Türkiye iş kazaları ve meslek hastalıkları sayısının en yüksek olduğu ülkelerden birisidir. Resmi kayıtlara göre 2000-2009 döneminde ülkemizde 784 binden fazla iş kazası olmuş ve bu kazalarda 10 binin üzerinde emekçi yaşamını yitirmiştir. Resmi kayıtlara girmeyen iş kazaları ya da meslek hastalıkları nedeniyle ölen veya sakat kalan emekçilerin sayısını tahmin edebilmek ise neredeyse imkânsızdır.
Böyle bir ortamda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği alanındaki en geniş kapsamlı etkinlik olan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nin 19.’su İstanbul’da gerçekleştiriliyor. Ancak uluslararası düzeyde yapılan bu kongrenin kaygısının işçilerin sağlığı ve güvenliği olmadığı adından bile anlaşılmaktadır. İşçi sağlığı yerine “iş sağlığı” kavramını tercih eden Kongre, işçinin değil işin sağlığını yani işletmenin verimliliğini, kârlılığını hedeflemektedir. Zaten Kongre amacını “...Tüm dünyada önleme kültürünün yaygınlaşmasını sağlamak ve iş sağlığı ve güvenliği ile bağlantılı yeni bilgi ve tecrübelerin alışverişine olanak tanımak” biçiminde açıklamaktadır. Yani Kongre, iş kazaları ve meslek hastalıklarının emek sömürüsüne dayanan kapitalist üretim sisteminin bir sonucu olduğunu görmezden gelerek, iş sağlığı ve iş güvenliğini bir kültür meselesi olarak göstermeye çalışmaktadır.
Kongrenin düzenleyicilerinden ve ev sahibi konumunda bulunan Çalışma Bakanlığı, Türkiye’de emekçilerin sağlığı ve güvenliğinden sorumlu kurumların başında gelmektedir. Ancak Bakanlık, emekçilerin can güvenliğini sağlayacak düzenleme ve denetimleri yerine getireceğine; küresel rekabeti yani işletmelerin kârlılığını gerekçe göstererek emekçileri koruyan mevcut düzenlemeleri dahi ortadan kaldırmakta ve denetim görevini gerektiği gibi yerine getirmemektedir.
Öyle ki Kongre ile ilgili açıklama yapan Bakanlık Müsteşarı Dr. Sıddık Topaloğlu, “Bu kongre bizim için bir milat olacak. Kongre sayesinde iş güvenliği konusunda Türkiye bir referans ülke pozisyonuna yükselecek. Bu kongreyi yapmak bize hem prestij hem de çevre ülkelere iş güvenliği tecrübesi transfer etme konusunda yetkinlik sağlayacak” diyerek Devletin bakış açısını özetliyor.
Ayrıca Kongre’nin yanı sıra İş Güvenliği Fuarı’nın da öneminin büyük olduğunu ifade eden Topaloğlu, “İnşaatlarda kullanılan baretten tutun da, kimya sektöründe çalışanların giyeceği özel çizmeye ya da yalıtkan paspaslardan güvenlik kemerlerine, madenlerde kullanılan dedektörlere kadar tüm malzemeler bu fuarda sergilenir. Bu malzemeleri bölge ülkelerine satma konusunda da çok büyük fırsatlar olacak” diyerek işçi sağlığı ve güvenliği alanındaki piyasalaştırma planlarının boyutlarını gözler önüne seriyor.
AKP iktidarı iş kazası sonucu ölümlerin yüzde 17 azaldığını belirtiyor. Oysa İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin araştırmalarına göre 2010 yılının ilk sekiz ayında en az 238 işçi hayatını kaybederken, 2011 yılının ilk sekiz ayında hayatını kaybeden işçi sayısı en az 376’ya ulaştı. Yani iş kazası sonucu ölümler geçen yıla göre yüzde 60 civarında arttı.
Keza meslek hastalıklarının tespiti açısından da ülkemizin durumu içler acısıdır. 2009 SGK İstatistiklerine göre sadece 429 meslek hastası bulunmaktadır. Oysa eski Çalışma Bakanı Ömer Dinçer bile bu sayının 100 bin civarında olduğunu belirtmektedir. Uluslararası araştırmalara göre ise meslek hastalıklarının görülme sıklığı çalışan nüfusun binde 4’ü ila binde 12’si arasında değişmektedir. SGK’nın son açıklamasında ülkemizde çalışan nüfusun 24 milyon olduğu belirtilmekteydi. Yani gerçek meslek hastası sayısı 100 bin ila 300 bin arasında değişmekte ve bu durum tespit edilmemektedir.
İş kazaları (işçi sağlığı ve işçilerin can güvenliği), işçilere yönelik baskıların en çıplak biçimlerini gözler önüne sermektedir. İşçiler yoğun ve uzun iş saatlerinde, basit güvenlik önlemlerinin alınmadığı koşullarda çalışmaktadır. Bunun nedeni işin güvencesizlik temelinde örgütlenmesidir. Yani işin parçalanarak yapılması ve işçinin örgütsüzleştirilmesidir. AKP iktidarı güvencesizliği yasal bir zemine oturtmaya çalışmaktadır. 27 Kasım 2010’da çıkarılan yönetmelikle işçi sağlığı piyasanın ellerine teslim edilmiştir. Torba yasa ve sırada bekleyen ulusal istihdam stratejisi saldırıları, güvencesiz istihdamı derinleştirecek uygulamalardır. Diğer yandan AKP iktidarı Diyanet hutbeleri ile, Başbakan Erdoğan’ın “ölüm bu işin kaderinde var” söylemleriyle iş kazalarının manevi meşruiyetini de oluşturmaya çalışmaktadır.
