"İş güvenliği de iş cinayetleri de politik tercih" - Hürriyet Demirhan ile söyleşi

Yazı dizimizin ikinci bölümünde ilk olarak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nden Murat Çakır’ın görüşlerine yer vermiştik. İkinci olarak ise Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şube Sekreteri Hürriyet Demirhan ile devam ediyoruz. Hürriyet Demirhan iş güvenliği politikalarını politik tercihlerle ilgili olduğunu ve yeni paketin sermayenin istekleri doğrultusunda belirlendiğini ifade ediyor.

Hükümetin son çıkarttığı iş güvenliği paketini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce hükümet tepkileri geçiştirmek için mi bu paketi çıkarttı?

Hürriyet Demirhan: İşçi sağlığı ve iş güvenliği politik bir tercihtir. Bu politik tercihin sonucunda oluşan iş cinayetleri de siyasi iktidarın tercihidir. Yeni olduğu söylenen pakette egemen güçlerin isteklerine uygun ve ihtiyaçlarını karşılamak için çıkarılmıştır. Devlette rödovansın tekrar onaylanması, desteklenmesi ve sürelerin arttırılması, özel sigortalar, lafta kalan artacak cezalar, denetimleri özel sektöre aktarma çabaları, asıl sorumluların daha da gizlenmesi, taşeronlaşma uygulamasının yaygınlaşması, ölüm üzerinden işverene prim verilmesi. Emek güçlerinin tepkisi bence yetersizdir. Cinayetlerin yaşandığı yerellerde bile iktidarı zorlayacak sınıfsal tepkiler örgütsüzlük nedeni ile gösterilememiştir. Düşüne biliyor musunuz, ülkenin en fazla ölümlü katliamı gerçekleşiyor, işçilerin en yoğun örgütlendiği sendika işverenin mal varlığının serbest bırakılması için işçileri eylem yapmaya yönlendirmeye cesaret edebiliyor.

“SERTİFİKALANDIRMA İŞÇİ SINIFINI BÖLME AMACI TAŞIYOR”

Pakette yer alan kimi maddeler daha önce bulunuyordu. Daha önceki AKP dönemlerinde de mesleki yeterlilik eğitim belgesi gibi belgelerin alımını karmakarışık hale getirmişti. Bunun nedeni nedir, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mesleki yeterlilik eğitim belgesi emekçilerin yeni karşılaştığı bir uygulama değil. Emekçileri sömürmek için yaratılan yeni bir sömürü ve kazanç sağlama kapısı. Ayrıca sertifikalandırma aracılığı ile sınıfı bölme ve sorumluluktan kurtulma çabası. Belgelendirme önce yetkinlik adı altında mühendislerde başlatıldı, sıra işçi sınıfında. Bence doğru olan her işyerinin özelliklerine bağlı olarak işverenin parasal sorumluluğunda meslek örgütleri tarafından eğitim verilmesi.

“İŞ GÜVENLİĞİ TAŞERONLAŞTIRILDI”

İş cinayetlerinde işverenlerin değil, uzmanların cezalandırıldığı, günah keçisi ilan edildiğini görüyoruz. Mesela Torunlar olayında olduğu gibi suçlu 'asansör' olabiliyor. İşverenin cinayetteki aktif sorumluluğu pasifize edilmeye çalışıyor. Bunun önü nasıl alınabilir?

Uygulamalarda maalesef böyle oluyor. Aslında iş yerlerinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasından yasal olarak işverenler sorumlu. İşlenen cinayetlerin sonucunda para cezası dışında, ceza alan işveren var mı? Bilemiyorum! İş güvenliği uzmanları işverenlerin ceza almaması için oluşturulan bir kurum haline dönüştü kısa zamanda, OSGB adı altında taşeronlaştı, iş yerlerine yabancılaştı. Mantık "bedelini öder ve öldürürüm, maliyetime eklediğimden kazancımı da etkilemez" diye düşünülüyor. Bu nasıl önlenir, aslında çok zor değil. Meslek örgütleri üyelerinin çalışma yaşamını denetleyebilir. Çok zor olduğu düşünülüyor ama uygun örgütlenme ve yasal desteklerle ile bana mümkün görünüyor.

“İŞ GÜVENLİĞİ ÜRETİMİ ARTTIRIR”

Madenler en fazla iş cinayetinin yaşandığı sektörlerden. Her sene onlarca maden işçisi hayatını kaybediyor. Bu sene Soma, Ermenek yaşandı. Sektörünüzde iş cinayetlerini engellemek için neler yapılması gerekiyor. Esas olarak sektörün zorlukları neler? İş güvenliği önlemlerinin alınması işverenin iddia ettiği gibi üretimi azaltır mı?

Madenlerde iş cinayetlerinin önlenmesi için alınacak önlemler Maden Mühendisleri Odası tarafından uzun uzun açıklandı. Bence en önemli faktör özelleştirme, taşeronlaşma ve rödovans vb. yöntemlerle üretimin sadece artı değer üretmek için yapılması, bu da normal aslında değil mi? Kapitalizmin doğası gereği diyoruz, atladığımız nokta; kapitalizmin işçileri sömürerek artı değer oluşturacağı. Bizde ise egemen güçler işçilerin öldürülmesine izin veriyor, bu durumda artı gelir yok ediliyor. Bunu sadece vahşi kapitalizm diye açıklamak bana yeterli gelmiyor.

Sorunuzun ikinci kısmı için çok farklı düşünüyorum. İş güvenliği önlemlerinin alınması ve arttırılması kesinlikle üretimi ve işverenin gelirlerini arttırır. Artırılması diyorum özellikle, her işyerinin özel durumuna göre yeniden planlanması. Mühendislerin görevlerinden biri, en önemlilerinden biridir bu yaklaşım.

“TOPLUMSAL MUHALEFET ÖRGÜTLENMELİ”

Önerilerinizi gerçekleştirmek için nasıl bir yol izlemek gerekiyor? Bu konuda söyleyecekleriniz nelerdir?

Ülkemizin ekonomik siyasi yapısı içerisinde yapılabilecekler sınırlı ama aynı zamanda gerekli de. Her şeyden önce emek güçleri iş cinayetlerine karşı daha güçlü bir toplumsal muhalefet örgütlemeli. Tepkilerimiz sadece ölümlerle birlikte artmamalı. Çalışma yaşamının denetlenmesi konusunda meslek örgütleri, sendikalar, sivil toplum örgütleri aktif yer almalı, bunun için gerekli yasaların çıkarılması için mücadele edilmeli.

Son olarak işçi sınıfına bir mesajınız-çağrınız var mı?

Üretimden gelen güç örgütsüz olunduğu zaman pek bir anlam ifade etmiyor. Bu örgütlerde de emekçiler yönetimde olmaz ise yine sonuç alınamıyor. Yaşamın her alanında olduğu gibi sendikalarda da emekçiler yönetim için mücadele etmeli. Sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri, sendikalar sadece ekonomik, akademik vb mücadelelerle kendin, sınırlandırmamalı, siyasi mücadelede de aktif olarak yer almalıdır.