Kuzey Ormanları Savunması (KOS) ve İstanbul Kent Savunması’nın (İKS) İstanbul’u yağmalayan mega projelere karşı başlattıkları “İstanbul’a nefes ol” kampanyası 3 Temmuz’da yapılan basın toplantısıyla duyuruldu. Kampanya boyunca eylemler ve etkinlikler düzenleyecek olan yaşam savunucuları imza stantlarıyla kampanyayı İstanbul’un tüm mahallelerine yaymayı hedefliyor. Kampanyanın ilk imza standı 5 Temmuz’da Tünel’den Galatasaray Meydanı’na yapılacak yürüyüşle açılacak.
Beyoğlu Sineması’nda yapılan basın açıklamasında KOS adına konuşan Selma Kanbur, “İstanbul için birleşme vaktidir. İstanbul için seferberlik vaktidir. Kadim şehrin can varlığı, hafızası, gönenci için ses yükseltmek, harekete geçmek vaktidir. Aklı paranın yeşiliyle, vicdanın betonun grisiyle helak karanlık karakterlerin istilasını, her parçasından söküp atmaya söz verdiğimiz bedenimizdir, ruhumuzdur” diyerek Kuzey Ormanları Savunması’nın bildirgesini hayata geçirmek ve bu mücadelenin başarılı olması için savaşacaklarını belirtti.
“İstanbul’a Nefes Ol”
Yaşam savunucuları sermaye ve iktidarın kenti ve yaşam alanlarını yok etmek için kurduğu ortaklığa karşı ağaç ağaç, sokak sokak İstanbul’u koruyacaklarını ilan ederek mücadelelerinde “vites” yükselttiklerini belirtti. “İstanbul’a Nefes Ol” adını koydukları kampanyalarının 3 Temmuz itibariyle başlamış olduğunu duyuran yaşam savunucuları herkesi 5 Temmuz’daki standa destek vermeye çağırdı.
Topbaş kendi planına dahi uymuyor
Kadir Topbaş’ın 2009 İstanbul Çevre Düzeni Planı tartışılırken yaptığı “Kendin yaşam destek sistemlerinin yok olma sürecinde olması nedeniyle, İstanbul’un sahip olduğu su havzaları ve orman alanları başta olmak üzere, Karadeniz sahillerine paralel olarak uzanan kuzey eksenindeki ekolojik değerler, risk oluşturacak ekonomik girişimlere kapatılmıştır” konuşması hatırlatılarak Topbaş’ın kendi onayladığı çevre düzeni planına dahi uymadığı söylendi. İstanbul’u “mega” projeler denilen yağma ve talan projeleriyle katledildiğini belirten yaşam savunucuları bu katil projeleri durduracaklarını ilan etti.
‘Köyleri köylünün başına yıkıyorsunuz’
Basın açıklamasında Erdoğan’ın 27 Nisan 1995’teki “Boğaza 3. köprü olayı intihardır, bu bir cinayettir! Kuzey bölgemizde kalan yeşil alanların imara açılarak katledilmesinden başka bir şey değildir” sözü de hatırlatıldı. Ercan Sıkdokur, Erdoğan’ın ve AKP’nin ikiyüzlülüğüne vurgu yaparak “Gün döndü ve gerçek yüzleri ortaya çıktı. Şimdi 3.köprü projesini durduran kararları uygulamıyor, 3. havalimanı projesiyle köyleri köylünün başına yıkıyorsunuz. Dün risk deyip kapattığınız girişimleri, bugün fuar fuar dolaşıp tüm dünyaya pazarlamaya çalışıyorsunuz” dedi.
Kuzey Ormanları Savunması’ndan çağrı: Kuzey Ormanları direniyor
Basın açıklamasının ardından İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Botaniği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ünal Akkemik gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Akkemik, “Mahalle mahalle, sokak sokak katil projeleri durdurmak için oluşturacağımız Kuzey imza masalarıyla katil projelerin ne olduğunu meydanlarda anlatacağız. Mega projeleriyle olası iş cinayetlerinin takipçisi olacağız” diyerek Kuzey Ormanları Savunması’nın sahipsiz kalmayacağını dile getirdi.
Basın açıklaması yapıldığı sırada yaşam savunucuları İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasına çıkarak: “Katil mega projeleri durdur, 250 milyon ağacı Kuzey Ormanları’nı savun, İstanbul’a nefes ol!” pankartı açtı. Kuzey Ormanları Savunması’ndan pankartı açan iki kişi bina içerisinde alıkoyulduktan sonra gözaltına alındılar.