Tüm iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Önlenebilir oldukları halde gerçekleştiği için bunları “iş cinayeti” olarak tanımlamak gerekir. Bu bağlamda Çalışma Bakanlığı, Türkiye’deki iş cinayetlerinden sorumlu olan kurumların başında gelmektedir. Çünkü işçileri korumak devletin görevidir.
Bizler emek ve meslek örgütleri olarak sermayenin daha fazla kar uğruna emekçilerin yaşamlarını hiçe saymalarını ve bu noktada işçi sağlığı ve güvenliğinin piyasalaştırılmasının bir göstergesi olan 19. Dünya İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi’ni protesto ediyoruz…
Can güvenliği, iş güvencesi istiyoruz!
DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği
KESK İstanbul Şubeler Platformu
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu
İstanbul Tabip Odası
“Can güvenliği, iş güvencesi istiyoruz!”
DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve İstanbul Tabip Odası'nın çağrısıyla 12 Eylül günü Taksim'de biraraya gelen emek ve meslek örgütleri ile ilerici ve devrimci güçler; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Uluslararsı Çalışma Örgütü (ILO) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Birliği (ISSA) tarafından İstanbul'da düzenlenen 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongre ve Fuarı'nı protesto ettiler.
Eylem için saat 12.30'da Taksim Tramvay Durağı'nda toplanan bileşenler “Can güvenliği ve iş güvencesi istiyoruz – İnsanca bir yaşam için örgütlü mücadeleye! / DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği-KESK İstanbul Şubeler Platformu-TMMOB İstanbul İKK-İTO” pankartı açarak basın açıklaması gerçekleştirdiler.
Basın açıklaması öncesinde İTO Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu bir konuşma yaptı. Çerkezoğlu, kongreyi gerçekleştirilenler için “Yalan söylüyorlar” ifadelerini kullandı.
"İşçinin değil, işin sağlığı hedefleniyor"
Çerkezoğlu'nun konuşmasının ardından, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) tarafından hazırlanan rapor basın açıklaması olarak okundu.
Bileşenler adına açıklamayı yapan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Türkiye'nin iş kazaları ve meslek hastalıkları sayısının en yüksek olduğu ülkelerden biri olduğunu hatırlatarak, 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongre ve Fuarı'nın böyle bir ortamda gerçekleştirildiği söyledi. Kongrenin adında “işçi sağlığı” değil “iş sağlığı” ifadelerinin kullanıldığını belirten Görgün, “Kongre işçinin değil işin sağlığını yani işletmenin verimliliğini, karlılığını hedeflemektedir” dedi.
Görgün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın, emekçilerin can güvenliğini sağlayacak düzenleme ve denetimleri yerine getireceğine, küresel rekabeti gerekçe göstererek emekçileri koruyan mevcut düzenlemeleri de ortadan kaldırdığını belirtti.
Kongre'nin yanısıra İş Güvenliği Fuarı'nın da öneminin büyük olduğuru söyleyen Görgün, fuarın işçi sağlığı ve güvenliği alanındaki piyasalaştırma planlarının boyutlarını da gözler önüne serdiği ifade etti.
“Ölümler yüzde 60 arttı
“AKP iktidarı iş kazası sonucu ölümlerin yüzde 17 azaldığını belirtiyor” diyen Görgün, İSİG Meclisi'nin araştırmalarına göre 2011 yılının ilk sekiz ayında hayatını kaybeden işçi sayısının en az 376'ya ulaştığını, ölümlerin geçen yıla göre yüzde 60 civarında arttığını söyledi.
Meslek hastalıklarının tespiti açısından da ülkedeki durumun içler acısı olduğunu söyleyen Görgün,”2009 SGK istatisklerine göre sadece 429 meslek hastası bulunmaktadır. Oysa eski Çalışma Bakanı Ömer Dinçer bile bu sayının 100 bin civarında olduğunu belirtmektedir” dedi.
“Güvencesizlik yasal zemine oturtuluyor”
İş kazalarının işçilere yönelik baskıların en çıplak biçimlerini gözler önüne serdiğini vurgulayan Görgün, işçilerin yoğun ve uzun iş saatlerinde, basit güvenlik önlemlerinin alınmadığı koşullarda çalıştığını ve bunun nedenin ise işin güvencesizlik temelinde örgütlenmesi olduğunu söyledi. AKP iktadırının güvencesizliği yasal zemine oturtmak istediğine de dikkat çeken Görgün, “27 Kasım 2010'da çıkarılan yönetmelikle işçi sağlığı piyasının ellerine teslim edilmiştir. Torba yasa ve sırada bekleyen ulusal istihdam stratejisi saldırı, güvencesiz istihdamı derinleştirecek uygulamalardır” dedi.
