Bir Mobbing Pratiği Olarak Sürgün: Murat Mengirkaon Vakası - Gamze Yentür

Karabağlar Belediyesi’nde sosyolog ve sosyal çalışmacı olarak çalışan Murat Mengirkaon, dokuz yıldır çalıştığı görevinden temizlik işlerine sürgün edildi. Mengirkaon, müzisyen, besteci ve yazardır ve hali hazırda müzikoloji alanında lisans üstü çalışmalarını sürdürmektedir. Mengirkaon, elbette entelektüel kişilerin de temizlik işlerinde çalışabileceğini söylüyor karşı çıktığı şey temizlik işlerinde çalışmak değil, sendikayı ve TİS sürecini eleştirdiği için sürgün edilerek yıldırılmaya çalışılmasıdır. Belediye İş Sendikası ve Karabağlar Belediyesi arasında imzalanan toplu iş sözleşmesine Mengirkaon itiraz etmiştir. Daha sonrasında Belediye-İş Sendikası ve Belediye başkanı el ele verip ona mobbing uygulamışlardır. Mengirkaon idari başvurulardan sonuç alamayınca 24 Ağustos – 4 Eylül tarihleri arasında belediye binası önünde oturma eylemi yapmıştır. Bu yaşanan olay üzerinden mobbingi çeşitli yönlerden ele alacağız.

Mobbinge uğrayanlar genel olarak “zayıf” işçiler değil itiraz edenlerdir
Mobbing (psikolojik taciz) iş ortamında belirli kişi ya da grupları hedef alan, onları sistematik bir şekilde baskı altına alma ve nihayetinde iş yerinden uzaklaştırma amacı taşıyan, kasıtlı ve sürekli psikolojik saldırı davranışlarını ifade etmektedir. Psikolojik taciz kavramı, işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışları içermektedir. Genel olarak mobbing kamuoyunda “zayıf” çalışanlara yapılıyor sanılsa da daha çok işinde başarılı olanlar, yaratıcı ve yenilikçi olanlar, dürüst ve ilkeli olanlar ile politik olarak farklı düşünenlere yapılmaktadır. Mengirkaon’un yaşadıkları tam da araştırmaları doğrular niteliktedir. Toplu iş sözleşmesinin imzalanma sürecine dair itiraz ve eleştirilerinin sonucu olarak mobbinge maruz kalmıştır. Mobbing, işçiyi dirençsiz bırakmak, kıdem tazminatı ödemeden işçiyi istifaya zorlayarak işten çıkarmaya yönelten, sendikal örgütlenmeyi engellemek amacıyla işçiyi “disipline” etme aracı olarak kullanılmaktadır. Bu olay özelinde en sorunlu olan şey ise işçinin hakkını savunmak ile görevli olan sendikanın, sermayenin bekçiliğine soyunmasıdır.

Kapitalistlerin işçi sınıfı içindeki polisiye aygıtları: sarı sendikalar
Sendikaların görevi, işçilerin ekonomik, sosyal, hak ve çalışma koşullarını korumak, bu hakları geliştirmek ve savunmaktır. Sendikaların ülkemizde son dönemde geldiği nokta işçi sınıfı içerisinde ve kamuoyunda birçok tartışmaya neden olmaktadır. Bürokratikleşen sendikalar, aidat akışını garantilemek, TİS barajını korumak, temsilcilik ayrıcalıklarını korumak, kendi kontrolü dışındaki muhalif ve bilinçli unsurları iş yeri tabanından temizleyerek patron nezdindeki “uyumlu sendika” konumunu pekiştirmeye çalışmaktadır. Sarı sendikaların bu tavrı ile mobbing kurumsallaşıp meşrulaşmaktadır. Sarı sendika işçinin haklı eleştirisini ihbar ederek işçiyi hedef haline getirip, temsil yetkisini kötüye kullanmıştır. Sendika, adeta sınıf içinde ihanette bulunmuştur. Bu yapılan tek başına Murat’a değil aynı zamanda diğer işçilere, “eğer eleştirirseniz başınıza bu gelir” şeklinde verilen bir mesajdır. Bu mesaj ile sendika kendi üyelerini pasifize etmeye çalışmaktadır.

Mobbing, burjuva hukukuna göre de suçtur
Mobbing, iş hayatında ilk olarak 1984 yılında Dr. Heinz Leymann tarafından İsveç Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu için hazırladığı "İş Hayatında Güvenlik ve Sağlık" raporunda kullanılmıştır. Leymann’a göre mobbing, “İş hayatında sistematik bir şekilde bir kişi veya birden fazla kişi tarafından ağırlıklı olarak çaresiz ve savunmasız bir halde olan bir kişiye karşı düşmanca ve etik dışı davranışlardır” şeklinde ifade edilmiştir. Daha sonra Uluslararası Çalışma Örgütü “İş Yerinde Şiddet” şeklinde bir rapor yayınlayarak ilk kez mobbingi kavram olarak kullanmıştır. Ülkemizde ise mobbing’den ilk olarak Ankara 8. İş Mahkemesi’nin 20.12.2006 tarihli ve 2006/19 E. ve 2006/625 K. Sayılı kararında tartışılmış ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2007/9154 E., 2008/13307 K. Sayılı ve 30.5.2008 tarihli kararı ile onanan bu kararda mobbing tanımlanmıştır. Daha sonra 19 Mart 2011 tarihinde yayımlanan "İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi" konulu genelge ile mobbing idari mevzuatta tanımlanmıştır. 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi ile "psikolojik taciz" kavramı ülkemizdeki hukuk mevzuatına yazılı bir kanun maddesi olarak ilk kez dahil edilmiştir. Bu madde, işverene işçiyi psikolojik tacizden koruma borcu yüklemektedir.

Sermaye, emek gücünü satın almak ile kalmaz, onu denetim ve disiplin altında tutar
Mobbing, işçiler üzerinde psikolojik ciddi etkilere, buna bağlı olarak fiziksel sorunlara ve sosyal yıkımlara yol açan bir süreçtir. İşçide baskı, dışlanma yoğun stres, kaygı gibi bozukluklara neden olur. Bu durumun sürekli hale gelmesi ile işçi de depresyon, tükenmişlik sendromu gibi uzun erimli sorunlara yol açar. Psikolojik etkiler bir süre sonra fiziksel sağlığı da etkiler hale gelir. Baş ağrıları, uykusuzluk, sindirim sistemi rahatsızlıkları, bağışıklık sisteminin zayıflaması ile bir dizi hastalık baş göstermeye başlar. İşçinin işinden memnun olmaması iş, aile ve sosyal hayatına da yansıyarak ikili ilişkilerini zedeler. Bu süreci yönetemeyen işçilerin büyük kısmı iş akdini sonlandırmak zorunda kalmaktadır. Bu süreç bize bir kez daha sadece kapitalistlere değil onlara entegre olmuş sarı sendikalara da bayrak açmak gerektiğini göstermiştir. Ve elzem olanın işçi sınıfın öz örgütlülüğüne dayanan, işçilerin iradesine yansıtan TİS süreçleri inşa edilmesi gerektiğidir.