Suriye'de açlıktan ölen mülteciler

Suriye’de açığa çıkan en kötü vakka Filistinli mültecilerin, özellikle Yarmuk Mülteci Kampı, Suriye’deki zalim savaş ekseninde çok kötü bir bedel ödemektedir. Açlıktan ölmektedirler ve neden açlıkla boğuştuklarına dair hiçbir mazeret ve lojistik açıklama yoktur.

“Yakındoğu Filistin Mülteci Kampları Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) sözcüsü, Chris Gunness, AFP’ye yaptığı açıklamada 2013 Eylül’den beri “abluka altındaki Yarmuk Mülteci Kampı’nda, mülteci kamplarında en az 5 Filistinli’nin açlıktan öldüğünü ve benzer durumda toplam açıklanan rakamın 15 olduğunu” belirtti. Diğer raporlar, özellikle bölgede ikamet eden insanlardan gelen bilgiler ölüm vakalarının söylenenden daha fazla olduğunu belirtiyorlar.

Şam’ın Güney’inde bulunan kampın yüz elli bin tanesi resmi mülteci olarak tanınmakla birlikte iki yüz elli bin kişi ikamet etmektedir.  Üç yıllık korkunç savaşın sonunda, Yarmuk Kampı harabeden başka bir şey değil. Lübnan ve Ürdün’e kaçamayan on sekiz bin kişi kamplarda ikamet etmekte.

Lyse Doucet, BBC için yaptığı haberde yardım görevlilerinin açıklamalarını yayımladı. “Şam’daki yardımdan sorumlu görevliler, ‘Yarmuk Kampı’nın kapıları temmuz ayında acımasızca kapatıldı’ ve o zamandan beri hemen hemen hiçbir yardımın girişine izin verilmedi.”

“Filistin Kurtuluşu Halk Cephesi” isimli küçük bir Filistinli grubun üst düzey yöneticisi Yarmuk Mülteci Kampı’nı Suriye Hükümeti adına kontrol etmeye çalıştı. Fakat bu hareketi mülteciler tarafından reddedildi. Filistinliler arasında Suriye’deki savaşa müdahil olmama konusunda şöyle böyle bir konsensus olduğunu söyleyebiliriz. Fakat savaşan taraflar -Suriye Hükümeti, Özgür Suriye Ordusu ve diğer savaşan İslami gruplar- çaresizce diğer grupları zayıflatmak için ellerindeki bütün kartları oynuyorlar. Bunu sonucu çok yıkıcıdır ve bedeli çaresiz masum mültecilere ödetilmektedir.

Söylentilere göre ölen ve daha fazlası yaralanan 1500 Filistinli’den başka, Filistinli mülteciler çok zor ve riskli durumlarla kalma pahasına, büyük bir çoğunluğu bir kez daha firar peşinde. Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mülteci Kampları Çalışma Grubu (UNRWA) 17 Aralık itibariyle yaptığı açıklamada, Suriye’de kayıtlı 540.000 Filistinli mülteci olduğunu, bunlardan 270.000 tanesinin yerlerinden edilmiş ve 80.000 tanesinin ise kaçtığını belirtti. 51.000 kişi ise Lübnan’a göçmüş. 11.000 tanesi Ürdün, 5000 tanesi Mısır ve diğerleri küçük rakamlarla Gazze, Türkiye ve diğer ülkelere göçmüş.

Diğer Arap ülkelerinin Suriye’den mülteci konusunda daha düşünceli olduğunu söyleyemeyiz. Birleşmiş Milletler ajanslarının bildirdiğine göre, “Lübnan’a, Ürdün’e ve Mısır’a ulaşanlar çok riskli hukuki belirsizliklerle dolu ve çok zor yaşam şartlarıyla karşı karşıyalar, bu durum onları bir an Suriye’deki tekinsiz durumun içine tekrar çekebilecek kadar kötü.

