yenidünya olarak 7 Eylül 2016 tarihinde OHAL bahanesiyle işten çıkarılan Enerji-Sen Sendikası işçi sağlığı ve iş güvenliği sekreteri Tarık Yüce ile işyerinde yaşadığı süreç ve işten çıkarıldıktan sonraki mücadelesi üzerine söyleşi gerçekleştirdik.
yenidünya: Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız? Kaç yıldır çalışıyorsunuz?
Tarık Yüce: 2005 yılından beri enerji sektöründe çalışmaktayım. İlk olarak İGDAŞ’ta sayaç okuma işçisi olarak çeşitli taşeron firmalarda çalıştım. Son iki yıl İSKİ sayaç okuma işçisi olarak çalıştım. 2010 yılında Enerji-Sen Sendikasına üye oldum. Aynı yıl Enerji-Sen yönetim kuruluna mali sekreter olarak seçildim. Geçen yıl yaptığımız kongrede de işçi sağlığı ve iş güvenliği sekreteri olarak seçildim. İşçi sağlığı ve iş güvenliği sekreterliği Türkiye’de sadece bizim sendikamızda var. Hiçbir sendikanın hakkını yemek istemem ama bu Enerji-Sen sendikasının iş yerlerinde can güvenliğine verdiği önemi gösterir.
yenidünya: Yaşanan süreci ve sizin yaşadığınız sorunları anlatır mısınız?
Tarık Yüce: Son bir yıldır çalışma koşullarımız ağırlaşmıştı. Eksik işçi sayısı ile çalışıyorduk. Bir kişinin yapabileceğinden daha fazla iş yapmaya zorlanıyorduk.
Asgari ücrete yapılan zam katsayı düşürülerek bize yansıtılmadı. Maaşlar uzun zamandır geç ödeniyordu. Bu sorunları çözmek için işçiler olarak İSKİ ve şirket yöneticileri ile görüştük. İki taraf da suçu birbirine attı. İşçiler de bunun üzerine iş yerinde gerçek bir sendikaya ihtiyaç duyup yüzünü Enerji-Sen Sendikasına dönmüşlerdi. Bu süreçte öne çıkan işçileri, İSKİ ve şirket yöneticileri el ele verip işten çıkarttı.
yenidünya: Sizi neden işten çıkardılar?
Tarık Yüce: 15 Temmuz Amerikancı Fethullah çetesinin darbe girişiminin ordunun ana kesimi, emniyet ve halk tarafından bastırılmasından sonra diğer işyerlerinde olduğu gibi bizim işyerimizde de FETÖ soruşturması araştırması yapıldı.
29 ağustos günü bana İSKİ genel müdürlüğünün talimatı ile iş verilmedi. Sebebini yetkili şefe sordum. Bilmediğini, sözlü talimat aldığını söyledi. Yazılı belge istedim kendisinden. Aldığım bu belgeyi daha sonra kamuoyu ile paylaştım.
31 Ağustos günü yaptıkları açıklama FETÖ araştırması çerçevesinde sosyal medya hesaplarımızın incelendiği ve buralarda yapılan paylaşımlardan kaynaklı işten çıkartılabileceğimiz ama sürecin devam ettiği söylendi. Ben de FETÖ ile ilişkilendirilebilecek herhangi bir paylaşımım olamayacağını bunun uydurma olduğunu kendilerine belirttim. Aynı şekilde zaten biliniyordu ama Enerji-Sen sendikasının genel merkez yöneticisi olduğumu bir kez daha belirttim. ÇEKA yöneticisi İSKİ genel müdürlüğünden gönderildiğini söylediği benim sosyal medya hesaplarından yaptığım paylaşımları gösterdi. Bunların ekran görüntülerini kağıda basmışlar. Bunlardan bir tanesi kamuoyu ile de paylaştığımız işçi sağlığı iş güvenliği meclisinin AKP’li yıllarda 17 bin 57 işçi çalışırken hayatını kaybetti paylaşımı ve buna benzer paylaşımlar. Kanıt olarak gösterdikleri belgeleri istedim vermediler. Çünkü kendileri de biliyor bunlar kanıt değil. Görüşme sonunda biraz beklemek gerektiği henüz kesin bir şey olmadığı söylendi. Yine de ben her gün iş yerine gidip iş arkadaşlarımdan mesai saatleri içinde işyerinde olduğuma dair tutanak tutup imza aldım. Sağ olsunlar bütün arkadaşlarım tutanakları imzaladı. 7 Eylül günü de Sosyal Güvenlik Kurumu SGK çıkış kodu 36 Olağanüstü hâl OHAL, Kanun Hükmünde Kararname KHK olarak beni işten çıkardılar.
yenidünya: İşten çıkarıldıktan sonraki süreci anlatır mısınız? Verdiğiniz mücadelenin yansıması oldu mu?
