Soma’nın seçimi (1): Soma’da AKP neden birinci parti oldu? – Özgür Ersoy

Soma 13 Mayıs 2014 maden faciasından itibaren bütün gözlerin üzerine çevrildiği, özellikle toplumsal muhalefetin dikkatle izlediği bir ilçe oldu. Ülke tarihinde yaşanmış en büyük faciada 301 madencimizin yaşamını yitirmesi birçok kesimi harekete geçirdi. Facianın göz göre göre yaşanmış olması ve boyutu toplumsal duyarlılığı artırdı. İlk aylardan sonra her ne kadar “duyarlılık” azalmaya başlasa da bir yıl boyunca kimileri gelip giderek kimileri bulundukları ilde dayanışmayı örgütleyerek elinden geldiğince Soma’nın ve madencinin “fıtratını” değiştirmeye çalıştı.

Facianın yıldönümü ve seçimlerin yaklaşması tekrar gözlerin Soma’ya çevrilmesine sebep oldu. Seçim sonuçlarına göre AKP birinci parti konumunu korudu. Ve herkes Soma’yı seçim sonuçları üzerinden tartışmaya, daha doğrusu yargılamaya başladı. Bu sonuçlar “akıldışıydı” ya da Somalılar “akıllanmamıştı”! Toplumsal duyarlılığımız karşılık bulmamıştı ve duyarlılık kör tepkiye, aslında klasiktir, “suçu Somalıya atmaya” dönüştü. Sonuçta 301 madencinin katledildiği, ilçenin bütün dokusunun bozulduğu, esnafından köylüsüne herkesin etkilendiği böyle bir facia sonucunda nasıl olurda AKP yine birinci parti olurdu?

Eğer bu soruya Soma’nın bir yılını/tarihini yok sayarak ve Türkiye’nin genel durumundan soyutlayarak cevap verirseniz bazılarının yaptığı gibi suçu Somalılara yani madenciye yükler kendinizce sorumluyu bulup kestirip atabilirsiniz. Ama kendinizi ne olursa olsun kurtaramazsınız!

Eğer tamamen matematiksel olarak seçim sonuçlarına bakarsanız AKP’nin iktidara geldiğinden beri Soma’da ilk defa oy kaybettiğini görürsünüz. 2011 seçimlerine göre yaklaşık 8.000 oy düşüşü yaşadığını, oy oranları açısından ise %39’la 2002 seçimlerinde aldığı orana geri döndüğünü tespit edebilirsiniz.

Ama gene de birinci parti olmamalıydı diyorsanız ne yazık ki “mevcut koşullarda” başka bir ihtimal yok denecek kadar azdı. Soma’da 80 sonrası yapılan bütün seçimlerde sağ oylar yaklaşık % 60-70 bandındadır ve AKP’li yıllarda da bu oranda bir değişiklik yaşanmamıştır. AKP iktidarı döneminde sağ oyların toplamına bakıldığında 2002, 2007, 2011 ve 2015 yıllarında sırasıyla 38-43-44 ve 47 bin civarındadır. Soma’da solun, sosyal demokratların 1. parti çıktığı dönemler sadece sağda parçalanmanın yaşandığı ya da sağ adayların “soldan” gösterildiği dönemlerdir.

Yani memleketin hali neyse Soma’nın hali de odur. Ülke çapında HDP’nin başarısıyla AKP her ne kadar seçimlerde geriletildiyse de Kürt olmayan yoksulların ve işçilerin genel olarak sağ ideoloji ve AKP ile kurdukları bağda kayda değer bir kırılma yaşanmamıştır.

Bu açıdan bakıldığında sanki bütün yoksul ve işçi kentlerinde “sol” birinci parti çıkmış gibi Soma’ya yüklenmek ya da yorumlamak doğru değildir. Asıl odaklanılması gereken bu bağın nereden ve nasıl kırılacağıdır.

Soma’da madencinin gerçeği

“Akrabanızı ya da arkadaşınızı madende kaybetmiş olacaksınız ve her gün saatlerce yerin altında kalacağınızı ve belki kendinizin de çıkamayacağınızı, iş güvenliği tedbirleri için harcanacak paraların sizin canınızdan daha değerli olduğunu bilerek her türlü ilişkinizi zorlayarak varsa hemşeri derneğiniz, köylünüz ya da siyasilerle ilişkiniz, madene ineceksiniz.”

Seçim zamanlarıysa miting alanlarına götürüleceksiniz gitmek istemezseniz işten atılmakla yevmiyenizin kesilmesiyle tehdit edileceksiniz ya da iktidar partisinin oyları düşerse çalıştığınız şirket sizi kapı önüne koymakla tehdit edecek ve yıllık kapasitesi 2 milyon ton olan madenden 6 milyon ton kömür çıkartacaksınız… İşte size anormal ya da akıldışı gelecek olan sahici “hayat”. İşte Soma’da madencinin gerçeği!

Bu gerçek tablo aslında bir sonuç. Bu ülkede 1980 sonrası uygulanan politikalarla özelleştirme, taşeronlaştırma uygulamalarıyla oluşturulan “daha fazla kar için düşük maliyet ve ucuz işgücü” esasına dayanan, emeği değersizleştiren neoliberal sistemin doğal sonucu.

Ve bu sonuçtan kendinizi kurtaramazsınız…  Kurtaramazsınız çünkü facianın yaşandığı maden ocağından kurtulurken “Abi baretimi de bulun lütfen yoksa maaşımdan kesilir” diyen madencinin içerisinde bulunduğu “çaresizlikten” olduğu gibi, bu yazının yazıldığı saatlerde İzmir’deki Grup Yorum konserinden dönen maden işçisi bir arkadaşımın arayarak; “Ya bizim marşımızı çalmadılar, acaba seçimden kaynaklı bunlar da mı Soma’ya kızdı” demesinden hepimiz sorumluyuz…

Devam edecek…

* Özgür Ersoy
Halkevleri Soma Madenci Evi