Geçen yıl TTB ‘’Mesleki Kanserler’’ adlı bir çeviri kitap yayınlamıştı. Kitabın 5. Bölümü Sendikalar İçin de Kanser Bir İktidar Sorunudur başlığını taşıyordu:
‘’Sendikal hareketin elinde kanser riski oluşturan çalışma koşulları üzerinde etkili olmak gibi büyük bir işi vardır. Bu işin önündeki engeller aşağıda sıralanmıştır.
Kanser oluşumunda çalışma koşullarının oynadığı rolü kamunun dikkate almaması. Endüstrinin örgütlediği, kasıtlı yönlendirmelerden, medikal araştırmaların boş bıraktığı alanlara dek değişen geniş bir çerçevede etkenler bir dizi bilgi ve sosyal görüş eksikliğine bağlanmaktadır.
*Sendikal hareket çalışma koşullarını iyileştirecek acil eylemlere kilitlenmiştir. Genellikle, işte olan maruziyetle kanser gelişimi arasında uzun bir zaman geçer. Çoğu durumda, kurbanlar artık aynı şirkette çalışmamaktadır. Bunlar da çalışma koşulları ve kanser arasında bağlantıyı kurmayı zorlaştırır.
*Kanserle mücadele, bir üretim sistemini oluşturan tüm teknik seçimlerin eleştirel olarak incelemesini gerektirir. Bu hiç de kolay değildir. Öyle ya da böyle, işçiler yaptıkları işle bir tutulmaktadır. Bu da geri durup, diğer seçenekleri görmeyi işverenlerin işten atma tehditiyle karşılık verdikleri şantajla da durum tamamlanır. Sendikal hareket, ekonomik büyüme ile sahip olmadığı erdemlerin kafalara soktuğu yüksek üretim inancını içinde barındıran egemen ideolojiye sıklıkla duyarlıdır.’’
Aynı makalede:
‘’Kanserlere karşı sendikal mücadele, çevre koruma grupları, halk sağlığı kurumları ve kanseri önlemek için çalışan diğer aktörler ile stratejik bir ittifak oluşturabilir. Kansere ilişkin halk sağlığı politikaları, çalışma koşulları ve üretim süreçlerini gözardı etmektedir. İşyerlerini, “özel alanlar” olarak görmek ve tartışılmaz olarak işverenlerin korunması eğilimindedirler. Ticari sırlar ve tehlikeli ürünlerin pazarlanması konusunda akıllarda soru oluşturmaya isteksizlerdir. Tek istisnası tehlikeli maddeler ve zararlı üretim süreçleri için getirdikleri yasaklamalardır.’’
Eylül ayında, DİSK Dev Sağlık İş Sendikası Samsun Şubesinin Samsun Gazi Devlet Hastanesinde yemek dağıtımının 6 no’lu plastik ile yapılması ve halk sağlığı konusunda bilimsel çalışması Samsun gündeminde epeyce yer aldı.
Sendikal hareketlerin, adında sağlık olan bir sendikacılık akımlarının halk sağlığına karşı tehdit oluşturanlara karşı eylemsellikleri yeni değildir elbette. Ama Samsun yerel örneği açısından, yoksul hastanelerine dönüştürülmüş Sağlıkta Devrim Hastanelerinde kamu yönetimsel yaklaşımı analiz etme açısından bu örneği sizlerle paylaşmak istedim:
Önce 30 Ağustos Dev Sağlık İş aşağıdaki basın açıklaması yaptı:
HASTA YEMEKLERİ KANSEROJEN 6 NO’LU PLASTİK İLE VERİLİYOR?
Neden?
Ağustos 2011’de yaptığımız basın açıklamasında; Gazi Devlet Hastanesinde, yemek hizmeti veren firmanın, yüksek elektrik fatura yükü nedeniyle, yemekhanedeki bulaşığı soğuk suyla sağlıksız bir şekilde yıkadığını açıklamış, soğuk suda yıkanan kap kacaktan, yatan hastalar ile hastanede çalışan 1500 personelin yemek yediğini belirtmiştik.
Bundan sonra Samsun Sağlık Müdürlüğü ve/veya Samsun Valiliği bir çalışma yaptı mı?
Hayır.
Hastane yönetimi ve yemekhaneden sorumlu idari kadro ne yaptı?
Hastane yemeklerini, hastalara sıcak yemeklerin konulamayacağı 6 nolu plastik kaplarla dağıtmaya başladı.
Bir çok kez uyardık.
Bilim adamlarından görüşler aldık..