Tarık Yüce: 29 Ağustos tarihinde itibaren TBMM’de oluşan muhalefet vekillerinin de içinde olduğu mağduriyet komisyonuna Enerji-Sen Sendikası üzerinden bildirim yaptık. Muhalefet vekilleri de ilgileneceklerini, çözmek için uğraşacaklarını belirttiler.
7 Eylül günü 36 OHAL KHK ile işten çıkış yapıldıktan sonra Enerji-Sen olarak böyle bir gerekçe ile işten çıkartmanın hem haksız, hem hakaret olduğunu belirten açıklama yaptık. Bunun üzerine ÇE-KA şirketi, SGK çıkış kodunu 4 yani patronun haklı bir sebep göstermeden iş akdini feshetmesi olarak değiştirdi.
DİSK genel başkanı Kani Beko açıklama yaptı. Avrupa Kamu Hizmetleri Sendikaları Konfederasyonu EPSU, İSKİ genel müdürüne mektup yazdı. Enerji-Sen olarak iki defa İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması yaptık. Bu basın açıklamalarına CHP büyükşehir meclis üyeleri, DİSK genel sekreteri Arzu Çerkezoğlu, DİSK yönetim kurulu üyesi Kanber Saygılı, DİSK Nakliyat İş Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, DİSK Sine-Sen başkanı Zafer Ayden, DİSK Dev Sağlık İş üyeleri, DİSK Basın İş üyeleri, Tüm Emek Sen yöneticileri de katıldı. Ayrıca TKP 1920, Haziran Hareketi ve Halkevleri de destek verdi.
yenidünya: İşe iade davası açtınız mı?
Tarık Yüce: İşe iade davası açılması için son günümüz 6 Ekim, bu tarihe kadar açmış oluruz.
yenidünya: Bundan sonra nasıl bir yol izleyeceksiniz?
Tarık Yüce: Bundan sonrası için mücadeleyi sadece mahkeme ile sınırlı tutmayı düşünmüyoruz. Bu haksız hukuksuz uygulamaya karşı İSKİ’deki işime geri dönmek için yasal ve meşru olan bütün yolları kullanacağım. Mutlaka işime geri döneceğim.
yenidünya: Son olarak neler söylemek istersiniz?
Tarık Yüce: Ben DİSK Enerji-Sen sendikasının işçi sağlığı ve iş güvenliği sekreteriyim. 15 Temmuz günü Amerika’nın Türkiye’yi işgal etme ve esir alma girişiminde Amerika’nın vurucu gücü olarak vatan hainliği yapan gerici şoven işbirlikçi düşünceleri ile cumhuriyet ilkelerinin düşmanı olan devletin kadrolarına ve diğer işyerlerine hak eden insanların yerine haksız bir şekilde yerleşip emek hırsızlığı yapan FETÖ çetesiyle mücadele benim için olumludur. Fakat burada bazı yetkililer kurnazlık yapıp ilerici işçileri, memurları ve akademisyenleri de işyerlerinden mesleklerinden uzaklaştırmaya çalışıyor.
İşin şirazesi kayınca da at izi it izine karıştı, bazı hatalar oldu düzeltilecek diyor. Elbette düzeltecekler ama şunu da ben düzelteyim çok yerde söyledim söylemeye de devam edeceğim bizim kurumlarımızda it izi olmaz. DİSK’te itlerin değil, yiğitlerin izi olur. Abdullah Baştürk’ün Kemal Nebioğlu’nun, Rıza Kuas’ın, İbrahim Güzelce’nin, Kemal Türkler’in izi olur. Grev kanununu çıkartan Kavel direnişçilerinin, sendikalar kanunu ile zayıflatılmak istenen DİSK’e sahip çıkan ve yasayı çöpe attıran 15-16 Haziran Direnişini yapan işçilerin izi olur. Eğer it izi arıyorlarsa başka kapıya bakacaklar. Kusura bakmasınlar it izinin nerede olduğunu benden iyi bilirler. Onu da ben söylemeyeyim.
Son olarak da şunu söylemek istiyorum. İSKİ yönetimi benden özür bekliyormuş. Ben bu özrü dilemem. İşçi sağlığı, iş güvenliği mücadelesinin bedelini belki ben işimden olarak ödeyeceğim ama bu bedeli canıyla ödeyen 18 bin işçi kardeşimiz için, zorla kandırılarak elektrik direğine çıkarılan orada elektrik akımına kapılıp hayatını kaybeden Erkan Keleş kardeşimiz için, Bedaş’ta özelleştirme sürecinde işten atıldığı için SGK’sı kesilen bu yüzden, o günkü fiyatı 70 lira olan ilacı alamayıp sara krizinde hayatında kaybeden üyemiz Murat Göçmen kardeşimiz için, Göktürk’te arıza alanında hiçbir önlem alınmayıp yine kandırılarak arıza alanına sokulan orada elektrik akımına kapılıp hayatını kaybeden üyemiz Deniz İçli kardeşimiz için ben bu mücadeleye devam edeceğim.