“Kongreyi protesto ediyoruz”
Tüm iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenebilir olduğunu, buna rağmen gerçekleştikleri için “iş cinayeti” ifadesinin kullanılması gerektiğini vurgulayan Görgün, açıklamayı şu sözlerle noktaladı:
“Çalışma Bakanlığı Türkiye'deki iş cinayetlerinden sorumlu olan kurumların başında gelmektedir. Çünkü işçileri korumak devletin görevidir.
Bizler emek ve meslek örgütleri olarak, sermayenin daha fazla kar uğruna emekçilerin yaşamlarını hiçe saymalarını ve bu noktada işçi sağlığı ve güvenliğinin piyasalaştırılmasının bir göstergesi olan 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi'ni protesto ediyoruz”
BDSP'nin de destek verdiği eylem basın açıklamasın ardından sona erdi.
“AKP yalan söylüyor işçi ölümleri yüzde 60 arttı”
Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nin ikinci gününde, DİSK, KESK, TMMOB ve İstanbul Tabipler Odası, ortak bir basın açıklaması yaparak iş cinayetlerini ve kongreyi protesto etti.
Taksim Tramvay Durağında gerçekleşen basın açıklamasında ilk olarak söz alan İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu, Haliç Kongre Merkezine dünyanın dört bir tarafından gelen temsilcilere hükümet tarafından işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yalan söylendiğini dile getirdi.
Sadece son 10 yılda 50 kot taşlama işçisi öldü
İktidarın her konuda yaptığı gibi istatistiksel çarpıtma yaptığını belirten Çerkezoğlu, “Bu ülkede sadece son 10 yılda kot taşlamada 50 işçinin öldü. Yani kotları beyazlatıp satacağız diyen şirketler ve bunları denetlemeyen çalışma bakanlığı yüzünden 50 işçi yaşamını yitirdi. Birçoğu özürlü ve sakat kaldı” dedi.
İnşaat sektöründe, Tuzla tersanesinde, diğer tersanelerde, madenlerde, işçilerin kaderden değil, güzel ölümlerden değil, bu ülkenin politikaları yüzünden öldüğünü belirten Çerkezoğlu, iş güvencesiz ve taşeron çalıştırılarak işçilerin ölümüne neden olunduğunu ifade etti.
İşçi ölümleri yüzde 60 arttı
Çerkezoğlu’nun ardından söz alan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, AKP’nin iş kazaları sonucunda ölümlerin yüzde 17 azaldığını söylediğini, oysa sadece İstanbul’da İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin araştırmalarına göre ölümlerin 2011 yılında geçtiğimiz yıla göre yüzde 60 arttığını söyledi.

İş Sağlığı Kongresi Protesto Edildi
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 19. Dünya İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi'ni Türkiye'de işçi güvenliğini önlemek amaçlı yapılmadığı gerekçesiyle protesto etti.
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 11-15 Eylül'de İstanbul'da gerçekleştirilen 19. Dünya İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi'ni Türkiye'de işçi güvenliğini önlemek amaçlı yapılmadığı gerekçesiyle protesto etti.
Taksim Tramvay Durağı'nda bir araya gelen Devrimci İşçi Sendikaları Konfederayonu (DİSK) İstanbul Merkez Temsilciliği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, İstanbul Tabip Odası üyeleri "Can güvenliği, iş güvencesi istiyoruz" pankartı önünde toplandı.
Dokuz yılda 10 bin işçi ölümü
Basın açıklamasını okuyan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Türkiye'nin iş kazaları ve meslek hastaları sayısının en yüksek olduğu ülkelerden biri olduğunu söyledi.
"Resmi kayıtlara göre 2000-2009 döneminde 784 binden fazla iş kazası oldu ve bu kazalarda 10 binin üzerinde emekçi yaşamını yitirdi. Resmi kayıtlara girmeyen iş kazaları ya da meslek hastalıkları nedeniyle ölen veya sakat kalan emekçilerin sayısını tahmin edebilmek imkânsız."
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) iş kazası sonucu ölümlerin yüzde 17 azaldığını gösterdiğini söyleyen Görgün, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin araştırmasına göre 2010'nun ilk sekiz ayında en az 238 işçinin, 2011'in aynı döneminde ise 376 işçinin öldüğünü, dolayısıyla yüzde 60 artış yaşandığını belirtti.
"İşçi sağlığı değil, işletme verimliliği"
Görgün, uluslararası düzeyde yapılan bu kongrenin adında "işçi sağlığı" yerine "iş sağlığı" kavramını tercih ederek, işçinin değil işin sağlığını yani işletmenin verimliliğini hedeflediğini söyledi.
"Kongrenin düzenleyicisi Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Dr. Sıddık Topaloğlu'nun 'Kongreyi yapmak bize hem prestij hem de çevre ülkelere iş güvenliği tecrübesi transfer etme konusunda yetkinlik sağlayacak' cümlelerinin kongreyi piyasalaştırma planlarının kanıtı."
"Kayıtlı 429, tahmini en az 100 bin meslek hastası"
Görgün, meslek hastalarının tespitinde Türkiye'nin çok geride olduğunu söyleyerek, Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) kayıtlı sadece 429 meslek hastası olduğunu oysa uluslararası araştırmalara dayanarak Türkiye'de tahmini 100 bin ila 300 bin arasında meslek hastası olduğunu belirtti.