Hem hasta psikolojisi, hem de hasta sağlığı açısından 6 no’lu plastik ile sıcak yemek servisi yapılamayacağını öğrendik. Ve anlatmaya çalıştık.
Sağlıkta Devrimin Hastanelerinde, sıcak ile birleştiğinde kanserojen madde alınımına neden olan bu kaplar ile hastalara yemek verilemeyeceğini belirttik.
Bu ısrar nedendi?
Sıcak su ile yıkanan bulaşığın artan masrafları olabilir mi?
Yani piyasacı bulaşık hizmetleri..
Nedir bu 6 no’lu Plastik?
Hazır satılan tavuklarda, tavuğun altındaki köpük tabağı bilirsiniz. Ya da kolilerin içindeki elektronik cihazları darbeden korumak için kenarlara koyulan birbirine yapışık o küçük yuvarlak köpükleri. Çoğumuz o köpüğün bir tür plastik olduğunu bile bilmeyiz. Bu malzeme, Benzen denen bir maddeden imal edilir. Benzen, insan için kanserojen bir madde olarak bilinir. Uzmanlar bu plastik türünün sıcak ürünler ile kullanılmayacağını sadece soğuk ürünler ve darbe koruyucu olarak kullanılmasını öneriyor..
AKADEMİK BİLGİ
Plastik üzerinde-genellikle altında- yapıldığı maddeye göre, 1den 7 ye kadar numaralama yapılmaktadır. Öncelikle, Plastik bir malzemenin üzerinde bu işaretlerden birini göremezseniz bunlardan uzak durulmalıdır. Çünkü hangi plastikten imal edildiğini bilmiyorsunuz demektir.
1. PETE veya PET
PETE veya PET Polyethylene Terephthalate'in kısaltmasıdır. Çok yumuşak, şeffaf ve gıdalarda TEK KULLANIM İÇİN güvenli olduğu kabul edilir. Çoğu su, meşrubat ve diğer içecek şişeleri bu malzemeden imal edilir. Dondurulmamalı, bulaşık makinesinde yıkanmamalı ve mikrodalga fırında kullanılmamalıdır. İçinde bulunan gıda maddesine herhangi bir zararlı madde sızdırmaz. Ancak tekrar kullanım için yeterince temizlenemez ve tekrar kullanıldığında zararlı bakteriler ürer. Bu yüzden PET şişeleri tekrar tekrar kullanma alışkanlığını bırakmamız yararımıza olur.
2. HDPE
HDPE High-Density Polyethylene (Yüksek Yoğunluklu Polietilen)'in kısaltmasıdır. Gıdalarla kullanımının güvenli olduğu kabul edilir. BPA içermez. Bulaşık makinesinde yıkanabilir, mikrodalga fırında kullanılabilir.
LDPE Low-Density Polyethylene (Düşük Yoğunluklu Polietilen)'in kısaltmasıdır. Bu malzeme de HDPE gibi gıdalarla birlikte kullanılabilir. Bulaşık makinesinde yıkanabilir, mikrodalga fırında kullanılabilir.
5. PP veya PE
PE Polietilen'in kısaltmasıdır. En güvenli plastik türü olarak kabul edilir. 2 ve 4 numara bu maddenin düşük ve yüksek yoğunluklu halidir. İçinde barındırdığı gıdalara sızdırdığı bilinen herhangi bir zararlı madde yoktur. Bulaşık makinesinde yıkanabilir, mikrodalga fırında kullanılabilir.
6. PS
PS Polystyrene'in kısaltmasıdır. Hazır satılan tavuklarda, tavuğun altındaki köpük tabağı bilirsiniz. Ya da kolilerin içindeki elektronik cihazları darbeden korumak için kenarlara koyulan birbirine yapışık o küçük yuvarlak köpükleri. Çoğumuz o köpüğün bir tür plastik olduğunu bile bilmeyiz. Bu malzeme, Benzen denen bir maddeden imal edilir. Benzen, insan için kanserojen bir madde olarak bilinir. Bu madde kesinlikle sıcak gıda sunumu için uygun değildir.
7. DİĞER
7 numara belirli bir tür malzemenin numarası değildir. İlk 6 tür haricindeki malzemeler anlamına gelir. Genellikle BPA denen o zararlı maddeyi içerirler. Ancak içermiyor da olabilir. Bu yüzden, yukarıda da söylediğim gibi, eğer bir malzemenin üzerinde 7 işareti varsa, cam gibi parlak ve sertse, büyük ihtimalle BPA içeriyordur ve güvenli değildir.
Bu bulgular iddia değildir.
Üzerinde tartışma olmayan bu bilimsel gerçeklerdir.
