Son dönemlerde en sık tekrarlanan yalan şu: Kaçak maden ocağı! Oysa böyle bir şey yok... “Kaçak ocak” denilen şey, vahşi bir maden düzeninin kılıfı. Devlet göz yumuyor, bürokrasi rüşvet alıyor, rödovanslı sahanın sahipleri para kazanıyor. Altta kalanın da canı çıkıyor...
Kaçak maden: Koca bir yalan
Medyada ve resmi açıklamalarda son dönemlerde en sık tekrarlanan yalan şu: Kaçak maden ocağı!
Oysa böyle bir şey yok... “Kaçak ocak” denilen şey, vahşi bir maden düzeninin kılıfı. Çoğu zaman göçüğün yaşandığı ocak içinde ölen işçilerinmiş gibi kayıtlara geçiyor. Oysa sistem çok düzenli bir şekilde yürüyor. Devlet göz yumuyor, bürokrasi rüşvet alıyor, rödovanslı sahanın sahipleri para kazanıyor. Alta kalanın da canı çıkıyor, ki onlar da maden işçileri. Sistem şöyle çalışıyor: Şirketler rödovans sistemiyle kömür sahasını kiralarken yıllık belli bir ton üzerinden devlete taahhütte bulunuyor. Bu hedefi tutturamazsa Şirket devlete parasını ödemek zorunda. Hedefi tutturamayacağını anlayan şirketler de kiraladığı sahayı kayıt dışı bir şekilde alt taşerona kiralıyor. Arada sırada yapılan baskınlarla kaçak ocaklar kapatılsa da büyük bir rüşvet düzeniyle görmezlikten geliniyor. Kömür nakliyatı yapanın kömürü hangi kaynaktan aldığı araştırılıyor, fatura, irsaliyesi denetleniyor. Kaçak madende çıkartılan kömür sisteme dahil edilene kadar çok ciddi bir rüşvet mekanizması işliyor. Kaçak madenlerde çıkartılan kömür, şirketlerin irsaliyesi ve faturasıyla ya piyasaya sürülüyor ya da bazı şirketler üzerinden legal hale geliyor. Böylece şirketler taahhüt ettiği kotayı yakalamış oluyor! Devlet büyük sermayeye, onlar da alt taşerona... İşler böyle yürüyor. En ciddi iddia ise, kaçak madenlerde çıkartılan kömürün büyük bir bölümünün Demir Maden’e satıldığı, onun da TTK’ya sattığı. Sendikanın bile bu işten komisyon aldığı dillendirilen iddialar arasında. “Kaçak madenler”de hastalanan ve kaza geçirenlerin tamamı özel hastanelerde tedavi ediliyor. Sonuçta, Zonguldak Ticaret Odası’nın 2011’de tespit ettiği kadarıyla 250 “kaçak maden ocağı” bulunmakta.
Kimler çalıştırılıyor?
“Kaçak madenler”in en büyük sorusu ise kimlerin çalıştığı ya da çalıştırıldığı. Ahmet Öztürk, 93 ve 94’te çıkartılan resen emeklilikle 4 bin insan bir anda sudan çıkmış balık gibi boşluğa düştüğünü söylüyor. Madenlerde erken emeklilik olduğu için 18 yaşında madene inen 20 yıl sonra yani 38 yaşında emekli oluyor. Alternatif çalışma koşulları olmayınca da bu insanlar kaçak madenlere inmek zorunda kalıyor. Denetimsiz oldukları için aynı zamanda işçi güvenliği açısından da çok büyük riskler meydana geliyor. Meydana gelen göçüğün altında kalan madencinin ailesiyle önce anlaşmaya varılıyor ve o ocak bir anda göçükte kalanın oluveriyor.
Hastalar için alan
Halk diliyle Amele Birliği Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde Uzman Hekim olan Dr. Metin Çelikiz’in verdiği bilgi dehşet verici. Çelikiz, “Kaçak madenler”de çalıştırılan kişilerin özelikle pnömokonyoz hastası (maden meslek hastalığı) olan madenciler olduğuna dikkat çekti. Pnömokonyoz hastası olduğu tespit edilen kişiler, ne devlet ne de özel sektör tarafından işe alınmadığından yaşama tutunabilmek için “kaçak madene” inmek zorunda kalıyorlar.
Sessiz ölüm: Pnömokonyoz
Madenler her ne kadar iş cinayetleriyle gündeme gelse de bu sektörde meydana gelen meslek hastalıklarının sayısı da azımsanmayacak bir düzeyde. Madencilerin ölümcül hastalığı, pnömokonyoz ve diğer mesleki solunum sistemi hastalıkları. İSGÜM Hekimi Dr. Nuri Vidinli tarafından kaleme alınan “Türkiye’de pnömokonyoz ulusal durum analizi” (2012) isimli çalışmaya göre, dünyada işe bağlı ölümlerin beşte dördü (1.7 milyon) meslek hastalığı nedeniyle meydana geliyor. Meslek hastalıklarınının yüzde 10’u kalıcı ya da uzun süreli sakatlıkla sonuçlanmaktadır. Dünyada her yıl 11 Milyon yeni meslek hastalığı vakası meydana gelmekte ve Meslek Hastalığı vakalarının 700 bini hayatını kaybetmektedir. Oysa meslek hastalıkları yüzde 100 önlenebilir. İş kazalarının da 98’i önlenebilir.
