Birleşik Metal-İş: Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) ve Toplumsal Cinsiyet Boyutu

Sendikamızın gerçekleştirdiği “Kişisel Koruyucu Donanımlarda (KKD) Toplumsal Cinsiyet Açığı” araştırmasının öne çıkan bulguları, bugün sendikamızın genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaşıldı.

Toplantıya Sendikamızın Genel Başkanı Özkan Atar, Genel Yönetim Kurulu, şubelerimizin başkan ve yöneticileri, eski yöneticilerimiz, Kadın Komisyonumuz ve işyeri temsilcilerimizin yanı sıra, DEM Parti Milletvekili Özgül Saki, İBB temsilcisi ve DİSK’e bağlı sendikaların yöneticileri katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Genel Başkanımız Atar, “Unutulmamalıdır ki, güvenli bir çalışma ortamı yalnızca kapsayıcı ve eşitlikçi yaklaşımlarla mümkündür. KKD’nin herkes için etkin koruma sağlaması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin işçi sağlığı ve iş güvenliği alanına tam anlamıyla entegre edilmesi ile sağlanabilir” dedi.

Ardından araştırmayı gerçekleştiren Prof. Dr. Serkan Öngel, bir sunum yaparak araştırmanın öne çıkan bulgularını aktardı.

Toplantımız, Ankara’da direnişlerini sürdüren Doruk Madencilik işçileriyle dayanışmak için hep bir ağızdan atılan “Maden işçisi yalnız değildir!” sloganıyla sona erdi.

……………………………………………………………….

Sendikamızdan yeni araştırma:

Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) ve Toplumsal Cinsiyet Boyutu

(Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar’ın konuşma metnidir)

Açıklamamıza başlamadan önce 28 Nisan İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü dolayısıyla yaşamını yitiren tüm işçileri saygıyla anıyor; iş cinayetlerini durdurmak için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi vurguluyoruz.

Bugün burada, sendikamızın İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Dairesi ile Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (BİSAM) gerçekleştirdiği, kişisel koruyucu donanımların toplumsal cinsiyet boyutunu ortaya çıkarmayı hedefleyen çalışmanın sonuçlarını paylaşmak üzere bir araya geldik.

Neoliberal kapitalizm koşullarında, serbest piyasanın insafına bırakılan çalışma yaşamı ağır bir tablo ortaya koyuyor. Her gün ortalama 6 işçi hayatını kaybederken, meslek hastalıklarının gerçek boyutları dahi tam olarak bilinmiyor. Devletin denetim mekanizmalarının yetersizliği ve caydırıcı cezaların uygulanmaması, bu kayıpların sürmesine zemin hazırlıyor. Bu ihmal ve denetimsizlik ortamı; Dilovası, Gayrettepe, Hendek, Soma ve daha birçok işçi katliamında tanık olduğumuz gibi işçilerin hayatlarına mal oluyor.

Bu tablo sendikal örgütlenmenin önemi ortaya çıkarıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre, özel sektörde toplu sözleşme kapsamındaki sendikalı işçi oranı yalnızca yüzde 6 civarındadır. İSİG Meclisi verilerinden biliyoruz ki iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin yüzde 98’i sendikasız işçiler. Bu veri, işçi katliamlarının en önemli nedenlerinden birini gözler önüne seriyor.

Sendikalar sadece ölümleri durdurmakla kalmaz, tüm işçilerin çalışma koşullarını iyileştirmek için çalışmalar yürütür. Bizler biliyoruz ki, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derin olduğu çalışma yaşamında KKD’ler de dahil olmak üzere kadın işçilerin birçok sorunu görünmez durumdadır. Sendikamız, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında da toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalar yürütüyor ve bu konuda farkındalık yaratmak için çaba gösteriyor. Erkek egemen anlayışın çalışma yaşamını şekillendirdiği gerçeği, yaptığımız bu çalışma ile bir kez daha ortaya çıktı.

