İktidarın Kürt halkına karşı ilan ettiği savaş adım adım diğer ezilenleri ve emekçileri kapsayarak genişliyor. Halkın doğasının, toprağının talan edilerek sermayeye peşkeş çekilmesini Artvin Cerattepe'de gördük. Bugün meclisin gündemindeki "kiralık işçilik" ve "Özel İstihdam Büroları" (ÖİB) ile ilgili yasa tasarısı -kıdem tazminatının ve kamu emekçilerinin iş güvencesinin gasbı da sırada- emekçilerin kazanılmış haklarına yönelik stratejik saldırıdır ki bu saldırılar emekçilere yönelik savaş ilanıdır.
KÖLELİK YASASININ KAPSAMI
AKP iktidarı 'İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı' ile patronların bu dünyada cennete bir kapı daha açarken işçilere ise cehennemimin koşullarını hazırlamaktadır.
Yasa tasarısı ile esnek ve kuralsız çalışmada sınır tanınmıyor, neoliberal programın en önemli adımlarından birini atıyor. İşçinin sosyal ve sigorta haklarını tasfiye ederek; iş güvencesini, kıdem ve ihbar tazminatını gasp ederek; sendika ve toplu sözleşme hakkını ortadan kaldırarak en düşük ücretle çalışmayı dayatarak, gerçekte emeklilik ve malulen emeklilik hakkına son vererek, iş güvenliğini ortadan kaldırarak; iş kazalarına, iş cinayetlerine ve meslek hastalıklarına yeni kapılar açarak, Soma'dan daha büyük katliamların yaşanmasına davetiye çıkarmaktadır. Sabit bir işyerinde çalışma olanaklarını ortadan kaldırarak, nerede, hangi kentte ve hangi bölgede iş varsa oraya sürülecektir. Tıpkı mevsimlik tarım işçilerinin nerede iş varsa oraya göç etmesi gibi, kapsamı genişleyerek kural haline getiriliyor. Diğer taraftan işçi çıkarmanın önündeki engeller kaldırılıyor. Taşeronda çalışma ortadan kaldırılmıyor onun da altında bir çalışma düzeni inşa ediliyor.
Bu yasa tasarısıyla sendikaların altı oyuluyor. Adım adım sendikal düzen tasfiye edilerek sendikaların kapısına kilit vurulmakta. Klasik anlamda bir işçi-işveren ilişkisi olmadığı için sendikalar kiralık işçileri örgütleyemeyecek ve toplu pazarlık yapamayacak.
UCUZ İŞ GÜCÜ CENNETİNDE YENİ BİR ADIM
Patronlar, işçiler karşısında birçok yükümlülükten kurtuluyor. Kıdem ve ihbar tazminatı ödemeyecekler. İşçilerle sendikaları vasıtasıyla toplu pazarlık yapma derdinden kurtulacaklar. İşçileri en alt düzeyde ücretle çalıştıracak ve işçiler karşısında yasalardan kaynaklı yükümlülüğü minimum düzeye inecektir. İşyerlerinde daimi işçi çalıştırmayacak, taşeronlar yoluyla 4 aylık sözleşmelerle (bir taşeronda peş peşe azami 12 ay) kiralık işçiyi sürekli çalıştırabilecektir. İşyerlerinde sendikalı, sigortalı devamlı çalışan işçileri adım adım işten çıkararak yerlerini kiralık işçilerle dolduracaktır. Kalifiye elemanı da kiralık işçi olarak OİB'den temin edecektir. Bir iki basit hileyle bir işyerinde işçilerin tamamına yakını kiralık işçi olarak çalıştırılması mümkündür. İşyerlerindeki grev, direniş ve başka eylemleri kiralık işçiler vasıtasıyla kırması daha olanaklı hale gelecektir. İşverenler istediği kadar kiralık işçi çalıştırabilecektir (bazı engeller varsa da bunlar sadece kâğıt üstündedir.) Ve bunlar işverenin değil OİB'nin işçileri oldukları için herhangi bir yükümlülük altına girmeyecektir. Taşeronlar da kiralık işçi çalıştırabilecektir. Böylece bir fabrikada hem asıl işveren hem de taşeronlar kiralık işçi çalıştırarak bu sayının kısa sürede sürekli çalışan işçilerden fazla hale gelmesi mümkündür. İktidar patronlara dikensiz gül bahçesi yaratıyor, onları ihya ediyor.
