Bilirkişi raporu patronları akladı

Esenyurt'taki Marmara Park AVM inşaatında 11 işçinin yanarak yaşamını yitirmesine ilişkin davada mahkemenin atadığı bilirkişi heyeti raporunu tamamladı. Asıl işverenleri aklayan rapor, bütün sorumluluğu taşeron firmaya yüklüyor. Av. Erbay Yucak, "Bu bilirkişi raporu ile devam edilirse taşeron şirketin sahiplerine bir miktar ceza çıkar, yani 2 ila 6 yıl gibi, diğerleri sorumlu tutulmaz" dedi.

Esenyurt'taki Marmara Park AVM inşaatında, işçilerin kaldığı çadırda çıkan yangında 11 işçinin yaşamını yitirmesine ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı.

13 sanığın yargılandığı davaya bakan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, yargılama sürerken bilirkişi heyeti atayarak, rapor hazırlanmasını istemişti. İTÜ öğretim üyeleri Prof. Dr. Ahmet Faik Mergen, Dr. Murat Kuruoğlu ve İnşaat Mühendisi Tayfun Çubukçu, raporunu 1 Temmuz'da mahkemeye gönderdi. 12 Temmuz'daki duruşmada açıklanan rapora, avukatlardan itiraz geldi. Bunun üzerine mahkeme heyeti, avukatların itiraz ve beyanlarının bilirkişi heyetine iletilerek ek rapor istenmesine karar verdi.

Bilirkişi heyetinin raporunda, olay "iş kazası" olarak tanımlanıyor. Olayın yeterli derecede önlem alınmamasından kaynaklandığı, kasıt bulunmadığı savunuluyor. Davada 13 sanık yargılanırken, raporda bu sanıklardan sadece 4'ü birinci derece asli kusurlu olarak tanımlanıyor. Asli kusurluların tamamı taşeron Kaldem firmasından. Raporda, Marmarapark Gayri Menkul Geliştirme ve İnşaat AŞ'nin sahibi Hohlmann dahil 6 kişinin, 11 işçinin yaşamını yitirmesinde hiçbir sorumluluğunun olmadığı iddia ediliyor.

Raporda, işverenlerin işçi sağlığı ve iş güvenliği için gerekli önlemleri alması gerektiği yönündeki Yargıtay kararları hatırlatılırken, raporda geçen Yargıtay kararları ve kanun maddelerinde ana işveren-alt işveren ilişkisine ilişkin hiçbir madde bulunmaması dikkat çekti.

ANA YÜKLENİCİ KAYI AKLANDI
 
Raporda, Marmarapark Gayri Menkul Geliştirme ve İnşaat AŞ, ana yüklenici Kayı İnşaat, taşeron şirketler Kaldem ve Tapas ile kontrol ve müşavirlik hizmeti veren Miratek'ni birbirleriyle yaptıkları sözleşmenin işçi sağlığı ve iş güvenliği konularındaki maddeleri aktarıldı.

Ana yüklenici Kayı İnşaat'ın işi, sözleşme ile taşerona aktardığı ve işin gerekli özende yapılması ve kontrol edilmesi açısından bir organizasyon kurduğu kaydedilen raporda, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki sorumluluğunu da taşeronlara devrettiği belirtildi.

Raporda, Kayı İnşaat'ın tarafları uyarması ve denetim yapması yeterli görüldü. Raporda, Kayı İnşaat'ın eksiklikler ve yanlışlar konusunda yaptırım uygulamamasına ilişkin hiçbir ifade yer almazken, Kayı İnşaat için çalışan şantiye şefi Erdal Gümüş'ün kusurunun olmadığı iddia edildi.

MİRATEK TALİ KUSURLU
 
Miratek ile Kayı İnşaat arasında yapılan sözleşmeye atfen Miratek'te çalışan danışman uzmanlarının tehlike durumunda işi durdurma yetkisi olduğu belirtilen raporda, Miratek'in yaptığı yazılı uyarılar ile işin sağlıklı ve güvenli gitmesi açısından görevini yerine getirmeye gayret ettiği belirtildi.

Raporda, sadece denetleme görevinin oluşturduğu sorumluluktan dolayı, Kayı İnşaat'a yöneltilmesi düşünülebilecek tali kusurun, yaptığı profesyonel sözleşme gereğince Miratek'e yönetilmesi gerektiği savunuldu. Miratek için çalışan iş güvenliği uzmanı Ömer Faruk Gülmez'in birinci dereceden tali kusurlu olduğu kaydedildi.

MARMARA PARK'IN HİÇ SORUMLULUĞU YOKMUŞ!
 
Marmarapark Gayri Menkul Geliştirme ve İnşaat A.Ş sahibi Andreas Michael Hohlmann'ın ise yapılan sözleşmelerle her türlü sorumluluğu ana yüklenici Kayı İnşaat'a devrettiği için herhangi bir kusur ve sorumluluğu olmadığı ileri sürüldü.

Diğer taşeron şirket Tapas'ın ise tali sorumlu olduğu belirtildi.

SORUMLULUK SADECE TAŞERONA ATILDI
 
Raporda, taşeron firma Kaldem'in birinci derece asli kusurlu olduğu ifade edildi. Buna gerekçe olarak da "yaşamını yitiren işçilerin Kaldem'in işçisi olduğu, kazanın meydana geldiği yerdeki çadırın malzeme temini, kurulması, elektrik alt yapısının Kaldem tarafından yapılmış olması, firmaya ait fazla yatakların deposu yerine yatakhanede tutulmuş olması, yatakhane çadırındaki yangın önlemelerinin yetersizliği, İSG tarafından yapılan (Miratek) yaklaşık 200 uyarıya rağmen, uyarıları yerine getirmemesi, para cezalarına rağmen yeterli önlemleri almamış olması" gösterildi.