Bu araştırmamızın temel amaçlarından biri, işyerlerinde yapılan denetimler sırasında tespit edilen bulguların ve alınan şikâyetlerin cinsiyet boyutunu ölçmek, KKD’lerle ilgili yaşanan sıkıntıları görünür kılmak, bu konuda kamuoyunda ve bu alana yönelik politika üreticilerinde farkındalık yaratmaktır.

Kişisel Koruyucu Donanımların (KKD) kullanımı, işyerlerinde alınması gereken önlemler arasında son sırada olsa da kaçınılmaz olan risklerin işçileri etkilememesi için hayati öneme sahiptir. Ancak, biliyoruz ki KKD’lerin tasarım, üretim ve temin süreçlerinde toplumsal cinsiyet boyutu çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Geleneksel olarak erkek işçileri referans alan “standart” beden ve ölçülere göre üretilen KKD’ler, kadınlar başta olmak üzere farklı vücut tiplerine sahip işçiler için yeterli koruma sağlamıyor. Özellikle kadın işçiler için tasarlanmayan ekipmanlar iş kazası riskini artırıyor, çalışma konforunu düşürüyor ve eşit çalışma koşullarının önünde ciddi engel oluşturuyor.

Aynı şekilde, farklı beden ölçülerine ve ihtiyaçlara sahip tüm işçiler için kapsayıcı tasarım yaklaşımının benimsenmemesi, işyerlerinde güvenlik açıklarına yol açıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle ele alınmayan KKD politikaları, yalnızca bireysel güvenliği değil, aynı zamanda işyerinde eşitliği, demokratik katılımı etkiliyor.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği uygulamalarının temel amacı, riskleri ortadan kaldırmak ve işçilerin refahını yükseltmek, korumaktır. Bu çerçevede KKD, son koruma olarak kritik bir öneme sahiptir. Ancak ülkemizde öncelikli önlemlerin alınmaması nedeniyle maalesef çoğu kez KKD’ler koruma silsilesinde ilk sıraya geçiyor. Bu nedenle KKD’lerin özellikleri ve işçilere uyumu çok daha kritik bir hale geliyor.

Uygun olmayan, vücuda tam oturmayan veya ergonomik olmayan KKD kullanımı, koruma sağlamadığı gibi yeni riskler de yaratabiliyor. Örneğin:

  • Uygun olmayan eldivenlerle çalışmak iş kazası riskini artırıyor.
  • Büyük beden koruyucu giysiler takılma ve düşmelere, uyumsuz solunum ekipmanları ise meslek hastalıklarına sebep olabiliyor.

Toplumsal cinsiyet boyutunun dikkate alınmaması, risk değerlendirmelerinin eksik yapılmasına neden oluyor. Etkin bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sistemi için, işçilerin fiziksel farklılıkları, biyolojik özellikleri ve çalışma koşulları bütüncül bir şekilde ele alınmalı, kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmelidir. Bu kapsamda:

  • KKD’lere koruma silsilesinde son çare olarak başvurulmalı,
  • Risk değerlendirme süreçleri toplumsal cinsiyete duyarlı hale getirilmeli, KKD seçimi bu doğrultuda yapılmalı,
  • KKD tasarım ve üretim süreçlerinde farklı beden ölçülerini ve ihtiyaçları kapsayan standartlar geliştirilmeli,
  • İşverenler, işçilere uygun ölçü ve özellikte KKD temin etmekle yükümlü olduklarını bilmeli,
  • Kadın işçiler başta olmak üzere tüm işçilerin deneyim ve geri bildirimleri dikkate alınmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, güvenli bir çalışma ortamı yalnızca kapsayıcı ve eşitlikçi yaklaşımlarla mümkündür. KKD’nin herkes için etkin koruma sağlaması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin işçi sağlığı ve iş güvenliği alanına tam anlamıyla entegre edilmesi ile sağlanabilir.

Birleşik Metal-İş

Raporun Tam Metni