Kapitalist gelişme ile birlikte beklenen, kadının daha çok işgücüne katılımı ve “Ev kadınlığı”nın gerilemesi. Gelin görün ki, muhafazakar-neoliberal kapitalizmin Türkiye versiyonunda bu pek böyle olmuyor. Kadının işgücüne katılımı pek artmadığı gibi, kırdan göçün de hızlanmasıyla kadının tarımda bile istihdamdaki payı azalıyor ve “Ev kadınlığı” gerilemiyor, hatta zaman zaman artıyor. Evdeki bu yedek işgücü, ancak, yoğun kriz zamanlarında iş aramak için piyasaya çıkıyor, niteliksiz işlerde işgücü arzını artırıyor, patronlara ücretleri düşürme fırsatı çıkıyor, sonra da erkeklerden dirsek görüp eve dönüyor kadınlar...
* * *
Ekonominin hedef küçülttüğü 2012’de, “işsizlik yatay seyir izliyor” kerametini yumurtlayanlar, 15 yaş üstü nüfustan işgücü olabilecekken, muhtemelen de işsiz olarak kayıtlara geçerek işsizlik oranını çift haneye taşıyacakların, nereye gittiklerini araştırmamış görünüyorlar. Araştırsalar, son 12 ayda 500 bin kadının “işgücü” meydanı yerine “eve” yöneldiklerini, bunun da işsizlik oranını bir hayli düşürdüğünü göreceklerdi.
Ev kadınlığı, Türkiye için hiç göz ardı edilmeyip hem sosyal politikada, sosyolojide, hem siyasette bir hayli önemli bir kategori. Çalışan, yani istihdamdaki nüfusun yarısı kadar nüfus, ev kadını. Her 2 çalışana, 1 ev kadını düşüyor. 12.2 milyondan, yani sivil nüfusun yüzde 17’sinden, 15 yaş üstü nüfusun yüzde 23’ünden söz ediyoruz. Seçmen olarak tek bir partiye oy verseler, şaka değil, ortaya CHP cesametinde bir ev kadınları ana muhalefet partisi çıkar !..

Ev kadınlığı, tutucu AKP’nin beslediği bir rol. En az 3 çocuk yapacak, erkeğin ve çocukların beklentilerine cevap verecek bir rol. O nedenle de “Eve yöneliş”lerin hiç önünü kesmiyor AKP rejimi. Sayı da pek gerilemiyor. Yıldan yıla, daha çok kadının işgücü piyasasına çıkması beklenirken 2012 Mart’ındaki ev kadını sayısı 2006’dan pek geride değil. Hatta, 2006’da her 10 aile efradına 4,5 ev kadını hizmet verirken, sayı 2012 başlarında 5’e çıkmış. Ev kadınının “iş yükü” artmış, anlayacağınız.
* * *