"İş kazaları işçilere yönelik baskıların en çıplak biçimlerini gözler önüne sermekte, işçiler yoğun ve uzun iş saatlerinde, basit güvenlik, önlemlerinin alınmadığı koşullarda çalışmakta. Bunun nedeni işin güvencesizlik temelinde örgütlenmesi."
"Güvencesi istihdam derinleşecek"
27 Kasım 2010'da çıkarılan yönetmelikle işçi sağlığının, piyasanın ellerine teslim edildiğini söyleyen Görgün, torba yasa ve sırada bekleyen ulusal istihdam stratejisi ile güvencesiz istihdamın derinleşeceğini belirtti.
"Çalışma Bakanlığı, Türkiye'deki iş cinayetlerinden sorumlu olan kurumların başındadır. Sermayenin daha fazla kar uğruna emekçilerin yaşamlarını hiçe saymalarını ve bu noktada işçi sağlığı ve güvenliğinin piyasalaştırılmasının bir göstergesi olan 19. Dünya iş Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi'ni protesto ediyoruz."
İşçi değil, İş Sağlığı Kongresi
İstanbul'da yapılan 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi'ni protesto eden emek ve meslek örgütleri, kongrenin işçi sağlığını güvence altına almayı değil, iş verimliliğini amaçladığını ifade etti. Eylemde, ev sahiplerinden Çalışma Bakanlığı'nın her yıl yüzlerce kişinin iş kazasında ölümünün baş sorumlusu olduğu vurgulandı.


DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve İstanbul Tabip Odası, 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi'ni Taksim Tramvay Durağı'nda yaptığı basın açıklamasıyla protesto etti.
ESP, BDSP ve Halkevleri gibi kurumların destek verdiği eylemde ilk sözü alan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Ali Çerkezoğlu, çalışma bakanları ve sağlık bakanlarının, her şeyin yolunda olduğunu duyurmaya çalıştıklarını söyledi. Çarpıtma istatistiki verilerle halkın kandırılmaya çalışıldığını ifade eden Çerkezoğlu, "İşçi sağlığı ve güvencesi zorunludur ve herkes içindir" dedi.
Çerkezoğlu'nun ardından ortak basın açıklamasını okuyan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Türkiye'nin iş kazaları ve meslek hastalıkları sayısının en yüksek olduğu ülkelerden biri olduğunu ifade etti. "Resmi kayıtlara göre 2000-2009 döneminde ülkemizde 784 binden fazla iş kazası olmuş ve bu kazalarda 10 binin üzerinde emekçi yaşamını yitirmiştir. Resmi kayıtlara girmeyen iş kazaları ya da meslek hastalıkları nedeniyle ölen veya sakat kalan emekçilerin sayısını tahmin etmek neredeyse imkansız" dedi.
Böylesi bir ortamda 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi'nin İstanbul'da gerçekleştirdiğini dile getiren Görgün, kongrenin ismindeki 'İş sağlığı' ibaresini işaret ederek kongrenin derdinin işçi sağlığı olmadığının adından bile anlaşıldığını vurguladı. "İşçi sağlığı yerine iş sağlığı kavramını tercih eden kongrenin işçinin değil, işin sağlığını yani işin verimini ve daha fazla kar elde etmesini hedeflediğini vurguladı. Kongrenin, iş kazaları ve meslek hastalıklarının emek sömürüsüne dayanan kapitalist üretim sisteminin bir sonucu olduğunu görmezden gelerek, işçi sağlığı ve güvenliği meselesini kültür meselesi olarak gösterdiğini ifade etti.
AKP iktidarı iş kazası sonucu ölümlerin yüzde 17 azaldığını belirtirken, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin araştırmalarına göre 2010 yılının ilk sekiz ayında en az 238 işçinin hayatını kaybettiği, 2011 yılının ilk sekiz ayında ise hayatını kaybeden işçilerin sayısının en 376'ya ulaştığı, yani oranın geçen seneye göre yüzde 60 arttığını vurgulayan Görgün, organizasyonun ev sahiplerinden Çalışma Bakanlığı'nın emekçilerein can güvenliğini sağlayacak düzenleme ve denetimleri yerine getireceğine küresel rekabeti gerekçe göstererek emekçileri koruyan mevcut düzenlemeleri bile ortadan kaldırdığını aktardı.
"Tüm iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Önlenebilir oldukları halde gerçekleştirdikleri için bunlar iş cinayetidir. Bu nedenle Çalışma Bakanlığı, Türkiye'deki iş cinayetlerinden sorumlu kurumların başında gelmektedir" şeklinde konuşan Görgün, tüm bu nedenlerle kongreyi protesto ettiklerini duyurdu.
'Can güvenliği için iş güvencesi'
Emek ve meslek örgütleri İstanbul’da toplanan 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi ile İş Güvenliği Fuarı’nı bir eylemle protesto etti.

