Türkiye'de olası iş kazaların önlenebilmesi için iş güvenliği uzmanlarının bağımsız olması gerektiğini söyleyen A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Selim Akyıldız, madencilik sektörü için mevzuata göre teknik nezaretçilerin işyerini durdurma yetkileri olsa da bugüne kadar çevresine bunu uygulayabilen birine rastlamadığı gibi duymadığını da söyledi.
Soma'da 301 maden işçisinin ölümüyle sonuçlanan maden faciasının ardından Türkiye'de iş güvenliği ve sağlığı tartışmaları başladı. İş kazalarının had safhada olduğu Türkiye, kazalarda Avrupa birincisiyken dünyada ise üçüncü durumda. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2013 yılı iş cinayetleri raporuna göre 2013 yılında 1235 işçi, 2014 yılının ilk 5 ayında ise 761 işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi. Maden Mühendisleri Odası kayıtlarına göre ise, Türkiye'de, 2008 yılında 43 maden işçisi, 2009'da 92, 2010'da 105, 2011'de 77 işçi, 2012'de 61 işçi, 2013 yılında da 68 işçi maden kazalarında yaşamını yitirdi.
İş cinayetlerinin giderek arttığı Türkiye'de cinayetlerin nedeni, alınması gereken önlemleri ve iş denetimlerinin nasıl yapılması gerektiğini Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyesi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Selim Akyıldız, önemli bilgiler paylaştı.
'Türkiye iş kazaları önleme konusunda mevzuata uymuyor'
İş kazalarının yüzde 98'ninin önlenebilir durumda olduğunu ifade eden Akyıldız, kazaların yüzde 50'sinin basit nedenlerle çıktığını söyledi. Türkiye'nin iş kazaları konusunda Avrupa ve dünyadaki sıralamalarına işarete den Akyıldız, Avrupa'da iş kazalarının az olmasının nedeni olarak alınan önlemleri gösterdi. Türkiye'nin iş kazalarını önleme konusunda mevzuata uymadığına vurgulayan Akyıldız, üretimden önce denetime önem verilmesi ve böylece çalışanların güvenliğinin temin edilmesi gerektiğini belirtti. Avrupa'da durumun böyle olduğunu ama Türkiye'de tersi olduğunu kaydeden Akyıldız, "Para kazanmaya odaklıyız. Üretip sattığımız mal bizim için değerli. Çalışanın başına gelebilecek şeyleri bizler çok sonraki planlara katıyoruz ya da hiç katmıyoruz" dedi.
'Yaşanabilecek her olumsuzluktan işveren birinci dereceden sorumludur'
İşverenin iş kazalarını önleme konusunda büyük sorumluluğunun olduğunun altını çizen Akyıldız, "Çalışanlar, çalıştıkları meslekleri ile ilgili olarak bilgilendirilmeli. Bu da işverenin görevidir. Bunu yıllık vereceği iş eğitimleriyle yapmalı. İşveren mazeretlerin arkasına sığınamaz. Tümüyle iş yerinde yaşanabilecek her olumsuzluktan işveren birinci dereceden sorumludur. İşveren ne kadar isterse iş sağlığı ve güvenlik uygulamaları, o iş yerinde o kadar yürütülür" diye konuştu.
Akyıldız, Soma'da yaşanan maden faciasının ardından maden ocağında yaşam odalarının mevcut olmadığı yönündeki tartışmalar üzerinde durdu. Akyıldız, bunu da "İşveren yaşam odalarının olmadığından söz etti. Mevzuatta yaşam odası zaten yok. Yaşam odası yok ama hukuki süreçlerde bu işvereni kusursuz hale getirmiyor" sözleriyle anlattı.
'Türkiye'de iş güvenliği uzmanları bağımsız değil'
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde çalışma hayatında kurallara uyup, uymama konusunda denetleyen müfettişlerin olduğunu dile getiren Akyıldız, bu müfettişlerin işyerini kapatma yetkisi olduğunu fakat devlet tarafından görevlendirildiği için denetleme konusunda yetersiz kaldığını ifade ederek şunları aktardı: " '6331 Sayılı İş Sağlığı Kanunu' tehlikeye açık yerleri profesyonel gözle denetleyip, işvereni yönlendirecek, rehberlik edecek iş güvenliği uzmanları ve iş yeri hekimleri istihdam etme zorunluluğu getirdi. Ama sıkıntı burada şu; iş güvenliği uzmanı işverene bağlı çalıştığı için gördüğü uygunsuzluklar konusunda işyerini durdurma yetkisi yok. Maden de buna benzer bir uygulama var. Biz bunlara teknik nezaretçileri diyoruz. Teknik nezaretçilerin mevzuata göre, işyerini durdurma yetkileri var ama ben bugüne kadar çevremde bunu uygulayabilen bir teknik nezaretçi maden mühendisine rastlamadım duymadım da."
'Avrupa'da uzmanların olası bir kazada işi durdurma yetkilileri var'
Uzmanın yada teknik nezaretçinin bağımsız olması gerekliliğini belirten Akyıldız, "Bizler bağımsız değilizdir. İşverenin çalışanıyız. İşverenlerden maaş alıyoruz. Orada yapılan işe bağlı olarak işveren oradan para kazanıyor. Bazen üretimi durdurmamız gerekebilir. Ama bizim böyle bir durdurma yetkimiz yok. Her an bir çalışanın hayati söz konusu olabilir. Bu faaliyeti durdur diyebiliriz. Ama durdurup durdurmamak işverenin inisiyatifine kalmıştır" şeklinde konuştu. Akyıldız, bu nedenlerle teknik nezaretçilerin bağımsız olması gerektiğinin altını çizdi.
Avrupa'da ise iş güvenlik uzmanlarının bağımsız denetim ve çalışmalar yaptığını ve geniş yetkilerinin olduğunu söyleyen Akyıldız, Avrupa'daki iş güvenlik uzmanlarının olası bir kazada işi durdurma yetkililerinin olduğunu belirtti.
'Müfettişler sık denetleme yapmalı'
İş denetimleri konusunda devlet tarafından görevlendirilen müfettişlerin sık denetleme yapması gerektiğini de ifade eden Akyıldız, "İş denetimlerinde deneyimli bir ekibin gönderilmesi gerekiyor" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın Soma maden ocağını denetlemesi için 18 Mart'ta ekip gönderdiklerine dair yaptığı açıklamayı hatırlatan Akyıldız, " Dört beş metre uzunluğunda galerilerde denetim yapılıyorsa bir kere bu denetimler 15 günden önce bitmez. Doğru dürüst denetlenmeli. Müfettişler oraya gidip neye ne kadar denetlediler. Aşağıya indiler mi nereye kadar indiler ne kadar denetlediler. Bu anlamda iki günde doğru dürüst bir denetim yapılabileceğine inanmıyorum. Bu yüzden denetimler sürekli hale getirilmeli" şeklinde konuştu.