İKTİDAR YENİ ZENGİNLER OLUŞTURACAK
AKP iktidarı bu tasarıyla yeni zenginler yaratacaktır. Bu yeni zenginler OİB adıyla kurumlaşan simsarlardır. Bu işi simsarlar daha önceden -hatta şimdi de- yasal olmayan yollarla yaparken, tasarıyla simsarlık istisna olmaktan çıkıp kural, yasal olmayan durumdan çıkıp yasal hale gelecektir. Kiralık işçi, işyerinde çalıştığı süre işverenden değil simsardan ücret alacak, çalışmadığı sürede herhangi bir ücret almayacaktır. OİB, hem işçi vereceği patrondan hizmet bedeli alacak hem de yasal olmamasına rağmen kiralık işçiden iki taraftan hizmet bedeli alabilecektir. Kalifiye, profesyonel, uzman elemanda ise yasal olarak hizmet bedeli alacaktır. OİB ile işverenler arasında yapılabilecek özel anlaşmalarla kiralık işçinin ücretinin asgari ücretin de altına çekilmesi mümkündür. Kiralık işçinin yasal olarak herhangi bir güvencesi, yaptırım olanağı olmadığı için duruma razı olacaktır. Bir dizi yolla simsar, yani OİB kısa sürede zenginleşecektir.
AKP iktidarı, bu tasarıyla uluslararası tekeller ve işbirlikçi sermaye için en ucuz işgücünü oluşturarak yeni yatırım alanları açacaktır. Yabancı sermayenin Türkiye'ye çekilebilmesi devletin de vergiler yoluyla gelirlerinin artması anlamına gelecektir. Keza, kayıt dışı üretimin önemli bir bölümünün kayıt altına alınması bu yolla hedeflenmektedir. Ancak tasarı sermaye ve iktidara çok büyük ekonomik olanaklar sağlasa da başka olanakların önemi küçümsenemez.
SALDIRI İDEOLOJİK VE POLİTİK İÇERİKTEDİR
Sermaye ve iktidar tarafından işçi sınıfına yöneltilen bu saldırı, ideolojik ve politik bir içerik taşımaktadır. İşçi sınıfı üzerinde tahrip edici gücü fazladır. Yüzyıla yakın zamandaki kazanımlara göz dikmiştir. Beraberinde TİS, grev hakkı elinden alınarak, sermaye ve iktidar karşısında savunmasız ve yaptırım gücü zayıflamış olacaktır. Üretim süreci daha fazla parçalanarak, işçilerin birlikte hareketi, örgütlenebilmesi engellenecektir. Bu durum, kiralık işçiyi kölelik koşullarına mahkum edecek, elindeki savunma silahlarını da ortadan kaldıracaktır.
Kölelik işçi yasası tasarısı meclise gelmek üzeredir. Bugüne kadar işçi sınıfının çeşitli bölükleri tarafından sokakta yer yer mücadele konusu yapıldı. Ancak bu mücadelenin düzeyi tasarıyı geri çektirmekten uzaktır. Bu tasarı, işçi sınıfının örgütlü, örgütsüz tüm bölüklerini ilgilendirmektedir.
İşyerlerinden başlayarak aydınlatma ve örgütlenmeler için hazırlık yapmadan, sokaklarda, meydanlarda, fabrikalarda ve işyerlerinde eylemlere dönüştürmeden, genel grev ve direnişi hedeflenmeden yol alınamaz. Hızla alttan üste doğru önemli baskılar örgütleyerek; öncü işçiler, sendika şube yönetimleri, ileri sendika merkezleri, sendika ve konfederasyon genel merkezlerini açık eylem kararları almaya zorlayabilirler. Yerelde emek platformları yoluyla ittifaklar ve eylem kararlarıyla sermayenin ve iktidarın saldırılarına hazırlık yapılarak mücadele yürütülebilir.
DİSK'in, yasa tasarısının meclise gelmesi durumunda 2 günlük grev kararı vardır. Kamu emekçilerine yönelik saldırılarla, 657 sayılı yasada yapılacak değişikliklerle birleştirilerek genel grev ve direnişe dönüştürülebilir.
Sermaye ve faşizmin saldırılarına karşı daha büyük mücadelelere hazırlanmak elzemdir.