailelere çocuklarını okula göndermeleri şartıyla belirli bir gelir sağlanması prensibine dayalı uygulama çocuk işçiliğini önlemede en başarılı uygulama olarak biliniyor. Diğer yöntemler ise kamu istihdamı ile ailelerin belirli oranda gelir elde etmesinin sağlanması, sağlık yardımlarının kapsamının genişletilerek planlı bir nüfus yapısının hedeflenmesi ve yaşlanan nüfusa yönelik bakım ve gelir destekleri.
Tüm bu alınacak önlemler sonucunda çocukların bütünsel bir şekilde gelişimlerini engelleyecek olan, onlara güçlerinin üstünde sorumluluklar yükleyen işçilikten korunmalarını sağlamak ana amaç olmalıdır.