11-15 Eylül arasında yapılmakta olan 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi ile İş Güvenliği Fuarı’nı protesto etmek için DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu ve İstanbul Tabip Odası’nın çağrısıyla bir basın açıklaması yapıldı
Eylem için saat 12.30’da Taksim Tramvay Durağı’nda buluşan emekçiler, “Can güvenliği ve iş güvencesi istiyoruz! İnsanca bir yaşam için örgütlü mücadeleye” pankartını açarak tepkilerini dile getirdiler. Basın açıklaması öncesinde söz alan İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında iktidarın yalan söylediğini, her alanda olduğu gibi istatistiksel çarpıtmalar yapıldığını söylerken, “Bu ülkede sadece son 10 yılda kotları beyazlatıp satacağız diyen şirketler ve bunları denetlemeyen Çalışma Bakanlığı yüzünden 50 işçi yaşamını yitirdi. Onlarcası sakat kaldı” dedi. Çerkezoğlu, “İnşaatlarda, Tuzla tersanelerinde ve madenlerde işçilerin başbakanın dediği gibi kaderden veya bakanın dediği gibi güzel ölümlerden değil, iş güvencesiz ve taşeron çalıştırılmaktan öldüğünü ifade etti.
Çerkezoğlu’nun ardından İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin hazırladığı metin DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün tarafından okundu. Yapılan açıklamada Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nin “iş sağlığı” kavramını kullanarak işçinin değil işin sağlığını yani işletmenin verimliliğini, kârlılığını hedeflediği; “İş kazaları ve meslek hastalıklarının emek sömürüsüne dayanan kapitalist üretim sisteminin bir sonucu olduğunu görmezden gelerek, iş sağlığı ve iş güvenliğini bir kültür meselesi olarak göstermeye çalıştığı söylendi. Bakanlığın işçilerin sağlığını korumak yerine bu alanı piyasalaştırdığına, tüm bölge ülkelerine de iş güvenliği malzemeleri satmayı planladığına vurgu yapıldı.
2011’de 376 işçi hayatını kaybetti
AKP iktidarının iş kazası sonucu ölümlerin yüzde 17 azaldığını ve 2009 yılında sadece 429 meslek hastası olduğu belirtmesine karşılık, “İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin araştırmalarına göre 2010 yılının ilk sekiz ayında en az 238 işçinin hayatını kaybettiği, 2011 yılının ilk sekiz ayında hayatını kaybeden işçi sayısı en az 376’ya ulaştığı, yani iş kazası sonucu ölümlerin geçen yıla göre yüzde 60 civarında arttığı, ülkemizde 100 ila 300 bin arasında meslek hastası bulunduğu belirtildi.
İş kazası ve meslek hastalıklarının temel nedeninin güvencesizleştirme politikaları olduğu ifade edilen açıklamada “Tüm iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Önlenebilir oldukları halde gerçekleştiği için bunları “iş cinayeti” olarak tanımlamak gerekir. Bu bağlamda Çalışma Bakanlığı, Türkiye’deki iş cinayetlerinden sorumlu olan kurumların başında gelmektedir. Çünkü işçileri korumak devletin görevidir” denildi.
Emek ve meslek örgütlerinin yanı sıra slikozis hastası işçilerin ve yakınlarının da katıldığı eylem “Güvencesiz çalışmak istemiyoruz” sloganlarıyla son buldu.
Basın açıklamasının tam metni için tıklayınız…
Sendika.Org
“İşçinin değil, işin sağlığı korunuyor!”
DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve İstanbul Tabip Odası’nın çağrısıyla “Can güvenliği ve iş güvencesi istiyoruz – İnsanca bir yaşam için örgütlü mücadeleye!” sloganıyla Taksim’de bir araya gelen temsili sayıda işçi ve sendikacı bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Basın açıklamasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Birliği (ISSA) tarafından İstanbul’da düzenlenen 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongre ve Fuarı protesto edildi.
Bugün saat 12.30′da Taksim Tramvay Durağı’nda gerçekleştirilen basın açıklaması öncesinde İTO Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu bir konuşma yaptı. Çerkezoğlu her gün onlarca işçinin öldüğü ve yaralandığı bir ülkede bu organizasyonun yapılmasının büyük bir ikiyüzlülük olduğunu belirtti.
Hükümet iş kazası sonucu ölümlerin yüzde 17 azaldığını belirtiyor. Yalan söylüyorlar! İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin araştırmalarına göre 2010 yılının ilk sekiz ayında en az 238 işçi hayatını kaybederken, 2011 yılının ilk sekiz ayında hayatını kaybeden işçi sayısı en az 376’ya ulaştı. İş cinayetleri sonucu ölümler geçen yıla göre yüzde 60 civarında arttı.
“10 binden fazla işçi öldü!”
Çerkezoğlu’nun konuşmasının ardından, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından hazırlanan rapor DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün tarafından basın açıklaması olarak okundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Türkiye iş kazaları ve meslek hastalıkları sayısının en yüksek olduğu ülkelerden birisidir. Resmi kayıtlara göre 2000–2009 döneminde ülkemizde 784 binden fazla iş kazası olmuş ve bu kazalarda 10 binin üzerinde emekçi yaşamını yitirmiştir. Resmi kayıtlara girmeyen ölüm ve hastalıkların sayısını tahmin etmek dahi imkânsızdır. Böylesi bir ortamda bu kongre düzenleniyor. Ancak uluslar arası düzeyde yapılan bu kongrenin kaygısının işçilerin sağlığı ve güvenliği olmadığı adından bile anlaşılmaktadır. İşçi sağlığı yerine “iş sağlığı” kavramını tercih eden Kongre, işçinin değil, işin sağlığını yani işletmenin verimliliğini, karlılığını hedeflemektedir. Düzenlenen fuar organizasyonuyla işçi sağlığı ve güvenliği alanındaki piyasalaştırmanın boyutları gözler önüne serilmektedir.
