Akşam BBC’den İsviçre’de otobüs kazasında ölen çocuklar için Belçika ve Hollonda’da resmi yas ilanı haberini izliyorum. Bayraklar yarıya çekilmiş. Belçika’lı bir kadınla röportaj yapıyor BBC muhabiri.
Kadın:
Unutmamak, hatırlamak için önemli diyor.
BBC sürekli alt yazı geçiyor:
Mourning..
Mourning..
Mourning….
Yas..yas..yas…
Belçika'dan İsviçre'ye kayak tatiline giden çocukların bulunduğu otobüsün Valais kantonunda kaza yapması sonucu yaşları ortalama 12 olan, 28 öğrenci hayatını kaybetmişti. Federal Hükümet bir günlük milli yas ilan ederken, Kraliyet Sarayı kazadan duyduğu üzüntüyü dile getiren açıklamalar yaptı. Çocuklarını kaybeden acılı aileler İsviçre'ye özel uçaklarla gönderildi. Federal ve Flaman Başbakanları da vatandaşların yanında olduklarını hissettirmek üzere İsviçre'ye gitme kararı aldı.
………………..
Merhum İsa Toprak.
Çarşamba Karamustafalı köyünden İstanbul’a çalışmaya gitmişti.
İstanbul Beylikdüzü Esenyurt bölgesinde, 220 milyon avro yatırımla yapılan “galaksi” temalı Marmara Park Alışveriş Merkezi (AVM) inşaatında çıkan yangında 11 taşeron işçi arkadaşı ile birlikte yanarak hayatını kaybetti...
İsaTopal'ın cenazesi 12 Mart 2012 günü gece Samsun'un Çarşamba ilçesine getirildi. Gece morga konulan cenaze, sabah saatlerinde alınarak Karamustafalı köyüne götürüldü. Cenaze, Karamustafalı Köyü Camisi'nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından gözyaşları içinde defnedildi.
…………………
Çalışma Bakanı Faruk Çelik Esenyurt'ta 11 işçinin hayatını kaybettiği yangınla ilgili, "Esenyurt'taki işçilerin ölümü kaza değil, ama kader" dedi.
İnşaat sektöründe her iş günü yaklaşık 25, her iş saati 3, her 20 dakikada 1 iş kazası meydana geliyor. Her iş günü 1.2 kişi sürekli işgöremez duruma düşerken, 1 kişi ölüyor.
AKP hükümeti 8 yıldır sermaye ile anlaşamadığı için, yasayı çıkaramıyor ama. 1973 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 47. 48. ve 54’üncü maddeleri açık bir biçimde işçilerin güvenlik koşullarını ve barınmalarının nasıl sağlanacağını belirtiyor. Metrekareye varana kadar yapılan tanımlarda, “İşyerlerinde işçilerin, içinde çalıştıkları yerler ile depo ve ambar gibi yerlerin, aynı zamanda işçi konutu olarak kullanılması ve buralarda işçi yatırılması yasaktır” ibareleri yer alıyor.
Ölümlerin olduğu çadırda kalan işçiler KALDEM isimli taşeron şirketin işçileri. Bu şirket havalandırma işlerini yapıyormuş. Kamp alanında 4 çadır (3 tanesi yanmış) ile konteynırlar var. Ayrıca yemekhane ve tuvaletler var. Diğer taşeronların işçiler de konteynırlarda kalıyor..
Güvencesiz çalışma..
Denetimsizlik…
Esnek çalışma..
Yoksulluk..
Sermayenin sınırsız, ahlaksız büyüme mecburiyeti.
İşsizlik.
……………………….
TTB olarak nasıl değerlendirdik bu ölümleri:
Esenyurt'ta Marmara Park alışveriş merkezinin inşaatında çalışan 11 işçi çadırlarda yanarak can verdi. Erzurum, Ordu, Sivas, Van, Samsun Çarşamba, Erzurum'dan geldikleri belirtilen göçmen işçiler uykularında yakalandıkları yangından kurtulamadılar. İş cinayetleri gerçeği artık onar onar ölümlerle sürekli gözlerimizin önünde. Bakanlık ise standart hale gelen kaza sonrası açıklamalarını yapmaya devam ediyor: “Yeni ‘İş Sağlığı Güvenliği’ (İSG) yasa tasarısı Meclise gönderildi, yasanın çıkarılmasından sonra herşey düzelecek.”
İstedikleri durumlarda saatler içinde yasa çıkartabilmelerine karşın nerdeyse yedi yıldır çıkarılamayan “İSG yasası” bir yana, güvensiz ve sağlıksız çalışma ve barınma koşulları aslında varolan mevzuatın uygulanmasıyla kesin olarak çözülebilir. 1973 İşçi Sağlığı ve İş güvenliği Tüzüğü yanında, 2003 Yapı İşlerinde Sağlık ve Güvenlik Yönetmeliği uygulanabilse eğer, bu ölümler önlenebilir. Ama bunun için bu sorunu çözmeye niyeti olunması gerekli.
İşçiler ölüyor, bakanlık seyrediyor.
Zaman zaman “Biz patronların iktidarı değiliz” efelenmelerinden geri durmayan Hükümet, bu iş cinayetlerinin doğrudan sorumlusu olduğunun ne zaman farkına varacak?
Yaşadığımız kazanın barınma ve çalışma koşullarının halen memleketimizdeki yaygın durumu ifade ettiğini bunu da herkesin bildiğini ne zaman görecek? Ülkemizdeki işçi sağlığı ve güvenliği sorunlarının taşeronlaşma ve güvencesiz çalışma ile ilgisinin ne zaman farkına varacak? Göstermelik yeni toplantılarla, yeni mevzuat çalışmalarıyla, yetersiz denetimlerle, çözümün gelmeyeceğini ne zaman anlayacak? Şu soruyu ne zaman soracak?
“Biz Hükümet olarak iş kazalarını önlemeyi gerçekten istiyor muyuz?”
Ve bu ülkeden ölmeden, patron azarı işitmeden, mobbinge maruz kalmadan, erkin baskısını her an hissetmeden insanca ve onurumuz ile çalışmak mümkün müdür?
Çarşamba’lı İsa Toprak’ın yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.. Sabırla…