Basın açıklaması metni:
İstanbul için birleşmek vaktidir. İstanbul için seferberlik vaktidir. Kadim şehrin can varlığı, hafızası, gönenci için ses yükseltmek, harekete geçmek vaktidir. Bu şehir bizim yuvamızdır, yaşam anlatımızdır, sevdalımızdır. Aklı paranın yeşiliyle, vicdanı betonun grisiyle helak olmuş karanlık karakterlerin istilasını, her bir parçasından söküp atmaya söz verdiğimiz bedenimizdir, ruhumuzdur.
Yaşam savunucuları olarak bizler, şimdiye kadar sürdürdüğümüz mücadelede vites yükseltiyor, “İstanbul’a Nefes Ol” adını koyduğumuz kampanyamızı bugün itibariyle ilan ediyoruz. Sermaye ve iktidar ortaklığının yok etmeye ant içtiği İstanbul’u; ilan ediyoruz: ağaç ağaç, sokak sokak koruyacak, savunacağız!
Görülmedik bir fütursuzlukla saldırdıkları İstanbul’un Kuzey Ormanları, bu şehirde yaşayan on altı milyondan fazla insanın, parçalanmamış yapısıyla can verdiği yaban hayatın, binlerce yıllık göç yollarının kritik bir noktası olarak kollarını açtığı gökyüzünün yurttaşı bin bir çeşit kuşun, endemik bitkilerin yuvası, bu topraklarda hayatın sürmesinin ana koşulu olduğu için, tarih boyunca İstanbul’a yolu düşmüş, yüzü değmiş tüm insanların bellek zemini. Ve adına “mega” diyerek pazarladıkları insanın ve doğa bütünlüğünün katili projelere karşı direniyor. Direniyor, çünkü bu projelerin tamamlanması demek, İstanbul’un canlılığına kilit vurulması demek. Şehrin yağmur ve oksijen kaynağı Kuzey Ormanları’nın parçalanması demek. Su kaynaklarımızın kirletilmesi, Terkos ve Sazlıdere Baraj Gölleri’nin kaynaklarının hızlıca kurutulması, sebep olanların bize utanmadan “kuraklıktan ötürü suyu idareli kullanın” diyerek parmak sallayacağı günlerin davetiyesi demek. Karacaların, yaban domuzlarının, mandaların, yer yediuyurlarının, sincapların, karıncaların, kaplumbağaların, leyleklerin, şah kartalların, balıkların yaşam haklarının yok edilmesi demek. Köylünün geçim kaynağından mahrum edilerek kente göçe mecbur edilmesi, projelerle oluşacak ısı adalarının iklimini mahvettiği kentte kentliyle birlikte kavrulması demek!
Katil projeler sadece Kuzey Ormanları’nın değil, şehrin kadim sakinleri sokak hayvanlarının da sonunu hazırlıyor. En yeni üyeleri hayvan toplama kamplarıyla, hayvan barınaklarında şimdiye kadar gerçekleştirdiği kıyımlardan hiç ders almayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kısırkaya ve Pendik’te toplamda 40 binden fazla kedi köpeği tıkacağı toplama kampları inşa ediyor. Kısırkaya’da Kuzey Ormanları hattında tamamlanan, Pendik’te ise Ömerli Su Havzası koruma bantları üzerine inşa edilmesi planlanan bu kamplar, her zaman olduğu üzere mevzuata da aykırı, İstanbul’un ekolojik alanlarının tahribinin bir diğer adımı. Katil projelerin tamamlanması, kentin hayvanlarının da imhası, kentsel dönüşümle şehrin “nezihleştirilmesi” sürecinin yeni mağdurlarının da görünmez kılınması demek!
Bu yıkım senaryosunun failleri var elbet ve ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar: “Kentin yaşam destek sistemlerinin yok olma sürecinde olması nedeniyle, İstanbul’un sahip olduğu su havzaları ve orman alanları başta olmak üzere, Karadeniz sahillerine paralel olarak uzanan kuzey eksenindeki ekolojik değerler, risk oluşturacak ekonomik girişimlere kapatılmıştır”. Kadir Topbaş, 2009 İstanbul Çevre Düzeni Planı.
“Boğaza 3. Köprü olayı intihardır, bu bir cinayettir! Kuzey bölgemizde kalan yeşil alanların imara açılarak katledilmesinden başka bir şey değildir.” (Recep Tayyip Erdoğan, 27 Nisan 1995). Gün döndü ve gerçek yüzler ortaya çıktı. Şimdi 3. köprü projesini durduran kararları uygulamıyor, 3. havalimanı projesiyle köyleri köylünün başına yıkıyorsunuz. Dün risk deyip önünü kapattığınız girişimleri, bugün fuar fuar dolaşıp tüm dünyaya satmaya çalışıyorsunuz!