İş kazaları (işçi sağlığı ve işçilerin can güvenliği), işçilere yönelik baskıların en çıplak biçimlerini gözler önüne sermektedir. İşçiler yoğun ve uzun iş saatlerinde, basit güvenlik önlemlerinin alınmadığı koşullarda çalışmaktadır. Bunun nedeni işin güvencesizlik temelinde örgütlenmesidir. İşin parçalanarak yapılması ve işçinin örgütsüzleştirilmesidir. AKP iktidarı güvencesizliği yasal bir zemine oturtmayı hedeflemektedir. 27 Kasım 2010’da çıkarılan yönetmelikle işçi sağlığı piyasanın ellerine teslim edilmiştir. Torba yasa ve sırada bekleyen ulusal istihdam stratejisi saldırıları, güvencesiz istihdamı derinleştirecek uygulamalardır. Diğer yandan AKP iktidarı Diyanet hutbeleri ile Başbakan Erdoğan’ın “ölüm bu işin kaderinde var” söylemleriyle iş kazalarının manevi meşruiyetini de oluşturmaya çalışmaktadır.
Tüm iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Önlenebilir oldukları halde gerçekleştiği için bunları “iş cinayeti” olarak tanımlamak gerekir. Bizler emek ve meslek örgütleri olarak sermayenin daha fazla kar uğruna emekçilerin yaşamlarını hiçe saymalarını ve bu noktada işçi sağlığı ve güvenliğinin piyasalaştırılmasının bir göstergesi olan 19. Dünya İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi’ni protesto ediyoruz. Can güvenliği, iş güvencesi istiyoruz!
Devrimci Proletarya okurlarının yanı sıra BDSP’nin de katılım sağladığı eylem, basın açıklamasının ardından sona erdi.
Oda ve sendikalardan Dünya İş Sağlığı Kongresi’ne tepki
DİSK, KESK, TMMOB ve İstanbul Tabip Odası, İstanbul’da düzenlenen 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’ni protesto etti. Taksim’de yapılan eylemde, kongrenin işçi değil iş sağlığını ele almasına tepki gösterildi.
DİSK, KESK, TMMOB ve İstanbul Tabip Odası, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde 19’uncusu düzenlenen Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nde “işçi sağlığının değil iş sağlığının” öne çıkarılmasını Taksim Tramvay Durağı’nda protesto etti. “Can güvenliği iş güvencesi istiyoruz. İnsanca yaşam için örgütlü mücadele” pankartı açan oda ve sendikalı grup, sık sık “Güvencesiz çalışmak istemiyoruz” sloganı attı.
‘İŞÇİ DEĞİL KÂR DÜŞÜNÜLÜYOR’
Basın açıklamasından önce ilk sözü alan TTB Merkez Konseyi Üyesi Ali Çerkezoğlu, kongreye katılanlara seslenerek “Eğer bu ülkede işçi gerçeğini öğrenmek istiyorsanız sadece son 10 yılda yaşamını yitiren Kum-Taş işçilerine bakmanız yeterli olacaktır” dedi. Her gün inşaatlarda işçi ölüm haberlerinin geldiğini belirten Çerkezoğlu, şöyle dedi: “İşçi güvenliği değil sadece elde edilecek kar düşünüldüğü için işçiler yaşamını yitiriyor.” Çerkezoğlu, bu ülkede işçi ölümleri devam ettikçe, işçinin güvenliği için mücadelelerine kararlılıkla devam edeceklerini belirtti.
10 BİN EMEKÇİ İŞ KAZASINDAN ÖLDÜ
Çerkezoğlu’nun ardından hazırlanan ortak açıklamayı okuyan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Türkiye’nin, iş kazaları ve meslek hastalıkları sayısının en yüksek olan ülkelerden biri olduğunu, resmi kayıtlara göre 2000 ile 2009 yılları arasında 784 binden fazla iş kazası olduğunu ve bu kazalardan 10 binin üzerinde emekçinin yaşamını yitirdiğini belirtti. Böyle bir ortamda Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nin işçi sağlığı kavramı yerine “iş sağlığı” kavramını tercih ettiğini belirten Görgün, “Kongrede, iş kazaları ve meslek hastalıklarının emek sömürüsüne dayanan kapitalist üretim sisteminin bir sonucu olduğunu görmezden gelerek, iş sağlığı ve iş güvenliğini bir kültür meselesi olarak göstermeye çalışmaktadır” dedi.
‘KONGREYİ PROTESTO EDİYORUZ’
Tüm iş kazaları ve hastalıklarının önlenebilir olduğu halde önlenmediği için bunlara “iş cinayeti” adını verdiklerini söyleyen Görgün, şunları ifade etti: “Bizler emek ve meslek örgütleri olarak sermayenin daha fazla kar uğruna işçilerin yaşamlarını hiçe saymalarını ve bu noktada işçi sağlığı ve güvenliğinin piyasalaştırılmasının bir göstergesi olan 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’ni protesto ediyoruz.”
“Kongre işletmelerin karlılığını amaçlıyor"
Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi'nin 19.'su İstanbul Haliç Kongresi’nde yapılmaya başlandı. Kongreye ilk tepkiyi DİSK, KESK, TMMOB, TTB ortak düzenledikleri eylemle protesto ederek gösterdiler.
