Son dönemde medyada yer alan turizm işçilerine dönük şiddet haberleri dikkat çekiyor. Çeşme Pi Cafe'de dövülen, işkenceye maruz bırakılan, vücudunda sigara söndürülen garsonun haberi temmuz ayında gazetemizde yer almıştı. Antalya'da bulunan Sherwood Otel'de de bir turizm işçisi bodrum katında patronları tarafından saatlerce alınkonulmuş, yüzüne defalarca su şişesi fırlatılmış, feci şekilde darp edilmişti. İşçiyi patronlarının elinden ailesi ile jandarma görevlileri kurtarmıştı.
Bunlar elbette medyaya yansıyanlar...Peki, turizm işçilerine dönük şiddet gerçekten artıyor mu? Turizm işçileri, şiddete karşı ne yapmalı, nasıl mücadele etmeli?
DİSK'e bağlı Dev Turizm-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Yahyaoğlu'ya sorduk. Turizm işçilerine dönük şiddetin giderek arttığına, fakat bu şiddetin cezasız kaldığına dikkat çeken Yahyaoğlu, buna bir dur demenin zamanının geldiğini, bunun da ancak çalışanların sendikalaşması ve örgütlü mücadelesiyle mümkün olacağını söyledi.
-Son dönemde çıkan haberlere bakarak turizm işçilerine şiddetin arttığını söylemek mümkün mü?
Evet, turizm işçilerine uygulanan şiddet artarak devam ediyor. Bu şiddet, psikolojik baskı ve kaba kuvvet olarak karşımıza çıkıyor.
-Bu artışı neye bağlıyorsunuz?
İşçilerin patronlarından korkmasına ve bir araya gelerek örgütlü şekilde şiddete ve baskılara karşı koyamamasına bağlıyorum. İşçilerin çoğu zaten asgari ücretle çalışıyorlar, işsiz kalmaktan ve evlerine ekmek götürememekten korkuyorlar.
-Bu korku nasıl aşılabilir, ne yapmalı?
İşverenler sendikada örgütlü olan işçilere baskı uygulayamaz. Bu yüzden şiddete ve baskıya karşı mücadele ancak bir araya gelmekle ve sendikalaşmakla mümkün.
-Peki turizm işçilerinin örgütlenmesinin önündeki engeller neler?
En büyük engel aslında kendileri, işçiler sürekli işverenden korktuklarını söylüyorlar. Kovulmaktan korkan işçiler öncelikle kendilerine güvenmeliler.
-İşten atılma korkusu yalnız turizmde değil, tüm işkollarında örgütlenmenin önünde bir engel. Peki bu nasıl aşılacak?
Bir harekete ihtiyaç var ve bu hareket tek bir işkolunda değil, tüm işkollarında başlamalı. Çalışanlar ya bu diktatörlüğü kabul ederek şiddete, baskıya, güvencesizliğe teslim olacak ya da haklarını sonuna kadar arayacak. Ya insanca adaletli bir yaşamı seçeceğiz ya da köle yerine konulmayı kabul edeceğiz. Üçüncü bir yol görünmüyor.
-Sendika olarak turizm işçilerine dönük şiddeti engellemek için bir çalışmanız olacak mı?
Bu tür olayların peşini bırakmayacağız, gerek hukuki yollarla gerek fiili olarak şiddete karşı mücadelede işçilerin her zaman yanında olacağız. Bu fiillerin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisinde cezaları bellidir. Bu suçları işçiye karşı, kaç kişi birlikte uyguladı? Organize bir suç mu oluşturdu? İşletme sahibi ve yönetici, olanları öğrendiğinde hangi önlemleri aldı, ne uyguladı? Bunları takip etmek hepimizin boynunun borcu. Adamların unvanı, patronların sahip oldukları oda sayıları, masa sayıları, otel sayıları durumu değiştirmez.
Turizm ‘pavyon kabadayıları-kelle koparıcılar' dönemini aşmış olmalı. Günümüz dünyası ve Türkiye turizmi bu haberleri taşıyamaz, kabul edemez, ettiremez. Sorumlular derhal cezalandırılmalı ve çalışanlara şiddet uygulayanlar turizm sektöründen dışlanmalıdır. Bunun için mücadele edeceğiz. Turizm işkolunda çalışan tüm işçileri, sendikamızda örgütlenmeye ve bu mücadelenin parçası olmaya çağırıyoruz.