İş kazalarında Türkiye, dünyada 3 üncü, Avrupa ülkeleri arasında ise 1 inci sırada yer alıyor.
Kocaeli: Bir fabrika inşaatının çatı onarımında çalışan 2 işçi, asmalı vincin güvenlik ipinin kopması sonucu 12 metre yükseklikten düştüler. Kaza sonucu, Erdinç Şahin ve Serdar Durmuş hayatını kaybetti.
Ordu: İnşaat halindeki bir okulun bahçesinde su borusu döşeyen Ramazan Şahinkaya ve Bayram Mecit, yamaçtan kayan toprağın altında kalarak hayatlarını kaybetti.
Antalya: Sosyal güvenceleri olmadan, günde 25 TL ye çalıştırılan mevsimlik işçiler, portakal bahçesine traktör römorkunda taşınırken, kapağın aniden açılması üzerine iki kadın işçi düştü. Aralarından biri, Havva Özok, hayatını kaybetti.
Trabzon: Çalıştığı fabrikadaki su motorunu tamir eden Emre Yılmaz, elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.
Konya: Torna tezgahında çalışan 18 yaşındaki Muharrem Yılmaz, makineye kolunu kaptırarak hayatını kaybetti.
İzmir: Kimyasal ürünler imal eden bir fabrikada çalışan kimyager, 4 metre derinliğindeki sıcak su ve sabun tankına düştü. Kimyager Göktürk Şahin ve onu kurtarmaya çalışan fabrika işçisi Kadirhan Yıldız hayatını kaybetti.
İstanbul: Tuzla tersanelerinden bugüne kadar 147 ölüm haberi.
* Türkiye de her gün 172 iş kazası meydana geliyor. Bu kazalarda her gün 4 emekçi yaşamını yitiriyor, 6 emekçi sürekli iş göremez hale geliyor.
İş kazalarında Türkiye, dünyada 3 üncü, Avrupa ülkeleri arasında ise 1 inci sırada yer alıyor.
* İşçi sendikaları, bu cinayet ve kazaların gerçek sorumlusunun siyasi iktidar olduğunu savunuyor. Resmi sendika internet sitelerinde, AKP elini işçi kanıyla yıkıyor gibi cümlelerle karşılaşabiliyorsunuz.
Haksızlar mı?
Bugün bütün gelişmiş ülkeler ve AB ülkelerinde İş Sağlığı ve Güvenliği yasası ayrı bir düzenleme olarak yürürlükte bulunuyor. Oysa hükümetin 2004 ten beri üzerinde çalıştığı İş sağlığı ve Güvenliği yasa tasarısına göre, kamu sadece 10 dan az işçi çalıştıran işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetini üstlenip büyük işyerlerinin denetimini şirketlere bırakmayı öngörüyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, tasarıya yapılan eleştirilere şöyle yanıt veriyor: 1 milyon 426 bin işyeri var. Yılda denetleyebileceğiniz yer, alacağınız personel sayısı belli. Yani 400 binini denetlersiniz ama 1 milyonu kalır ( ) bir milyon işyeri denetlenemez .
Rakamları çığ gibi büyüyen bu kaza ve olümler, teknik veya maddi sebeplerden dolayı göz ardı edilmemeli. Bu prensibi ve iş hukukunun gelişmesine büyük katkıda bulunan eski Onursal Yargıtay İkinci Başkanı Mustafa Çenberci şu şekilde vurgulamış:
Çalışan insanın beden ve ruh tamlığının korunması için yararlı her önlem, gerektirdiği gider ve zahmet ne olursa olsun, işverenin koruma önlemini alma ödevi çevresine girer. İnsan varlığının kutsallığı, para ve zahmetin çok yücesinde oluşu, bu yönü yeterince açıklayacak niteliktedir.