Denizlerde iş cinayetlerine karşı aileler birleşti: Hesap verecekler

Denizlerde kaza ve iş cinayetlerinde yakınlarını kaybeden aileler, bir araya gelerek Deniz Kazalarında Canlarını Kaybeden Aileler Platformu’nu (DKCKAP) kurdu.

Platform, arama-kurtarma çalışmalarının etkin ve koordineli yürütülmesini, kayıp yakınlarına düzenli bilgi verilmesini ve kamu kurumlarının sorumluluk almasını istedi.

Marmara Denizi'nin Silivri açıklarında, 2 Eylül'de Alsu isimli gemiyle çarpışarak batan Tuğberk İmamoğlu gemisinde yitirilen 10 mürettebatın ailesi bir araya geldi. Platform'un kuruluşunun duyurulduğu basın açıklamasında, "Deniz kazalarında yakınlarını kaybeden aileler olarak, yaşadığımız acının yalnızca bizlerin omuzlarında bırakılmasını istemiyoruz" denilerek Cumhurbaşkanlığı, İçişleri ile Ulaştırma ve Altyapı bakanlıkları, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'ne derhal adım atma çağrısı yapıldı.

SORUMLULAR HESAP VERSİN DİYE BİR ARAYA GELDİK
Yeğeni aşçıbaşı Abdulbaki Mirzaoğlu için kriz masasında çalışmaları izleyen dayı Recai Yılmaz Deniz Kazalarında Canlarını Kaybeden Aileler Platformu'nun kuruluşunu "Biz kötü bir kaza sonucu bir araya gelen 10 aileyiz, ama denizde canları gidenler çok daha fazla. Bu 10 aile, başka insanlar bu acıyı çekmesin ve sorumlular hukuk önünde hesap versin, deniz işletmeciliğinde eksikler belirlensin diye bir araya geldik. Bu sadece 10 ailenin de platformu değil, adımızdan da anlaşılacağı gibi denizde canlarında kaybeden aileler var. Yetkililere sesimizi duyurabilmek için böyle bir adım attık. Sivil topum, denizciler, toplumun insan canına değer veren vicdanlı bireyleri, herkesin destek verebileceği bir platform burası. Birbirimizin yarasını sarabiliriz, derdini çeken biliyor" diye anlattı.

ÇOCUKLARI İÇİN SON SEFERE ÇIKMIŞTI
Silivri'de kurulan kriz masasında çalışmaları takip ettiklerini anlatan Yılmaz, "Deniz yüzeyinde aramalar hızlı oldu, Deniz ve Hava kuvvetleri de dahil oldu. Ancak bugün geldiğimiz aşamada, geminin derinliği 720 metre. Nokta hedefe ulaşan bir çalışma yok. Bunun için hazırlıklar yapılmasını umuyoruz. Ulaştırma bakan yardımcısı bizimle toplantı yaptı, 'Bizim bir mezarımız olsun, ziyaret edebilelim' dedik. Türkiye'de bu çalışmaları yürütecek altyapı yok. Ekipmanların gerekirse yabancı ülkelerden getirilmesini istiyoruz. Naaşların alınmasını talep ediyoruz" dedi.

Yılmaz, yeğeni Abdulbaki Mirzaoğlu'nun, emekçi bir baba olduğunu şu ifadelerle anlattı: "48 yaşında yeğenim, evli, 8 çocuğu vardı. 7 ayı kalmıştı emekliliğine. Bir daha gitmeyecekti gemiye. Ailesi, kardeşleri denizde çalışmasını istemiyordu. Biz kaza ihtimalini de düşünmüyorduk. Çocuklarına bir gelecek hazırlamak için gemide çalışıyordu. Ağır bir fedakârlık içinde o koşullara katlanıyordu. Okullar başladı, çocuklarını okula götüremedi. Çocukların da okula gidecek hali yok zaten. 7 ay kalmıştı emekliliğine, sonra bir daha denize gitmeyecekti. 6 aydır da evinden ailesinden uzaktaydı. Kimseye muhtaç olmamak istiyordu, çok çabalıyordu. Çok sevecen, kimseyi kırmayan, çevresinde çok sevilen bir insandı. Boğazımız düğümlenerek anlatıyoruz, bir can bir dünya demek... Denizin üstünde kaç ailenin beklediği var. 3 tarafı denizlerle çevrili koca ülkede, denizde başka can yanmasın. Hatalı herkes ortaya çıkacak. Hukuk önünde de asla peşini bırakmayacağız. Böylece belki başka insanların hayatını kurtarmış oluruz, onların anısına saygımızı böyle göstermiş oluruz."