İstatistiki bilgi yok
Türkiye’de meslek hastalıkları konusunda istatistiki bilgiye ulaşmak neredeyse imkansız. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2012 yılında 395 olarak açıkladığı pnömokonyoz hastasını 221’i Zonguldak’tan ihbar edilmiş. Oysa meslek hastalıklarının yılda her bin işçi için 4-12 aralığında olması bekleniyor. Türkiye’de 20 milyon çalışanı baz alan Dr. Vidinli, beklenen vaka sayısını 36 bin ila 108 bin arası veriyor. İsveç gibi bir ülkede 2007 yılında rastlanan meslek hastalığı sayısı 11 bin 463 kişidir. Zonguldak Uzun Mehmet Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde Uzman Hekim olan Dr. Metin Çelikiz, bakanlık sadece maaş bağladığı hasta isimlerini istatistiğe yansıttığı için verilerin eksik olduğu bilgisini veriyor.
Gerçek çok farklı
Bakanlığın 395 diye açıkladığı verilerin aksine Dr. Çelikiz, 1986 yılında Kozlu’da 5 bin üç kişi üzerinde yaptığı taramada yüzde 13 pnömokonyoz vakası tespit ediyor. Alınan önlemler sonucunda bu rakamlar TTK’da giderek düşüyor ve 2011 yılında yüzde 3.5’i buluyor. Kentte 32 yıldır hekimlik yapan Çelikiz, pnömokonyoz için “Çok sinsi bir hastalık, yavaş yavaş öldürüyor” diyor. Bakanlığın açıkladığı rakamları “çok komik” olarak değerlendiren Çelikiz, sadece Zonguldak’ta 35 bin meslek hastalıkları dosyası olduğunu söylüyor. Çelikiz, 2011 yılında yaptığı periyodik taramalarda 221 kişiyi kuruma ihbar ettiği bilgisini veriyor. Gördüğü vakalar karşısında iki kez psikolojik travma geçirdiğini dile getiren Dr. Çelikiz, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bağımsız kurulacak bir iş sağlığı ve güvenliği fonu ile birçok sorunun aşılabileceğini belirtti.
En son Bartın, Karabük ve Ereğli’deki pnömokonyoz riski ile çalışan işyerlerinde tarama yaptığı bilgisini veren Çelikiz, “25 bin kişinin pnömokonyoz riski altında olduğunu tespit ettim. Dağların başında 12 yaşındaki çocukların 40 derece sıcaklıkta kömür tozuyla tuğla fabrikalarında çalıştırıldığını gördüm” diye kaydetti. Kentte çok ciddi kurşun riskinin de olduğunu vurgulayan Çelikiz, matbaa, akü fabrikaları ve benzin istasyonlarını risk alanı olarak tarif etti. Hastaların psikolojisine ilişkin soru sorduğum Çelikiz’den aldığım cevap çok ilginç geldi: “Pnömokonyoz çıkan hastaların bazıları para alacak diye sevinir, bazıları ise ciğeri bittiği için üzülür.”
Hapla ayakta duruyoruz
Kentte yeni kurulan Maden Şehitleri Derneği’nin başkanı Ahmet Gökgöz, 7 Ocak 2013’de “güle oynaya” girdiği ocakta yaşanan grizu patlaması sonrası kıl payı kurtulduğunu anlatarak, taşeronlaşmanın kentte yarattığı tahribatlara değindi. Madencinin dua ile ocağa indiğinin, dua ile çıktığının altını çizen Gökgöz, tehlikeler atlatmış veya yaşamış madencilerin psikolojik travma geçirdiğini ve sakinleştirici haplarla ayakta kaldıklarını kaydediyor. Cebinde 5 hapla dolaşmak zorunda olduğunu dile getiren Gökgöz, birçok kişinin aynı durumda olduğunu söyledi. Zonguldak’ta, 263 işçinin ölümüyle sonuçlanan 3 Mart 1992’deki grizu faciasından kurtulan Muammer Boyunağa, 22 yıl geçmesine rağmen olayın etkisinden hala kurtulamadığını söylüyor. Boyunağa, şu sıralar kenti terk etme planları yapıyor.
Yüzde 85’i sigara içer
Pnömokonyoz meslek hastalığının zaman içerisinde vereme (tüberküloz) dönüştüğü bilgisini de veren Çelikiz, maden işçilerinin yüzde 85’nin sigara içtiğini kaydetti. Çelikiz, pnömokonyozun sigara bağımlılığını arttırdığını belirtiyor. Pnömokonyozdan ölen insanların sayısını bilmenin imkansızlığına da değinen Çelikiz, “Bilemiyoruz çünkü solunum yetersizliği denilip geçiştiriliyor” diye konuştu. Meslek hastalıkları uzmanı bütün doktorlara müfettiş yetkisi verilmesi gerektiğini öneren Çelikiz, ayrıca, pnömokonyoz için bir veri tabanı haritasının önem ve acilyetine dikkat çekti.
Her yıl yeni vaka
Güvenilir ve isminin açıklamasını istemeyen bir TTK çalışanından aldığım ve kurum tarafından yayımlanmayan veriler dehşet verici. TTK’ya bağlı Üzülmez, Amasra, Armutcuk, Karadon, Kozlu kömür ocaklarında 2008- 2011 yılları arasında tespit edilen yeni pnömokonyoz verileri şöyle:
2008’de toplam 7 bin 664 kişiye yapılan sağlık taramasında tespit edilen yeni pnömokonyoz sayısı 91
2009’da toplam 8 bin 752 kişide yeni çıkan pnömokonyoz sayısı 71
2010’da toplam bin 516 kişi üzerinden yapılan taramada yeni pnömokonyoz sayısı 89
2011’de toplam 10 bin 115 kişinin katıldığı sağlık taramasında yeni pnömokonyoz sayısı 147 olarak tespit ediliyor. Bu sayılara eski vakalar dahil değil. Yani 4 yılda 398 kişi, yakalandığı pnömokonyoz hastalığı ile ölüme gün sayıyor...