Sıcak su parası ve bulaşık malzemesi parası nedeniyle, 2 yıldır hastalara bulaşık gerektirmeyen bu kanserojen maddeler ile sıcak yemek sunan Sağlıkta Devrim Hastanelerinin, yöneticileri bu konuda ne düşünmektedir?
Uygulamanın başlatıcısı bu hastanenin Eski Başhekimi ne düşünmektedir?
Bu hastanenin yeni yöneticisi ve başhekimi ne düşünmektedir?
Yemekhaneden sorumlu idare kadro ne düşünmektedir?
Bu açıklamalardan sonra bu ilin HALK SAĞLIĞI KURUMU BAŞKANI ve/veya SAĞLIK MÜDÜRÜ
‘’Evet Hastane yöneticileri, personele 1500 porselene tabak ile yemek servisi yapmaktadır. Ama 2 yıldır hastalara sıcak yemek sunumu yapılamayacak, kanserojen 6 no’lu plastik ile yemek vermişlerdir’’
Diyebilecekler mi?
Bu konuda Samsun Valisi Halkın sağlığını , hem de hasta halkın sağlığı bile bile tehlikeye atan yöneticiler hakkında yasal bir soruşturma başlatabilecek midir?
Kısacası samimiyetin ve vicdanın neresindeyiz?
Açıklama böyleydi. Samsun yerel basını iktidar kokulu gazetecilik ve medya anlayışı 2-3 yürek dışında bu haberi görmedi. Samsun Arena gazetesinde açıklama yer aldıktan sonra ertesi gün yer alan haber şöyleydi:
‘’Görüş almak istediğimiz Samsun İli Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Hasan Rıza Aydın, “Şimdi bir hastam var hastamla ilgileniyorum. Siz konu ile ilgili Tıbbi Hizmetleri Başkanı A. Ahmet İsmailoğlu ile görüşün” dedi. Tekrar soru sorulması üzerine ise “Şu an araba kullanıyorum hastaneye gidiyorum siz onunla görüşürseniz iyi olur” diyerek görüşmeyi bitirdi. Tıbbi Hizmetler Başkanı İsmailoğlu ise Bafra’da cenazede olduğunu ve iddianın ciddi bir iddia olduğunu belirterek Gazi Devlet Hastanesi yöneticileriyle görüşerek telefonla gazetemize bilgi aktarılacağını belirtti. İsmaioğlu’nun görüştüğü Gazi Devlet Hastanesi Yöneticisi Hikmet Tereci ise iddianın yersiz olduğunu kaydetti. Tereci, yemek alım ihalesini biz hastane olarak kendi başımıza yapmıyoruz. Bunu Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği yapıyor. Ayrıca Samsun’da sadece Gazi Devlet Hastanesi değil Eğitim Araştırma Hastanesi, Üniversite Hastanesi ve diğer hastanelerde köpük tabldot uygulaması var. Bu uygulamanın sadece Gazi Devlet Hastanesinde çıkması çok manidardır” dedi.
BAKANLIK VE TSE’DEN ONAYLIDIR
Tereci, yemek ihalesinin genel sekreterlik bazında yapıldığından dolayı kendilerinin konuya çok fazla vakıf olmadıklarını ve yemek alımı yapılan şirketle görüştükten sonra tekrar bilgi aktarımında bulunacaklarını belirtti. Şirketle ve Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği ile görüştüğünü kaydeden Tereci, “Şirketin Bakanlık ve Türk Standartları Enstitüsünden onaylı belgeleri mevcut. Yemek dağıtımı yapılan köpük tabldotta kanserojen madde içermesi mümkün değildir. Zaten Bakanlığımızda yemek dağıtımında kullanılacak tüm envanterlerin gerekli kontrollerini yaptıktan sonra izin veriliyor. Aksi taktirde bu işi almanız mümkün değildir. Bizlere yemek dağıtımı yapan İzmirli firma sadece hastanelere değil çoğu devlet kurumuna da yemek dağıtımı yapıyor” diye konuştu.
Bu haber İHA aracılığıyla tüm yerel ve ulusal basına servis edildi. Aynı gün sendika, Sağlık Bakanına yazdığı mektubu yerel basınla paylaştı. 17.Eylül’de Dün Gazi Devlet Hastanesi yönetimi İHA aracılığıyla, aşağıdaki açıklamayı yapıp kamuoyunu yanıltmaya devam etti. Belge olarak ta basına bu köpüklerle ilgili olarak, İzmir Halk Sağlığı Halk Sağlığı Laboratuvarundan söz konusu firmanın, 25.04.2012 tarihinde yaptırdığı analizi içeren üç sayfalık bir rapor sundu. Haber ajansının bu raporunu, haber siteleri ve yerel medya ‘’Asılsız çıktı’’ şeklinde verdiler.