Yarmuk, bu trajedinin tam ortasındadır. Bu mülteci kampı 1957’de İsrailli Siyonist militanların şiddetiyle Filistin’den kovulan binlerce mülteciyi barındırmak için inşa edildi. Kampın Suriye’de kurulması gerçeğine rağmen, Yarmuk her zaman Filistin trajedisinin bir parçasıydı, bu durum 1982’de gerçekleşen İsrail’in Lübnan işgalinde öldürülen yüzlerce insanla çok net olarak görülür. Diğer Arap ülkelerinin feci derecede sıkıntılı tavırları ile karşılaştırdığımızda Suriye’de ikamet eden Filistinli mülteciler genel olarak orada iyi karşılanmalarına rağmen, birçok Filistinli mülteci belli aralıklarla Suriye Hükümeti’nin tasfiyesine maruz kaldı. Bunun bir örneği 1983’te Yaser Arafat ve Hafız Esad arasındaki gerginliktir.

Fakat bu son felaket mülteci kampındaki en kötü deneyime sebep oldu. Aralık 2012’de, Özgür Suriye Ordusu isyancıları kampın kontrolünü ellerine geçirdiler. Şiddetli savaş devam etti, 16 Aralık’ta rejim güçleri kampı F-16’larla hava bombardımanına tuttular. Söylenilene göre, düzinelerce öldürüldü ve binlerce kişi hayatlarını kurtarmak için kampı terk ettiler.

Suriye’deki Filistinlilerin varlığını kuşatan tehlike işaretlerine rağmen, ancak bu tehlikeden sonra Filistin Liderliği, Yarmuk Kampı’ndaki Filistinli devletsiz mültecilerin kendilerinin yaratmadığı bu durum için müzakerelere girişti, bu yolla Filistinli mülteciler çatışmaların dışında tutulabilecektir. Bazı Filistinli gruplar Suriye’deki çatışmada taraf olmaları için bölgesel güçler tarafından markaja alındı, kullanıldı. Mülteciler daha öncesinde kirli savaş için besleme olarak kullanılmadılar ve mültecileri bölmek için yapılan bütün bu girişimler başarısızlıkla sonuçlandı.

Bu başarısızlık her taraftan görülebilir. Tipik olarak, sözde uluslararası toplum bu utanç verici sahnenin en ön cephesinde. “Suriye’deki kimyasal silah cephanelikleri için bir araya gelen uluslararası aktörlerin söz konusu insani yardım olduğu zaman aynı tepkiyi göstermemeleri tam bir fiyaskodur.” Doucet’in bir yardım görevlisinden alıntıladığına göre, “Ben daha önce bu çapta olan ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin müdahale etmediği böylesi bir insani krizi daha önce görmedim.”

Her geçen gün başka bir “barış süreci”ni kovalayan Ramallah’taki Filistin önderliği için de aynı şeyler söylenebilir. Tabi bu barış süreci de başarısızlığa mahkumdur. Filistin otoritesinin Başkanı Mahmut Abbas neden anlamsız ve aklı havada konuşmaları ve buluşmaları durdurmuyor ve uluslararası toplumun Yarmuk’u kurtarması için kampanya yürütmüyor?

Rezalet burada bitmiyor. Bazı Filistinli dayanışma gruplarının durumları da böyledir. Onlar da Filistinli mülteciler sorunun Filistin özgürlük mücadelesinin kalbinde olduğunun farkında değiller. Onlar genel olarak Oslo görüşmelerine uygun olarak bir takım bölgesel ve politik parametrelerde sabitlenen sorunları mobilize ediyorlar. Bu mantığa göre, Suriye, Lübnan, Irak ve diğer yerlerdeki Filistinliler hareket ve mobilizasyon için çok önemli değiller, hatta ve hatta bu kamplardaki insanların yüzlercesi öldüğü zaman bile çok önemli değiller.

Filistinli mülteciler hiçbir hukuki statüye, politik temsiliyete, ciddi bir uluslararası desteğe, kendileriyle ciddi olarak ilgilenen bir liderliğe sahip değiller. Hiçbir şeye sahip değiller ve şu anda açlıktan ölmektedirler. Filistinli mültecileri sonu gelmeyen yüzlerce savaş suçunun biriktiği kirli savaşın içine çekmek isteyen Suriye Hükümeti’nin ve Suriyeli isyancıların çabalarını haklı çıkaracak hiçbir akıl yoktur.

Ramzy BAROUD / Çeviri: Nuhat Muğurtay