MESEM’li çocuklar anketinden çıkan gerçek: 12 saat çalışma, yaygın iş kazaları

Saray iktidarının patronlara bedava çocuk işçi sunmak için kurduğu mesleki eğitim merkezleri (MESEM) cehenneminde yarım milyonu aşkın çocuk çalıştırılmaya devam ediyor. Diyalektik Araştırmalar Enstitüsü MESEM Çalışma Grubunun, MESEM'li Gençler Haberleşme ve Dayanışma Ağı'yla birlikte yaptığı ankette, ‘meslek edinme’ vaadiyle kurulan sistemle yaratılan kölelik sistemini ortaya koyuyor.

İstanbul, Ankara, Antep, Bursa ve Konya gibi sanayinin yoğun olduğu büyükşehirler başta olmak üzere MESEM’li 463 çocuğun (öğrenci) katıldığı anketin en çarpıcı verileri ağır çalışma koşullarına ilişkin. Ankete katılan MESEM’li çocukların yarısından fazlası, yani 245’i günde ortalama 10-12 saat çalıştığını ifade ediyor. 69 çocuk ise günlük çalışma süresinin 12 saati de aştığını belirtiyor. Otomotiv, elektrik-elektronik, metal ve mobilya gibi teknik alanların yanı sıra güzellik/kuaförlük ve gıda gibi hizmet sektörlerinde çalışan çocuklar, yaptıkları işin mesleki eğitim niteliğine uymadığını söylüyor. Ankete yanıt verenlerin 131’i vaktinin çoğunu ‘angarya’ olarak tabir edilen getir-götür işleriyle geçirdiğini belirtiyor. 37 çocuk ise iş yerinde hiçbir mesleki eğitim almadığına dikkat çekiyor. En çarpıcı verilerden biri de ankete katılan 463 öğrencinin neredeyse yarısının (219 kişi), daha önce iş kazası geçirmiş olması.

12 saati aşan mesailer


MESEM çalışma saatleri

MESEM sisteminin temel vaadi olan ‘yerinde meslek öğrenimi’, anket sonuçlarına göre yerini ağır çalışma koşullarına bırakmış durumda. Araştırmaya katılan öğrencilerin yarısından fazlası, yani 245 kişi, günde ortalama 10-12 saat çalıştığını ifade ediyor. Daha da çarpıcı olanı, 69 öğrencinin günlük çalışma süresinin 12 saati de aşarak yetişkin işçilerin bile sınırlarının üzerine çıkması. Yapılan işin niteliği de mesleki eğitim amacından sapmış.

Yarısı ‘hiç dinlenemiyorum’ diyor

Ağır çalışma koşullarının doğal bir sonucu olarak katılımcıların yarısı gün sonunda ve hafta içinde ‘hiç dinlenemediğini’ söylüyor. Yüze 40.3’ü ‘az dinlenebildiğini’ belirtirken ‘yeterince dinlenebildiğini’ dile getiren oranı ise sadece yüzde 1.7.

Aylık ücret 6 bin 600-10 bin TL arasında

Öğrencilerin emeklerinin maddi karşılığına dair veriler de çarpıcı. MESEM projesinin ekonomik vaatleri ile sahadaki arasında derin uçurum var. Araştırmaya katılan en kalabalık grup olan 182 öğrenci, aylık 6 bin 600 TL ile 10 bin TL arasında bir ücret alıyor. Bu da bazı çocukların devletin verdiği ücreti bile alamadığını gösteriyor. Ailesine aylık bazda destek sağlayanların varlığı, sistemin neden yoksul halk çocukları arasında yaygın olduğunu da açıklıyor. Katılımcıların yüzde 31.3’ü ailesinden hiçbir ekonomik destek alamadığını belirtiyor.