"EMEKLİYDİ, DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLAYACAKTIK"
Gemide güverte lostromosu olarak çalışan babası Nidai Duman için kriz masasını terk etmeyen Süreyya Keleş de süreç boyunca gözlemledikleri plansızlığa dikkati çekti. Keleş, "Biz hiç değilse babamızın naaşını alalım diye günlerdir buradayız. Buradan elimiz boş gitmek istemiyoruz. Çalışmaların en başından bu yana büyük bir öngörü ve planlama problemi var. Evet, çalışanların çok büyük emeği var, ama planlamaları yapmaları gerekenler sonrasını hiç düşünmemiş. Bu çok büyük eksiklik" dedi.

Babasının emekli olduğu halde çalıştığını anlatan Keleş, bu seferden sonra bir daha çalışmak istemediğini anlatarak "Babam 28 yıllık denizci, son 7-8 yıldır da bu firmada çalışıyordu. Türkiye sularında gezen, maaşını düzgün alan, sigortayı yatıran bir şirket diye biliyorduk. Bana Silivri'de bir gemi batmış dediler, 'Saçmalayın babamın gemisi olamaz' dedim. Aklımızın ucundan geçmezdi. Babam 65 yaşında, Ekim'de doğum gününü kutlayacaktık. Son kez gemiye çıkmıştı, artık bırakacaktı işi. Günlerdir burada beklememizin en büyük sebebi devletin 10 candan vazgeçmemesini sağlamak. İnsanların bir taşı olsun istiyoruz. Biz buradan gidersek çalışmalardan vazgeçilir diye korkuyoruz. Tüm gücümüzle burada duracağız, sonra da tüm eforumuzu hukuki süreçte yine göstereceğiz. Bu kazada ihlali olan şahıs, kurum, kuruluş kim varsa hepsiyle mücadele edeceğiz" diye konuştu.

***

GİRNE’DE BİR KİŞİNİN DAHA CANSIZ BEDENİNE ULAŞILDI
Kuzey Kıbrıs'ta 30 Ağustos'ta batan yolcu gemisi Filo Jet'te kaybolanları bulmak için yürütülen çalışmalarda, bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. KKTC Başbakanı Ünal Üstel, "Hayatını kaybedenlerin sayısı 15'e yükseldi, kayıp sayısı 13'e düştü. Naaşın kimlik tespiti için gerekli işlemler başlatılmıştır" açıklaması yaptı.

Alınan bilgiye göre cansız bedene, batan yolcu gemisinin enkazında ulaşıldı. KKTC'deki Girne Limanı ile Mersin'deki Taşucu Limanı arasında sefer yapan Filo Jet isimli yolcu gemisi, 30 Ağustos Pazar günü öğle saatlerinde Girne'den hareket ettikten kısa süre sonra ön kısmından su almaya başlamış, Girne Limanı'na dönmeye çalıştığı sırada batmıştı. Toplam 267 yolcu ve mürettebatın bulunduğu geminin batmasının ardından 239 kişi kurtarılmıştı. Girne açıklarında 554 metre derinlikte enkazı bulunan gemideki 15 yolcu hayatını kaybetti, kayıp 13 kişinin bulunması için de çalışmalar devam ediyor.

Melisa Ay / Birgün