Her 4 çocuktan 1’i çalıştırılıyor! Karstarlı: Çocuk ölümleri her yıl artıyor

2002 yılında Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 12 Haziran tarihi çocuk işçiliğine karşı küresel farkındalık oluşturmak ve çocuk işçiliğini önlemek amacıyla “Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü” olarak ilan edildi. Aradan geçen 24 yıla rağmen çocuk işçiliğinin hala yaygın olması ve çalışırken hayatını kaybeden veya yaralanan çocuklar olması dernek ve sivil toplum kuruluşlarının da konuyu gündemde tutmasını sağlıyor. Bu kapsamda Türkiye Mühendis ve Mimar Odalar Birliği (TMMOB), İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Türk Tabipleri Birliği ve Eğitim -Sen tarafından ortak basın açıklaması gerçekleştirildi.

MİLLETVEKİLİ DE KATILDI
Elektrik Mühendisleri Odası Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen basın açıklamasına; CHP Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Mehmet Ali Elma, İSİG Meclisi Yönetim kurulu üyesi Selçuk Karstarlı, Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Çiğdem Gündoğan, Eğitim Sen Kocaeli Şube Başkanı Metin Temel, Türk Tabipleri Birliği Kocaeli Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, Veli-Der Kocaeli Şube Başkanı Ayşe Irmak, birlik ve oda üyeleri katıldı.

ERKEN YAŞTA YIPRANIYORLAR
Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan çocuk işçiliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri hakkında şu ifadelerde bulundu: "Çocuk kendisi çalışmak istemeyeceği için çalışan çocuk kavramı yerine 'çalıştırılan çocuk' kavramını daha doğru buluyoruz. Çocuk yaşta çalışmak çocukların erken dönemde yıpranmasına, hem fiziksel hem ruhsal hem de sosyal açıdan sorunlar yaşamasına neden oluyor. Yapılan çalışmalar çocukların çalışmasının; vücudunda deformasyon, şiddet öyküsü, yetersiz beslenme, maddeye alışma, kimyasal maddelerden etkilenme gibi sonuçları olduğunu ortaya koyuyor."

862 ÇOCUK İŞÇİ ÖLDÜ
İSİG Meclisi Yönetim kurulu üyesi Selçuk Karstarlı şunları kaydetti: "İstatistik hazırlarken çocuklarımız için ayrıca hazırlıyoruz ve 2013'ten bu yana 862 çocuk işçi öldü. Bu pek çok ülkenin işçi ölümünden fazla. Ülkemizde 15 yaş üzeri çocukları çalışabileceği bir mevzuat var ama bu yaşın altında çalışan çocuklarda var ve bizim istatistiklerimizde bunlarda var. Raporlarımıza göre çocuk ölümleri azalmıyor, her yıl artıyor."

GELİR DAĞILIMI SORUNLARI
Eğitim Sen Kocaeli 1 Nolu Şube Başkanı Metin Temel tarafından okunan ortak basın açıklamasında ise şu ifadeler yer aldı: "Ülkemiz 182 No'lu En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi ve 138 No'lu Asgari Yaş Sözleşmesi’ne taraf ülkeler arasındadır. Ancak yıllardır bu sözleşmelerin gereğinin yerine getirmediği de aşikardır. Araştırmalar çocukların erken yaşta çalışma yaşamına atılmasında, ekonomik gereksinmeler ve gelecek kaygısının en egemen yeri tuttuğunu göstermektedir. Çocukları çalışma yaşamına iten bir diğer etmen, işsizlik ve yeni iş alanlarındaki yetersizliklerdir. Gelişmekte olan ülkelerin yaşadığı hızlı nüfus artışı, aşırı ve düzensiz kentleşmeye, dolayısıyla kentsel işsizlik ve gelir dağılımı sorunlarına yol açmaktadır. Aile gelirindeki hızlı düşüşler karşısında, tüm aile üyelerinin çalışmak zorunda kalmaları ve özellikle küçük yaşlarda çalışma yaşamına atılmaları kaçınılmaz kılmaktadır. Türkiye’de de çocuk işçiliğinin başlıca nedeni yoksulluk, sosyal korumadaki eksiklikler ve kayıt dışı ekonomidir.

ÇOCUK İŞÇİLİĞİ BİR HAK İHLALİDİR
TÜİK 2024 Çocuk İstatistiklerine göre 15-17 yaş arası çocukların yüzde 24,9’u işgücüne katılmaktadır ve bu da 950 binden fazla çocuğun çalıştığı anlamına gelmektedir. Ancak bu verilere kayıt dışı çalıştırılan ve yaşları 15 yaş altında olan çocuklar ile MESEM kapsamında çalıştırılan çocuklar dahil edilmemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre MESEM kapsamındaki öğrenci sayısı 562 bin 376’dır. UNICEF Türkiye raporuna göre Çalış(tırıl)an çocukların yaklaşık yarısı (yüzde 45,5) hizmet sektöründe yüzde 30,8’i tarımda ve yüzde 23,7’si sanayi sektöründe çalışmaktadır. Resmi veriler dahi çocukların işgücüne katılım oranının her yıl arttığını göstermektedir. Unutulmamalıdır ki çocuk işçilik bir tercih veya meslek eğitimi meselesi değildir. Çocuk işçiliği, kapitalizmin kar güdüsünün, sermaye çıkarlarına uygun olarak hayata geçirilen ekonomik, sosyal ve eğitim politikalarının sonucunda ortaya çıkan bir hak ihlalidir.