Taksim Tramvay Durağı’nda saat 12.30'da toplanan kitle “Can Güvenliği, İş Güvencesi İstiyoruz! İnsanca Yaşam İçin Örgütlü Mücadeleye” pankartını açtılar. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Ali Çerkezoğlu; “ Haliç Kongresi’nde yapılan toplantıda iş sağlığı ve iş güvenliği kongresinde yalan söylüyorlar” dedi. Çalışma Bakanı, Sağlık Bakanı ve çalışanların her şeyin yolunda olduğunu duyurmaya çalıştıklarını, ama işçi sağlığı ve işçi güvenliğinde istatistik kayıtlarında durumun öyle olmadığını belirtti.
DİSK, KESK, TMMOB, TTB'nin ortak hazırladıkları raporu DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün okudu; “Türkiye iş kazaları ve meslek hastalıkları sayısının en yüksek olduğu ülkelerden birisidir. Resmi kayıtlara göre 2000- 2009 döneminde ülkemizde 784 binden fazla iş kazası olmuş ve bu kazalarda 10 binin üzerinde emekçi yaşamını yitirmiştir. Resmi kayıtlara girmeyen iş kazalarının ya da meslek hastalıklarından ölen sakat kalan emekçilerin sayısını tahmin edebilmek ise neredeyse imkânsızdır.” dedi.
Tayfun Görgün Haliç’te gerçekleşen kongrede “İş Sağlığı ve İş Güvenliği” ibaresinin işçinin sağlığını veya güvenliğini değil; işletmenin karlılığını, verimliliğini ifade ettiğini vurguladı.
Görgün; Dünya İş Sağlığı ve İş Güvenliği'nin amacının kendi yayınladıkları yazı açıklamadan alıntı yaparak gösterdi. “Tüm dünyada önleme kültürünün yaygınlaşmasını sağlamak ve iş sağlığı ve güvenliği ile bağlantılı yeni bilgi ve tecrübelerin alışverişine olanak tanımak” biçiminde açıklandığını ifade etti.
İş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenebilir olduğunu vurgulayan Görgün sözlerini şöyle tamamladı: “ Bizler emek ve meslek örgütleri olarak sermayenin daha fazla kar uğruna emekçilerin yaşamlarını hiçe saymalarını ve bu noktada işçi sağlığı ve güvenliğinin piyasalaştırılmasının bir göstergesi olan 19. Dünya İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi'ni protesto ediyoruz. İş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Önlebilir oldukları için bu kazalara ‘İş Cinayeti’ diyoruz. Çalışma Bakanlığı ve diğer sorumlu bakanlıklar iş cinayetlerinden sorumludur.”
Emek ve meslek örgütleri İstanbul'da gerçekleşen 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi'ni “Kongre devletin bakış açısını yansıtıyor” diyerek protesto etti. DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve İstanbul Tabip Odası, 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi'ni dün Taksim Tramvay Durağı'nda yaptıkları basın açıklamasıyla kınadı. Yapılan açıklamada Türkiye'de iş kazalarının ve meslek hastalıkları sayısının en yüksek düzeyde olduğu bir dönemde böyle bir kongrenin gerçekleştirildiğine dikkat çekilerek, "Uluslararası düzlemde yapılan bu kongrenin kaygısının işçilerin sağlığı ve güvenliği olmadığı adından bile anlaşılıyor. İşçi sağlığı yerine iş sağlığı kavramını tercih eden kongre işin sağlığını yani işletmenin kârlılığını hedefliyor" denildi.
'KONGRE DEĞİL KÜLTÜR SORUNU'
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün yaptığı açıklamada, kongrenin işçi sağlığını bir kültür meselesi olarak göstermeye çalıştığını ifade etti. Görgün yaptığı açıklamada, kongrenin ev sahibi konumunda bulunan Çalışma Bakanlığı'nın Türkiye'de emekçilerin sağlığı ve iş güvenliğinden sorumlu olduğu halde bakanlığın emekçilerin can güvenliğini sağlayacak düzenlemeleri değil uygulamak, ortadan kaldırdığını da sözlerine ekledi. Görgün, Kongre ilgili açıklama yapan Bakanlık Müsteşarı Dr. Sıddık Topaloğlu'nun " Bu kongre bize hem prestij hem yetkinlik sağlayacak" sözlerini hatırlatarak, "Bu açıklama 'devletin bakış açısını özetliyor" şeklinde konuştu.
'KAZALAR YÜZDE 60 ARTTI'
Görgün son olarak şunları ifade etti: “AKP iktidarı iş kazası sonucu ölümlerin yüzde 17 azaldığını belirtiyor. Oysa İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin araştırmalarına göre 2010 yılının ilk sekiz ayında en az 238 işçi yaşamını yitirirken 2011'in ilk sekiz ayında hayatını kaybeden işçi sayısı en az 376'ya ulaştı. Yani iş kazaları sonucu ölümler geçen yıla göre yüzde 60 civarında arttı. İş kazaları işçilere yönelik baskıların en çıplak biçimlerini gözler önüne seriyor. Bizler emek ve meslek örgütleri olarak sermayenin, işçilerin daha fazla kar uğruna yaşamlarının hiçe sayılmasını ve bu noktada işçi sağlığı ve güvenliğinin piyasalaştırılmasının bir göstergesi olan 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi'ni protesto ediyoruz."