İş güvenliği eğitimi, denetim yok, kaza çok

Araştırmanın en sarsıcı bulguları, işçi sağlığı ve güvenliği başlığı altında. Ankete katılan 463 çocuğun neredeyse yarısı (219 kişi), daha önce iş kazası geçirmiş. Kanunen zorunlu olmasına rağmen, çocukların 225’i iş yerinde herhangi bir iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almadığını ifade ediyor. Kazaların önlenmesine dair somut bir adımın atılmadığı verilerle belgeleniyor. Sektörel bazda, metal ve gıda iş kollarında tehlike zirveye çıkıyor. Çocuklar çalıştıkları ortamları tanımlarken ‘çok tehlikeli’ (yüzde 15.3) ve ‘tehlikeli’ (yüzde 28) seçeneklerini işaretlemişler. İş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldığını belirten 234 öğrencinin yüzde 40.17’si (94 kişi) daha önce iş kazası geçirmiş. Eğitim almayan 229 öğrencide bu oran yüzde 57.21’e (131 kişi) yükseliyor.

Psikolojik baskı, fiziksel şiddet ve tehdit…


MESEM sosyal hayat

MESEM’de çocukların işyerlerinde maruz kaldığı psikolojik baskılar da araştırmanın sonuçlarından. ‘Usta-çırak’ ilişkisi sahada sistematik bir yıldırma ve mobbinge dönüşüyor. Çocuklar iş yerlerinde en çok psikolojik baskı ve yıpranmaya maruz kalıyor. MESEM’li çocukların en fazla karşılaştığı durum 294 bildirimle ‘sürekli eleştirilme’ olurken, bunu 242 bildirimle ‘Küçük düşürücü görevler verilmesi’ takip ediyor. ‘İş yükünün kasıtlı olarak artırılması’ (214 bildirim) ve ‘Görmezden gelinme veya dışlanma’ (206 bildirim) da listenin üst sıralarında. ‘Hakarete uğrama’ (104 bildirim), ‘tehdit edilme’ (82 bildirim) ve hatta ‘Fiziksel şiddete maruz kalma’ (42 bildirim) gibi çok ağır ihlaller de var.

Yönetici, usta şiddeti 1. sırada

Mobbing ve psikolojik şiddet büyük oranda yöneticiler ve ustalar tarafından gelse de akranlar arasında da yaşanıyor. “Yaşadığınız olumsuz davranışlar en çok kimlerden kaynaklanmaktadır?” sorusuna verilen yanıtlara göre; katılımcıların yüzde 69.2’si (321 kişi) ‘yönetici / usta’ seçeneğini ilk sıraya koyuyor. Bunu yüzde 39.2 (182 kişi) ile ‘Aynı düzeyde çalışanlar’ takip ediyor. Listede yüzde 11.4 (53 kişi) ile ‘müşteriler’ var.

Yaşadıkları olumsuzlukları paylaşamıyorlar

Bu baskı ortamında çocuklar, yaşadıklarını büyük oranda kimseyle paylaşamıyor. İş yerlerinde sorun yaşayan öğrencilerin yüzde 63.22’si (232 kişi) bu deneyimlerini hiç kimseyle paylaşmadığını ifade ediyor. Olumsuzlukları ailesiyle paylaşabilenlerin oranı yüzde 22.07 (81 kişi), arkadaşlarıyla paylaşanların oranı ise yüzde 11.72 (43 kişi) seviyesinde kalıyor. En dikkat çekici ve sistemin denetim zafiyetini kanıtlayan veri ise, öğrencilerin rehberi ve denetçisi konumundaki koordinatör öğretmenlerle bu durumları paylaşanların oranının sadece yüzde 2.99 (11 kişi) olmasıdır.