MEVSİMLİK İŞÇİ ÇOCUKLAR
Yaz aylarının başlamasıyla birlikte çocuk işçiliği, özellikle tarım sektöründe daha görünür hale gelmektedir. Mevsimlik tarım işçiliğinde çocuklar, kadınlarla birlikte sömürü düzeninin en kırılgan halkasını oluşturmaktadır. Uzun çalışma saatleri, aşırı sıcaklar, pestisit maruziyeti, barınma sorunları, eğitimden uzaklaşma ve iş kazaları tarımda çalışan çocukların günlük yaşamının bir parçası haline gelmiştir. Çocukların okul sıralarında olması gereken dönemde tarlalarda çalıştırılması kabul edilemez bir durumdur. Son yıllarda yaygınlaştırılan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulaması ise çocuk işçiliğini eğitim adı altında meşrulaştıran bir mekanizmaya dönüşmüştür. Çocuklar haftanın büyük bölümünü işletmelerde geçirirken, ucuz ve güvencesiz işgücü olarak kullanılmaktadır.

İŞ GÜVENLİĞİ YETERSİZLİKLERİ
Çalış(tırıl)an çocuklar iş kazaları, yaralanma ve meslek hastalıkları gibi birçok sorunla karşılaşmaktadır. Yetişkinlere oranla birikimleri az olan çocuklar, daha zayıf bünyeleri ile teknik araç ve gereçler karşısında daha büyük risk altında olmakta, kimyasal zehirlenmeler, solunum yetersizlikleri, iskelet yapısındaki bozukluklar ve gürültü ile yüz yüze gelmektedirler. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği nedeniyle çok sayıda çocuk iş cinayetlerinin kurbanı olmaktadır. İSİG Meclisi verilerine göre 6331 sayılı İSG Kanunun işyerlerinde uygulanmak üzere yürürlüğe girdiği 2013’ten bugüne kadar ise iş cinayetlerinde ölen çocuk sayısı, ülke genelinde en az 862’dir. Çocukların bedensel ve ruhsal yönden sağlıklı gelişebilmeleri ve gelişmelerini tamamlayabilmeleri için bu dönemi çalışma yaşamının dışında geçirmeleri gerekmektedir.

CEZASIZLIK SORUNU BÜYÜTÜYOR
Çocuk işçiliği yalnızca çalışma yaşamına ilişkin bir sorun değildir; aynı zamanda bir eğitim, sağlık, sosyal politika ve insan hakları sorunudur. Çalışmak zorunda bırakılan çocuklar eğitim hakkından mahrum kalmakta, fiziksel ve ruhsal gelişimleri zarar görmekte, sağlıklı bir çocukluk yaşama olanaklarını kaybetmektedir. Çocuk işçiliği, çocukların bugününü ve geleceğini çalmaktadır. Devlet, taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat gereğince çocukları korumakla yükümlüdür. Ancak çocuk işçiliğinin yaygınlaşması, iş cinayetlerinde çocukların yaşamını yitirmesi ve çocuk emeğinin çeşitli biçimlerde teşvik edilmesi, bu yükümlülüklerin yerine getirilmediğini göstermektedir. Denetimsizlik, cezasızlık ve çocuk emeğini ucuz işgücü olarak gören anlayış, sorunu daha da büyütmektedir. Çocuk işçiliğin en önemli nedenlerinden biri yoksulluktur. Derinleşen ekonomik kriz, gelir dağılımındaki adaletsizlik, düşük ücretler, işsizlik ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle çocuklar küçük yaşta çalışmaya mahkum edilmektedir.

ORTAK ÇAĞRIDA BULUNDULAR
Çocuk işçiliğiyle mücadele, yalnızca denetimlerle değil; yoksulluğu azaltan, gelir adaletini sağlayan, kamusal sosyal destekleri güçlendiren ve nitelikli eğitimi güvence altına alan politikalarla mümkündür. Daha önce de yaptığımız çağrıyı yineliyoruz. MESEM uygulaması derhal sonlandırılmalı ve meslek eğitimi okullarda, çocukların sağlığının ve güvenliğin güvence altında olduğu, bilime ve tekniğe uygun şartlarda yapılmalıdır. Çocuk işçiliğinin her türüne son verilmelidir. Mevsimlik tarım başta olmak üzere çocuk işçiliğinin yoğun olduğu alanlarda etkin denetimler yapılmalıdır. Çocuk işçi çalıştıran işletmelere caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. Çocuk işçiliğinin temel nedeni olan yoksulluk ve gelir adaletsizliğine karşı sosyal politikaların hayata geçirilmelidir. Tüm çocuklar için bilimsel, kamusal ve nitelikli eğitim hakkın güvence altına alınmalıdır. Bir ülkenin geleceği çocuklarının eğitiminde, sağlığında ve mutluluğunda şekillenir. Çocukların çalışmak zorunda kaldığı değil; oyun oynadığı, öğrendiği, geliştiği ve güven içinde yaşadığı bir ülke mümkündür.”

Seçil Karaoğlu / Özgür Kocaeli