Göz göre göre soyundukları bu yeryüzü cinayetinde yalnız da değiller; yıllardır verdikleri ihalelerle semiren, suçlarını yargılamadıkları, sermayelerinin oyun kurucusu oldukları, Hasankeyf’i, Yırca’yı, Arhavi’yi, Çanakkale’yi, Ağva’yı, Perisuyu’nu, Taksim Meydanı’nı yıkım sahneleri belirleyen holdingler de bu katlin suç ortaklarıdır. Cengizler’i, Özdemirler’i, Kalyonlar’ı, Çeçenler’i, Günallar’ı, Koloğlular’ı, Kalyoncular’ı kendi çocuklarının da yaşam hakkına saldırarak bu memleketin utanç kaynağı dağarcığında şimdiden yerlerini almışlardır.
Gün yaşamı savunmanın günüdür. Gün Kuzey Ormanları’na su havzalarına, meralara, göl ve göletlere; insanoğlunun ve yaşam yoldaşı hayvanların, yaban hayatın yuvasına göz dikenlerin karşısına dikilme günüdür. Kuzey Ormanları Savunması ve İstanbul Kent Savunması, doğanın kendini onarma gücünü, yurttaşın; kentini yaşanabilir tutma iradesini kuşanmış, artık daha fazla sokakta, karanlık kararların verildiği pazarlık sofralarını daha fazla takiptedir. Özgür yargıya inanan hukukçuların, sorumluluk sahibi bilim insanlarının, keyfiyeti denetleyerek kenti koruyan meslek uzmanlarının, insanca bir yaşamın önündeki ceberut devleti hizaya sokan basın emekçilerinin daha da fazla yanında, tertemiz emeğiyle yaşayan emekçilerin dizinin dibinde, alnının terindedir. Hafriyat kamyonlarınızın hemen önünde, iş cinayetlerinde yargılandığınız sanık sandalyesinin hemen arkasındayız. Tahrip etmeye çalıştığınız ekosistemin yüreğinde, inşaat şantiyeleriniz ta içlerindeyiz. Yayacağız hakikatı daha da fazla; raporlarımızla, belgelerimizle, haberlerimizle, fotoğraflarımız ve görsellerimizle. Sokakta sloganımızla, elimizde ağaçları kardeş ilan ettiğimiz çaputlarımızla, şehri donatacağımız imza masalarımızla, ülke içinde ve ülke dışında yaşamın düşmanlarını köşeye sıkıştıran tüm baskı gruplarıyla kurduğumuz dirsek temasıyla. Kapı kapı, sokak sokak birleşecek, mahalle mahalle, şehir şehir çoğalıp sonbaharda yaşamı savunan irademizin belgesi imzalarımızla Ankara’da olacağız!
Daha fazla yalan sıralamayın. “Orada orman yok, fundalık onlar” demeyin, en az 250 milyonu var, biliyoruz. “Maden çukurlarına su dolmuş” demeyin, kuruttuğunuz Kulakçayır Gölü 953 bin metrekareydi. Büyük ve güçlü ülke yalanını, güçlü ekonomi palavrasını kesin, DHMİ’niz 2009-2013 arasında 1 milyar 327 milyon lira zarar etti. Yıkımı insanlara kalkınma diye satmaya çalışmayın. Gökte 17 tür kuş dolaşıyor demeyin ölüm akdi ÇED raporunuzda. Sadece Belgrat Ormanı’nda 160’tır. Daha fazla yalan sıralamayın. İstanbul halkı cinayet projelerini durdurmanız için sizi bir kere daha uyarıyor.
Doğa sizden büyüktür, engindir. Kendini iyileştirir. Göğsüne kazık sapladığınız Kuzey Ormanları kendini onarır. Yaban domuzları yeniden yuvalarına kapanır. Sizler tarihin en karanlık kayıtlarında yerinizi alırken, İstanbul’un köylüsü köyüne döner, 3 asırlık meşe ağaçlarının altında çocuğunu büyütür. Sizler baş önde yargılanırken, Gümüşdere’de fasulye boy verir. Yeryüzü, Çernobil faciasından sonra bile toparlıyor kendini; tıraşladığınız orman daha gür gelir.
Tüm yaşam savunucularına çağrımızdır. Hiçbir şey için geç değil. Asıl şimdi başlıyoruz. 5 Temmuz Pazar günü, kampanyamızın ilk eylemi için yine sokaktayız; saat 17:00’da Tünel’de buluşuyor, mücadelemizin yeni sayfasını coşkuyla açıyoruz. Kuzey Ormanları direniyor. İstanbul direniyor. Şimdi ağıt yakma değil, katil projeleri durdurma, İstanbul’a nefes olma zamanı!