Türkiye, Dünya Bankası 2011 yılı verilerine göre kadınların işgücüne katılımının en az olduğu 15. ülke. 183 ülke verisinin dikkate alındığı hesaplamada bizden daha kötü durumda olan ülkeler genellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri. Son dönem dünyanın sıcak fay hattını oluşturan bu ülkeler aynı zamanda Radikal İslam’ın etkinliği altında. Cezayir, Tunus, Suudi Arabistan, Mısır, Yemen, Fas gibi ülkeler bu grup içinde yer alıyor. Türkiye tam da bu gruba yakın bir profil sergiliyor. Hatta Libya’da kadınlar Türkiye’den daha fazla çalışma hayatının içinde. Dünya ortalaması ise Türkiye’nin yaklaşık iki katı. Söz konusu değer Arap Dünyası’nda % 23, Türkiye’de % 28, Dünya genelinde ise % 51. OECD ve AB ortalaması dünya ortalaması ile benzer seviyelerde.
Doğu Asya ve Pasifik ülkeleri ile en az gelişmiş ülkeler ise kadınların % 65’lik ortalama ile çalışma hayatına en yoğun katıldığı ülkeler. Bu göstergelere göre kadınların çalışma hayatına dahil olmasında kültürel ve ekonomik durum belirleyici.
Elbette ki kadınların “az gelişmiş” ya da yoğun çalışma rejimlerinin olduğu ülkelerde işgücüne katılımları, güvencesizliğin ve kuralsızlığın, kötü çalışma koşullarının, düşük ücretli ve esnek kadın emeği ile beslenmeyi tercih eden ekonomik yapının ürettiği bir sonuç. Dolayısıyla kadınlar, genellikle çalışma hayatının içine kötü çalışma koşulları altında zorunlu olarak sürükleniyorlar. Burada temel değişkenlerden birinin de eğitim olduğu açık. Az gelişmiş ülkelerde eğitim düzeyinin düşük olmasına rağmen, belli ki işgücüne katılım oranı son derece yüksek.
Eğitimli kadın işsiz
Türkiye’de de eğitim düzeyi işgücüne katılım talebini doğrudan etkiliyor. Eğitim düzeyi arttıkça iş talep eden kadınların oranı da artıyor. Ancak 2009 krizi sonrasında işgücüne katılımda eğitim düzeyinin önemi azalmış durumda . Lise altı eğitime sahip kadınlar işgücüne katılım talebinin en fazla arttığı kesimi oluşturuyor. Bekleneceği gibi yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım talebi de artış eğiliminde. Lise altı eğitimliler için işsizlik oranı % 8,3 ile Türkiye ortalamasının altında, yükseköğretim mezunu kadınlar için ise bu oran % 13,1 ile Türkiye ortalamasının 5,3 puan üzerinde.
Daha çarpıcı bir veri ise işgücünde yer alan ve okur yazar olmayan 909 bin kadın için işsizlik oranı % 2,6, işsiz sayısı 24 bin iken, 2 milyon yüksek okul mezunu kadın için işsizlik oranının % 13,1, işsiz sayısının 265 bin olması. Meslek ve teknik lise mezunu kadınlarda işsizlik oranının % 19 seviyelerinde olduğunu ayrıca belirtmek lazım. Yani nitelikli işler söz konusu olunca kadınların önüne duvarlar örülürken, vasıfsız işler için kadın emeği tercih edilen bir konuma geliyor. Anlaşılan o ki AKP hükümeti ucuz istihdam stratejisini vasıf gerektirmeyen emek yoğun sektörlerde çalışan kadınlar üzerinden kurma amacında. Bunu yaparken de ya kültürel kodların aşılması ya da kadınların çalışma hayatına katılımındaki dinamiklerin değiştirilmesi gerekiyor. Örneğin hükümetin yasal bir çerçeveye kavuşturarak yaygınlaştırılma çabasında olduğu “evden çalışma” başlığındaki esneklik biçimi de bu amaçla ilişkili. Kadını işgücüne evden, parçabaşı işlerle dahil etmek.
Erkekler % 30 daha fazla kazanıyor
TÜİK verilerine kadınlar erkeklerin 4’te 3’ü kadar ücret alıyor. Kadın işgücü ucuz emeğin adresi olarak görülüyor. İşgücü piyasaları esnek ve kuralsız bir karaktere büründükçe, bunun bedelinin kadınların üzerine daha fazla yıkılacağı açık. Bunun somut göstergesi iş buldukça çalışan yevmiyeliler için erkek ile kadın arasındaki ücret farkının 2 katı aşması. Çalışma hayatında daha kurallı (ücretliler, profesyonel meslek grupları) ve nitelik gerektiren işler arttıkça ücret farkı azalmakta, nitelik gerektirmeyen kuralsız işler için ise (yevmiyeli, nitelik gerektirmeyen işler) bu fark artmaktadır. Buna karşın işsizlik birincisi için daha fazla karşılaşılan bir sorun haline gelmektedir.
Kaynak: TÜİK, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması, 2011
Tablo 2-
Meslek GruplarıKadın Çalışanın Ücreti/ Erkek Çalışanın Ücreti
Toplam - Total76,21%
Kanun yapıcılar, üst düzey yöneticiler ve müdürler78,08%
Profesyonel meslek mensupları77,68%
Yardımcı profesyonel meslek mensupları75,51%
Büro ve müşteri hizmetlerinde çalışan elemanlar84,68%
Hizmet ve satış elemanları60,53%
Nitelikli tarım, hayvancılık, avcılık, ormancılık ve su ürünleri çalışanları48,55%
Sanatkarlar ve ilgili işlerde çalışanlar34,43%
Tesis ve makina operatörleri ve montajcılar66,98%
Nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar64,29%
Kaynak: TÜİK, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması, 2011
Sonuç olarak görünen o ki işgücü piyasalarında kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığına ve eşitsizliğine karşı etkin politika araçlarına ihtiyaç bulunmaktadır. Buna karşın hükümetin gündeminde olan ve ekim ayında TBMM’ye taşınması düşünülen, güvencesizlik ve kuralsızlık zeminini güçlendirecek olan esneklikle ilgili yasal düzenlemelerin hedefinde kadınlar vardır.