Bir gün sonra sendikadan ‘’SAMSUN GAZİ DEVLET HASTANESİ YÖNETİCİSİNİ BİLİMSEL VE ETİK OLMAYA , KAMUOYUNU YANILTMAMAYA DAVET EDİYORUZ.’’ Başlıklı bir açıklama geldi:
‘’Ağustos 2011’de Gazi Devlet Hastanesinde, yemek hizmeti veren firmanın, yüksek elektrik fatura yükü nedeniyle, yemekhanedeki bulaşığı soğuk suyla sağlıksız bir şekilde yıkadığını açıklamış, soğuk suda yıkanan kap kacaktan, yatan hastalar ile hastanede çalışan 1500 personelin yemek yediğini belirtmiştik.Bundan sonra ne oldu?Hastane yemeklerini, hastalara sıcak yemeklerin konulamayacağı 6 nolu plastik kaplarla dağıtmaya başladı.Bir çok kez uyardık.Bilim adamlarından görüşler aldık.. Hem hasta psikolojisi, hem de hasta sağlığı açısından 6 no’lu plastik ile sıcak yemek servisi yapılamayacağını öğrendik. Ve anlatmaya çalıştık. Basın Açıklamaları yaptık.
Dün Gazi Devlet Hastanesi yönetimi İHA aracılığıyla, aşağıdaki açıklamayı yapıp kamuoyunu yanıltmaya devam etti. Belge olarakta basına bu köpüklerle ilgili olarak, İzmir Halk Sağlığı Halk Sağlığı Laboratuvarundan söz konusu firmanın, 25.04.2012 tarihinde yaptırdığı analizi içeren üç sayfalık bir rapor sundu. Haber ajansının bu raporunu, haber siteleri ve yerel medya ‘’Asılsız çıktı’’ şeklinde verdiler.
Sayın yönetici ne demişti bu açıklamasında:
‘’Samsun Gazi Devlet Hastanesi hakkında kamuoyunda ‘hasta ve çalışanlarına kanserojen madde içeren köpük tabaklarda yemek verildiği ve bunların kanser vakalarına davetiye çıkardığı’ iddia edilmektedir. Gazi Devlet Hastanesi yemek işlerinde hizmet alım yolu ile karşılamaktadır. İlgili hizmet alım sözleşmesinde yemeklerin tek kullanımlık kaplarda sunulması belirtilmiş, ilgili ürünlerin tüm belgelerinin eksiksiz olarak sunulması istenmiştir. (TSE, Tarım Bakanlığı Uygunluk vb) Tek kullanımlık kaplarda yemek sunumu hastalar arası enfeksiyona yol açmamak ve herhangi bir hastalık bulaşmasını engellemek amacı ile yapılmıştır. Gazi devlet Hastanesi’nde kullanılan tek kullanımlık yemek kapları ile ilgili belgeler ekte sunulmuştur. Belgelerde incelendiğinde anlaşılacağı üzere söylenilen iddiaların tamamı asılsızdır.’’
Şimdi biz soruyoruz.
1-Kamuoyuna dağıtılan bu raporda, bu köpüklerde üretici firmanın istenilen analizleri yapılmıştır. Bu analizler firmanın isteğiyle, sıcak yemek veya sıcak su ile dağılım ve çözülme analizleri yapılmadan Ücret Karşılığı yaptırılan analizlerdir. 6 no’lu plastik ham maddesi olan, Amerikan Kanser Birliğinin 1.Sınıf kanserojen ilan ettiği PS maddesi analizi, sıcak ile mevcut yemeğe ve/veya sıvıya dağılım analizi yapılmadan yapılan temel analizlerdir.
2-Bu analizde dahi, durağan durumda yani içine sıcak bir karışım konulmadan dahi, sundukları raporda, bu köpüklerde, Çinko, krom, kurşun, baryum varlığı kanıtlanmıştır. Verilen değerler sıcak ile karışım olmadan, verilen değerlerdir. Ayrıca bu değerlerde bile, bebeklere dahi bu kaplardan yemek verildiğinde birikim olacağı kaygı vericidir.
3-Bu raporun dağıtımı, raporun altında belirtildiği gibi, izin alınmadan yasaktır. Bu izin alınmış mıdır? Hayır..Tüm basına dağıtılan, bir ticari firmanın, parası ile yaptırdığı raporda:
‘’Bu Raporun hiç bir bölümü tek başına ve ayrı ayrı kullanılmaz ve İzmir Halk Sağlığı Lab. İzni olmadan kullanılamaz’’ denilmektedir.
