Öyle ucuz ki hayatımız, açık mezarlarımızın başında ölülerimizi bekliyoruz. Yüreğimiz soğumuyor. Yasımız bitmiyor. Birer birer duyulmuyor, onar onar yetmiyor, öleceksen yüzer yüzer, diyorlar, ama onu da başka bir acıyla örtüyorlar. Sonrası yalnızlık, sonrası derin bir öfke... Bize, acıdan başka paylaşacak bir şey bırakmadılar.
***
Soma’nın üzerinden bir ay geçmemişken; Şırnak’ta 30 yaşındaki İbrahim Sağnak maden ocağında meydana gelen göçükte öldü. 1994’te, daha küçük bir çocukken, devletin savaş uçaklarıyla bombaladığı Koçağılı köyünden sağ kurtulmayı başaran ailesiyle evini, toprağını bırakıp kaçmak zorunda kalan İbrahim, hiçbir sosyal güvencesi olmadan, kaçak maden ocaklarında çalışmaya başladı. Topraklarından sürülüp çoban kalamadığı için... Mecburiyetten. Sekiz saat çalıştıktan sonra, 10 lirasını yol için harcadığı, 70 lira yevmiyeye ihtiyacı olduğu için... Yoksulluktan.
***
60 kuruşa öldü İbrahim. Katliamın birinden kurtuldu, diğerine yakalandı. Toprağı ıslak, çiçekleri taze. Önceki gün üç işçi daha öldü Şırnak’ta. İşte böyle birer birer olduğundan, televizyonda son dakika yazan kırmızı şeritlerin içinden geçmedi adları. Emin Baysal, kardeşi Ahmet Baysal ve Selahattin Uçar. Cudi Dağı eteklerindeki özel bir şirkete ait kömür ocağında meydana gelen gaz sıkışması nedeniyle zehirlendiler.
***
Gel gör ki, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’nun Şırnak’ta kurtarma ekibi yok. AFAD yardım çağrısından 3 saat sonra madene geldiğinde, yanlarında getirdikleri maskelerin yırtık olduğunu fark ettiğinden ocağa inemedi. Yok, bu sefer kimse “bu işin fıtratında yırtık maske var” deme gereği duymadı. Birer birer öldüklerinden... AFAD, elindeki dandik maskeyle bir kenarda beklerken, arkadaşlarını ocaktan yine madenciler çıkardı. Sonra da gidip kendi elleriyle kazdıkları mezarların içine bırakıp madene döndüler.
***
Hükümet şimdilerde onlar için yeni bir taşeron yasası düşünüyor. Özel sektörde örgütsüz ve ucuz işçi çalıştırmanın aracı olan taşeronlaşmanın öldürücü etkileri üzerine yapılan pek çok bilimsel açıklamanın yanında, ardı kesilmeyen iş cinayetlerinin de iktidarın rantçı bakışında bir milim değişime neden olmadığı görülüyor; çünkü taslak, taşeronu kaldırmak şöyle dursun devamlılığını sağlamak üzerine hazırlanmış. Taslağın 2. maddesiyle kamuya ait bir iş yerinde “yeterli nitelikte veya sayıda personel olmaması” durumunda hizmet alımı ihalesine çıkma hakkı tanınıyor. Böylece kömür çıkarma gibi, işin aslını oluşturan yapım işlerinin de hizmet alım sözleşmesiyle ihaleye çıkarılmasının yolu açılmak isteniyor.
***
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre AKP iktidarından önce 358 bin olan taşeron işçi sayısı, 12 yılın sonunda 1.7 milyona ulaşmış. Kupon arazi, kupon maden peşinde koşarak, maliyeti iş güvenliği ve işçi sağlığından düşüren patronlarla el sıkışmayı tercih eden AKP iktidarının torbasında, bu akarı kesmeye yönelik bir şey yok. Onun yerine bir miting tarifesi düşünmüşler. Somalı işçilerin anlattığına göre, otobüslerle mitinglere taşınmanın karşılığı 30 TL. Kendi aracıyla gitmeyi tercih edenler için yevmiye; araç benzinli ise 150 TL, tüplü ise 100 TL. Artı yemek masrafı. Artı günlük mesai ücreti.
***
Avukat arkadaşlarıyla birlikte işçi ailelerine hukuki destek vermek için gittiği Soma’da polis saldırısına uğrayan Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı Selçuk Kozağaçlı, gerçeğin peşine düşmüş köy köy geziyor. Yaptığı görüşmeler sonucunda 50’ye yakın cenazenin kayıt dışı gömüldüğüne inanıyor. Diğer yandan, Soma Kömür İşletmeleri AŞ. gönderdiği ihtarnameyle, işçileri 3 gün içinde işe dönmeye zorluyor. Çünkü öyle ucuz ki hayatımız, çünkü öyle anlaşmalı bir dövüş, öyle kanlı bir pazarlık ki bu, ne yoksulluğumuz bitiyor, ne yasımız diniyor. Bize acıdan başka paylaşacak bir şey bırakmadılar.