‘İş cinayetlerinin baş sorumlusu Çalışma Bakanlığı’
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, basın açıklamasında, “Tüm iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Önlenebilir oldukları halde gerçekleştiği için iş cinayeti olarak tanımlamak gerekir. Bu bağlamda, Çalışma Bakanlığı, Türkiye'deki iş cinayetlerinden sorumlu olan kurumların başında geliyor” dedi.
AKP iş güvenliği konusunda kader anlayışından bir adım ilerde!
MADENLERDEKİ ölümlere kader gözüyle bakan AKP hükümetinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, iş güvenliği tedbirlerinin önemini kavramaya başladı. Çelik, ''19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi'' kapsamında açılan, ''İş Sağlığı ve Güvenliği Fuarı''nın ardından ISSA Genel Direktörü Errol Frank Stoove ve ILO İcra Direktörü Assane Diop ile ortak basın toplantısı düzenledi.
Çelik, 'Aslında tüm bu ekipmanların yanında en basit tedbirlerin bile gerek iş kazalarını, gerekse meslek hastalıklarını önleme konusunda çok büyük önem arz ettiğinin farkındayız. Ama ihmallerin neticesinde bu kazaların ve meslek hastalıklarının gerçekleştiği de bir gerçek. Belki de bir maske ile bir meslek hastalığından korunmak mümkünken, bir maskenin ihmali ile oluşan sıkıntıların ve rahatsızlıkların gerek aileye, gerek ferdin hayatına, gerek toplum hayatına, gerekse ekonomiye maliyetinin hangi boyutlarda olduğunun, bu kongreler vesilesiyle bir kez daha düşünmemiz gerektiği inancı içindeyim. Aslında bu kongrelerin amacı iş sağlığı güvenliği konusundaki farkındalığı oluşturmaktır. Bu, yalnız Türkiye'nin sorunu değildir. Tüm dünya çalışma hayatının sorunu olan iş sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalığın oluşmasıyla ilgili uluslararası düzeyde bu etkinlik yapılırken, tabii ki ülkeler olarak bu organizasyondan alacaklarımızı bütün ülkeler kendi ülkelerine taşıyacaktır. '' diye konuştu.
YENİLENMİŞ KÜRESEL TAAHHÜT
ISSA Genel Direktörü Errol Frank Stoove da kongrenin 50 yıldan fazla süreden beri düzenlendiğini belirtererek, ''Kaza sayısında azalma olmasında iolmasına karşın hala 2 milyondan fazla insan iş yerlerindeki kaza ve hastalıklardan dolayı ölüyor, 10 milyondan fazla insan da yararlanıyor. Bu kabul edilemeyecek bir rakamlardır. Mesleki sağlık, temel insan hakkı. O yüzden buradaki mesleki risklerin önlenmesi son derece önemli. Ekonomik anlamda da önemli. Yenilenmiş bir küresel taahhüde ihtiyacımız var. Siyasi liderlerin buna öncülük etmesi gerekiyor''dedi.
ILO İcra Direktörü Assane Diop da iş güvenliği ve sağlığı konusunda geçmiş yıllarda pek çok adım atıldığını ve ciddi gelişmeler gördüklerini, ancak buna rağmen işyerlerindeki risklerin devam ettiğini belirtti.
Ulaştırma Bakanı Yıldırım işçi ölümlerini not aldı
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ev sahipliğinde, Uluslararası Çalışma Örgütü ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Kuruluşları Birliği'nin işbirliğiyle Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi ve Fuarı'nın açılışını yaptı. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik konuşurken, Başbakan'ın da değindiği yılda 2.3 kişinin iş kazaları yüzünden ölümü konusunda not aldı.
Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nin ikinci gününde, DİSK, KESK, TMMOB ve İstanbul Tabipler Odası, ortak bir basın açıklaması yaparak iş cinayetlerini ve kongreyi protesto etti.
Taksim Tramvay Durağı’ndaki basın açıklamasında ilk olarak söz alan İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu, Haliç Kongre Merkezi’ne dünyanın dört bir tarafından gelen temsilcilere hükümet tarafından işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yalan söylendiğini dile getirdi.
İstatistikler çarpıtılıyor
İktidarın her konuda yaptığı gibi istatistiksel çarpıtma yaptığını belirten Çerkezoğlu, “Bu ülkede sadece son 10 yılda kot taşlamada 50 işçi öldü. Yani kotları beyazlatıp satacağız diyen şirketler ve bunları denetlemeyen çalışma bakanlığı yüzünden 50 işçi yaşamını yitirdi. Birçoğu özürlü ve sakat kaldı” dedi.
Ölümler yüzde 60 arttı
Daha sonra söz alan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, AKP’nin iş kazaları sonucunda ölümlerin yüzde 17 azaldığını söylediğini, oysa sadece İstanbul’da İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin araştırmalarına göre ölümlerin geçtiğimiz yıla göre yüzde 60 arttığını söyledi.
Özgür Gündem

DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve İstanbul Tabip Odası 12 Eylül 2011 Pazartesi günü saat 12.30'da Taksim Tramvay Durağı'nda 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi ile İş Güvenliği Fuarı'nı bir basın açıklaması ile protesto etti. Basın açıklamasını DİSK Genel Başkanı Tayfun Görgün okudu.