4-Sayın yöneticinin yaptığı açıklamada , ‘’Tek kullanımlık kaplarda yemek sunumu hastalar arası enfeksiyona yol açmamak ve herhangi bir hastalık bulaşmasını engellemek amacı ile yapılmıştır.’’ demektedir. O zaman yemekleri paslanmaz çelik ile dağıtan diğer kamu hastanelerinde ve özel hastanelerinde sorun var demektir. Aslında sayın yönetici, 2011 de açıkladığımız gibi biz bulaşıkları sıcak su ile yıkatamıyoruz, onun için yemek hizmeti sunan şirkete destek amacıyla, bu kaplarda sunuyoruz demektedir.
5-Sayın yöneticiye bizim basına dağıtacağımız Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun Aralık 2012 tarihli Yemek hizmetleri hakkında yazısını hatırlatırız. Sayın yönetici, bu yazının 2. Maddesinde:
‘’Hasta yemek servislerinde ve personel yemeklerinde paslanmaz çelik çatal, bıçak, kaşık takımı kağıt poşetler içinde kapalı olarak sunulacaktır. Her hastaya mutlaka peçete, ıslak mendil, kürdan sunulmalıdır’’ denmektedir.
Esasında bu resmi yazı bile, yöneticinin kamuoyunu yanıttığının belgesidir.
Evet çelik materyel sadece çalışanlar için kullanılmaktadır.
Bakın sayın Yönetici aynı yönetmelikte tek kullanımlık yemek dağıtımının hangi şartlarda yapılacağı da yazılıdır. (Tabii ki kanserojen tek kullanımlık materyel değil):
‘’Bulaşıcı hastalığı olup, izole olanlar için’’
Yani 300 hasta ve hasta olmayan hasta yakınları için değil.
Sizi biraz kamusal ciddiyete ve halk sağlığını tehdit etmemeye davet ediyoruz. Tüm gelişmiş Dünyada hasta ve hasta yakınlarının yemek dağıtımı, çelik kaplarda yapılır. Bulaşık hizmetleri ve hijyen kontrolü yüksek kalitede yapılır.
6-Bu yönetmeliğin 3-4-5-6 sayılı maddeleri hastanenizde uygulanıyor mu? Onu da ayrıntılı raporumuzda açıklayacağız.
7-Sizde , bizde biliyoruz ki hastane kanserojen 6 no’lu köpük sıcak yemek kapları sadece ücretli analizi kısıtlı olarak, üretici firma tarafından yapılan şirketten sağlanmıyor. Bu köpüklerin mutfakta ve hastane katlarında sıcağa karşı, steril olmayan şartlarda, yine steril olmayan büyük boy torbalarda günlerce beklediği sizde biliyorsunuz. Katlarda, bu torbaların çöp torbaları ile aynı mekana koyulduğunu basınla paylaşmanın da etik olmadığını düşünüyoruz. Ama bu torbaların, hastane yemekhanesine hangi şartlarda getirildiğini, katlara çöp taşınan, hasta taşınan, dışı boyalı , içi pislik dolu asansörlerde , torbası yırtık halde, yerlere konularak nasıl aktarıldığını kamera kayıtlarınızda görebilirsiniz diye düşünüyoruz.
8-Hasta ve hasta yakınlarının sıcak yemek konmadan bile kokan, bükülen bu köpük kaplarda yemek yemelerin psikolojileri üzerinde yaptığı etkileri biz yemek dağıtan taşeron işçiler çok iyi biliyoruz. Ya da yemekleri, kendi temiz porselen tabaklarına aktaran hastaları…
9-Ayrıca POLİSTYRENE VE CANCER (6 nolu plastiğin ana maddesi) (ek 2) adlı bilimsel değerlendirme yazısını da Türkçesini kamuoyu ile paylaşmadan, Sağlık Bakanlığına da bugün gönderiyoruz.
Sayın Yönetici,
Sağlık hakkını savunan sendikamız, sonuç olarak vergisini veren, katkı payı veren, reçete parası veren, genel sağlık sigortası yatıran, sağlık hizmeti almak için bir hekimin 120. hastası olmayı kabul eden bu yoksul halkın, Sağlıkta Devrim Hastanelerinize derman aramaya geldiğinde bir tas çorbayı da bir temiz porselen kapta –yüksek kaliteli , hiyjeni tam sağlanmış çelik kapta- sıcacık içmeyi hak ettiğini düşünüyoruz.’’
Tarihe not düşmek açısından sizlere ulaştırmak istedim.