Raporda, Kaldem'in ortakları Mehmet Altun ve Abdullah Altun, elektrik teknikeri Şaban Bakırcı, kalıp kalfası Kadir Altun'un birinci derece asli kusurlu olduğu belirtildi. Demirci ustaları Sezgin Atalay ve Arif Korkmaz'ın yatakları yatakhaneye talimat üzerine taşıdıkları için sorumluluğu olmadığı kaydedilirken, Kaldem İSG sorumlusu Cem Yıllar'ın kendi firmasına dahi ceza keserek önlem almaya çalışmış olmasına karşın yeterince önlemleri ve denetlemeyi sağlayamadığı için birinci derece tali kusurlu olduğu belirtildi. Kaldem'in Hakediş Mühendisi Kaan Akarsu'nun da sorumluluğu olmadığı ifade edildi.

AV. YUCAK: İŞVEREN SAVUNMASINI TEYİT EDİYOR
 
Bilirkişi raporuna ilişkin ETHA'ya değerlendirmede bulunan ailelerin avukatlarından Erbay Yucak, "İşverenlerin sorumluluğunu görmezden gelen, işveren savunmasını teyit eden bir rapor" dedi.

Yucak, bilirkişi raporunun, daha önce cumhuriyet savcılığının düzenlediği iki rapor ve savcılığın hazırlık soruşturmasında görevlendirdiği bilirkişi heyetinin raporu ile Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı raporun gerisinde olduğunu söyledi. 1,5 yıldır devam eden yargılamada yeni deliller ortaya çıktığını, olayın aydınlatılması ve sorumluluk tanımı konusunda pek çok bilgi ve belge toplandığını söyleyen Yucak, raporun tüm bu deliller dikkate alınmadan hazırlandığını ifade etti. "Kötü bir rapor" diyen Av. Yucak, raporda kusurlu kişi sayısının 5'e düşürülmesini de eleştirdi.

YAPTIRIMLARIN NEDEN UYGULANMADIĞI SORGULANMIYOR
 
İnşaat alanındaki İş Güvenliği Kurulu'nun, toplantılarında 11 işçinin hayatını kaybettiği çadırlara ilişkin eksiklikleri saptadığını, ancak bir ay sonraki toplantıda yine aynı saptamanın bulunduğunu belirten Yucak, "Kurulun kendine ait yaptırımları var. Raporda, bu yaptırımları neden uygulamadığı, ne olduğu konusunda hiçbir değerlendirmeye sahip değil. İşverenlerin sorumluluğunu görmezden gelen, işveren savunmasını teyit eden bir rapor. İşveren savunması, 'orası şantiye alanı içinde değil, barınma alanı' diyor ama diyelim ki yangına sebep olan elektriği oraya çeken Kayı İnşaat. Orayı barınma alanı olarak Kayı İnşaat kiralıyor. Aşırı yüklenme durumunda elektriği kesen kaçak akım rölesi takılmamasından sorumlu olanları es geçmiş. Raporu yazan bilirkişi üyeleri neredeyse hayatını kaybedenlere sorumluluk yükleyecek. Raporu, taşeron şirket (Kaldem) ve kontrol ve müşavirlik firması olan Miratek ile sınırlamışlar" diye konuştu.

Av. Yucak, oysa ki Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin raporunda, taşeron firma Kaldem'e izaf edilen bütün sorumlulukların ana yüklenici Kayı İnşaat'a ait olduğunun tespit edildiğinin altını çizdi. Bilirkişinin, bu belgeyi dikkate almadığını kaydeden Yucak, "Bu bilirkişi raporu ile devam edilirse taşeron şirketin sahiplerine bir miktar ceza çıkar, yani 2 ila 6 yıl gibi, diğerleri sorumlu tutulmaz" dedi.

Yucak, bilirkişi raporuna itiraz edeceklerini ekledi.

TAHLİYELER TOPLUM VİCDANINI YARALADI
 
Davada hiç tutuklu kalmamasını da değerlendiren Av. Erbay Yucak, kararın doğru olmadığını, toplum vicdanını yaraladığını söyledi. Ancak tahliye kararının, kişilerin ceza almayacakları anlamına gelmediğini dile getiren Yucak, ailelerin mücadelesi olmasa bu tablonun 2. ya da 3. duruşmada yaşanabileceğini söyledi.

Dava başladıktan sonra da ailelerin tazminat ile davadan vazgeçirilmeye çalışıldığını belirten Yucak, bu çabaların başarılı olmadığını ifade etti.

YENİ SUÇ DUYURULARI
 
"Burada bir işveren, bir sermaye pramidi vasa bunların hepsinin sorumluluğunu açığa çıkardığımızı düşünüyoruz" diyen Yucak, önümüzdeki günlerde bazı kişiler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi. Yucak, ekledi: "Bütün sorumluların yargılanmasını istiyoruz."

Denetimsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle iş cinayetlerinin devam ettiğini, TCK'nın da eksiklikleri olduğunu ifade eden Yucak, "Bu suçun kamu düzeninden sayılması gerekir" dedi.

SENDİKALARA ELEŞTİRİ
 
Av. Yucak, emek ve meslek örgütlerini de eleştirdi, işçilerin yaşam hakkının ihlaline duyarsız kalındığına işaret etti. Yucak, "Gezi sürecinde binlerce insanın gösterdiği duyarlılığın onda birini işçilerin hayatından esirgemenin hiçbir izahı yok. Bu davanın sahipleniciliği sadece olay olduktan sonra, olay yerindeki beyanatlar biçiminde olmaması lazım. İş cinayetlerinin durmasını istiyorsak ailelerle birlikte verilen adalet mücadelesine kamuoyunun sahip çıkması gerekir" diye konuştu.