İşçi Sağlığında Stratejik Derinlik ( ! ) - Dr. Özcan Baripoğlu

AKP Hükümeti, en basit ve sıradan projeleri bile piyasa değeri taşıyan bir imaj ve algı paketi içinde sunmayı çok iyi başarıyor doğrusu. 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2014 -  2018 yıllarına yönelik Stratejik planlarını paylaştı. Bakanlık bürokrasisinin kapsamlı çalışması olarak tanımlanan rapor meşhur SWOT analizi ile başlıyor.  Ancak analizin sadece “tehdit ( threats)”  bölümündeki tespitler bile memleketin çalışan dünyasının hali pür melalini anlatmaya yetiyor. Böylesi bir zeminde işçi sağlığının stratejilerini belirlerken de ister istemez yüzeyel kalan, temel meselelere odaklanamayan bir çerçeveye mahkum kalınıyor.

Finansman açığının kontrol altına alınamadığı, kayıt dışı istihdamın yüksek seyrettiği, nitelikli işsizliğin arttığı, sendikal örgütlenme oranının çok düşük seyrettiği, eğitim –istihdam ilişkisinin zayıf olduğu, iç ve dış göçün olumsuz etkileri, küçük ölçekli işyerlerinin çok sayıda olması, ekonomik dalgalanmaların işgücü piyasası üzerindeki olumsuz yansımaları vb. gibi tespitler sistem için tehdit unsurları olarak belirlenmiş.

Bakanlık “önlemenin ödemekten daha ekonomik olduğu” gibi artık demode olan bir yaklaşımın ipine sarılarak strateji geliştirmeye çalışıyor. Elbette önlemek daha ucuzdur ama önlemenin daha pahalı olduğu  iş süreçleri kendi kaderine mi bırakılacak. Bu “motto” hala işverenlere iş sağlığını bir maliyet unsuru gibi deklare eden kraldan fazla kralcı zihniyeti ele veriyor.

Bakanlık, 2014 - 2018 yılları arasındaki İSİG stratejilerini hala müzikalitesi yüksek ama içeriği sade suya tirit önermelerle çerçevelemiş.

“Önleyici teftişler, sosyal taraflarla işbirliği, sektörel uygulama rehberleri, yönetim sistemlerinin yaygınlaştırılması, on- line sistemler, ortak sağlık güvenlik birimlerinin 2018 sonunda 1 milyon işçiyi kapsayacak hacme ulaşması vb.”
İşyeri Hekimleri Derneği Başkanı Dr. İstemi Oral, Bakanlığın bu çalışmasına haklı olarak itiraz ediyor.

“SWOT analizinde tespitlerin doğru yapılmadığını düşünüyorum, eksik başlayınca da planın geri kalanında doğru hedefler belirlenemediği kanısındayım.

İSG ile ilgili hedefler ise tam bir ‘körlük’ olarak ifade edilebilir. İSİG Bölüm başlığı altında ülkenin kanayan yaralarından sadece iş kazalarını  2011 rakamlarıyla gösterip, meslek hastalıklarındaki acınası durumdan bahsetmeyip, hedeflerde iş kazası ve meslek hastalıklarına yönelik gerçekçi tek bir hedef koymamayı nasıl yorumlamak gerekir? Fakat, hedefler kısmına bakış açımızı değiştirerek baktığımızda, hedefe kimlerin konulduğu, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önümüzdeki yıllarda kimlerin üzerinden tartışılacağı, açıkça belirtilmiş. İş güvenliği uzmanı (İGU) ve işyeri hekimi (İYH) sayısı, eğitim verilen profesyonel sayısı, rehber sayısı, fuar, seminer sayıları üzerinden hedefler koymak, ülke gerçekliği ile dalga geçmektir. İGU ve İYH’lerinin üzerinden silindirle geçmek ‘ulusal stratejik hedef’ olmuştur. Çalışma ve iş yaşamı ile ilgili ülkemizin en tepesindeki otoritenin stratejik hedeflerinde iş kazalarını ve meslek hastalıklarını azaltmak için etkin hedefler yer almazken, işyerlerinde farklı uygulamalar beklenmesi hayaldir. İşverenlere de gerekli mesaj verilmektedir; iş kazaları ve meslek hastalıklarına yönelik İGU ve İYH ile sözleşme yapmak yeterlidir.

Tarım, inşaat, otelcilik, taşımacılık  gibi kayıtlı istihdamın düşük  ve dolayısı ile hak kayıplarının yüksek olduğu iş kollarına yönelik çalışma başlatıldığı vurgulanmış. Çare olarak geçici istihdam ve özel istihdam büroları gösteriliyor. Bu sektörlerde halihazırda kayıtlı çalışanlara kötü haber”

Sonuç olarak, Bakanlığın Stratejik Planını hazırlayan iradenin işçi sağlığının gerçek sorunlarını görmeyi pek tercih etmediğini, doğal olarak aksiyon ve önerilerinin de bir ambalaj – imaj- algı yönetimi çalışmasına tekabül ettiğini söyleyebiliriz.