Mesai sonrası: Çok yorgun ve kötü hissediyorum


MESEM çalışma günleri

Katılımcıların büyük bir çoğunluğu (219 kişi), iş hayatının sosyal yaşamlarını ‘çok etkilediğini’ ve arkadaşlarıyla veya aileleriyle nitelikli zaman geçiremediklerini belirtiyor. Bu da sistemin içinde olan hemen her gencin sosyal bir izolasyonla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu tablonun en acı verici yanlarından biri de öğrencilerin gün sonundaki ruhsal durumları ve ‘öğrencilik’ kimliklerinden uzaklaşması. Mesai bitiminde kendisini nasıl hissettiği sorulan öğrencilerin yüzde 47.4’ü ‘çok yorgun ve kötü’ cevabını verirken, yüzde 39.9’u ise ‘yorgun’ cevabını işaretlemiş. “Çalışmak size genel olarak nasıl hissettiriyor?” sorusuna ise yüzde 72.4 (336 kişi) ile en yüksek oranda ‘Yorucu ama gerekli’, yüzde 57.3 (266 kişi) ile ‘zorunluluk’ ve yüzde 46.3 (215 kişi) ile ‘maddi kazanç’ olarak ifade ederken katılımcıların sadece 3’te 1’i yani yüzde 34.3’ü (159 kişi) çalışmanın kendileri için ‘öğretici’ olduğunu belirtiyor.

Meslek edinme çabası ve ekonomik zorluk…

Ankete katılanların büyük bir çoğunluğunu erkek öğrenciler (yüzde 93.5) oluşturuyor. Katılımcılardan 9. Ssınıf (yüzde 26.9), 10. sınıf (yüzde 31.2), 11. sınıf (yüzde 25.6), 12. sınıf (yüzde 14.2), mezun (yüzde 1.9). MESEM’e kayıt olma motivasyonları incelendiğinde ise ‘meslek öğrenme’ arzusu ile ‘ekonomik zorunluluklar’ arasındaki ince çizgi var. Katılımcıların en büyük grubu (327 kişi), öncelikli amaçlarının bir meslek sahibi olmak olduğunu belirtiyor. Ancak bu motivasyonu, 184 öğrencinin dile getirdiği “Para kazanma” isteği takip ediyor. Bunun yanı sıra 87 öğrenci “Okuldan ayrılmamak için”, 52 öğrenci ise “Ailesinin isteğiyle” bu sisteme dahil olduğunu ifade ederek MESEM’in, aynı zamanda eğitim sistemi içinde kalabilmek için bir sığınak olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.

İş kazaları yaygın, mobbing sistematik


MESEM'de denetim

Diyalektik Araştırmalar Enstitüsü, anketten elde edilen verilerin çocukların büyük bir kısmının mesleki gelişimden ziyade ağır iş yükü, yasal sınırları aşan uzun mesai saatleri ve düşük ücret sarmalında bir yaşam sürdürdüğünü gösterdiğine dikkat çekiyor. Anketin, MESEM projesinin ‘mesleki eğitim’ vaadinin ötesinde, çocuk ve genç emeğinin güvencesiz ve denetimsiz bir biçimde piyasaya sunulduğunu gösterdiğine vurgu yapılıyor. Uzun mesai saatleri, düşük ücret, yaygın iş kazaları ve sistematik mobbing sarmalında sıkışan çocukların sadece fiziksel sağlıklarını değil, aynı zamanda gelecek umutlarını ve sosyal varlıklarını da kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığına işaret edilerek “Ortaya çıkan bu veriler, MESEM sisteminin çocukların, gençlerin gelişimini merkeze alan, insani çalışma koşullarını ve iş güvenliğini tavizsiz bir biçimde önceleyen köklü bir dönüşüme duyduğu ihtiyacı, ertelenemez bir toplumsal sorumluluktur” ifadelerine yer verildi.

MESEM cehenneminde 560 bin çocuk


MESEM'de can veren çocuklar

560 bin – MESEM’e kayıtlı çocuk (öğrenci) sayısı
17 - MESEM’de can veren çocuklar (en az)

8 bin 422 TL – 9-10-11. sınıf öğrencilerinin ücreti
14 bin 37 TL – 12. sınıf öğrencilerinin ücreti
Yüzde 84 – Öğrenciler, denetim eksikliğine vurgu yapıyor

Nisa Sude Demirel - Evrensel