Kazova işgal fabrikası - Metin Yeğin

Bu hafta çok farklı bir yazı, moda yazısı yazmak istiyorum size. Cumartesi bir defile yapıldı. Bir podyum, iyi kötü bir ışıklandırma, mankenleri ve çok ünlü sanatçılarıyla, Kazova İşgal Fabrikası, kazaklarını sergiledi. Mankenler sadece, işçilerin üstüne patron sinmemiş kazaklarıyla değil,  günlük yaşantımızın vazgeçilmez aksesuarları, gaz maskeleri, kaskları ve poşuları ile göz doldurdu. Çok kalabalıktı bazı gazetelerin yazdığı tanımlamayla ‘Sosyalist defile.’ Her defilede olduğu gibi, Kazova İşgal Fabrikası defilesi de bu senenin modasını gösterdi; İşgal et, Diren, Üret...

İki yoldan yürüyor işgal. Bir yandan işçiler kazak üretmeye başladı. Bir işgal fabrikası mutlaka üretmeli. Eğer üretmezseniz yani bir başka deyişle eve ekmek girmezse, hiçbir zaman işgal devam edemez. Bunun için kooperatif de kuruyorlar. Bu kooperatif sadece Kazova’da direnişçilerin kooperatifi olarak kendisini sınırlamıyor. Fabrikanın diğer işçilerini, başka fabrikalardaki tekstil işçilerini ve işsiz tekstil işçilerini de işgale ve işgal fabrikasına davet ediyor. Ayrıca üretimini tekstil ile de sınırlamıyor. Her sektörde krize karşı çözüm olarak ‘İşgale katıl, diren ve üret’ diyor...

Diğer yol da Çalışma Bakanı’na sesleniyor. “Ey sayın Çalışma Bakanı, nasıl hükümetiniz bugüne kadar bankaları kurtardı. Şirketleri krizden çıkartmak için kararlar aldı. O zaman siz de bu fabrikayı işçilerin sürdürmesi için kamulaştırın. Bu fabrikanın batmasına neden olan ekonomik politikaların sorumlusu işçiler değil, sizdiniz. Ayrıca bu fabrikayı yöneten kurumundan geçilmeyen patronlardı. Fakat bütün bunlar da hiçbir sorumluluğu olmayan işçiler, biz fabrika iflas edince bütün olanların mağduru durumundayız. Neden? Biz eşlerimizin, çocuklarımızın ekmeğini kimseye vermeyeceğiz. Anayasanın -hatta 12 Eylül faşist anayasanın- çalışma güvenliği ilkesi, Avrupa sosyal haklar ilkesine göre size sesleniyoruz. Fabrikayı kamulaştırın işçilere devredin. Biz aileleriyle birlikte 500 kişiye kadar varan insan işsiz kalmak değil, kendi onurumuzla çalışarak yaşamımızı sürdürmek istiyoruz. Ayrıca Şişli Belediye Başkanı ‘Sayın çare Sarıgül’ madem halkın dostu olduğunuzu söylüyorsunuz, belediyeniz sizin bölgenizdeki işçilerin sokağa atılmasına göz yumamaz. Fabrikayı kamulaştırın, işçilere verin. Hadi bakalım kim önce davranacak. Hodri meydan...

Her şey sadece bunlarla da bitmiyor. Burada bir de “yeni mekan inşası” söz konusu. İşçiler bir kafetarya açmaya karar verdiler işgal fabrikasında. Ayrıca hemen önümüzdeki günlerde, bölgedeki özellikle kadın işçilerin çocuklarını bırakabilecekleri, “Kooperatif kreşi”, yoksul öğrencilerin ücretsiz ders alabilecekleri, bir “Kooperatif dershanesi’, sadece kendi ürünlerinin değil, Türkiye’nin her yerinde ki kooperatiflerin, komünlerin, küçük köylülerin ürünlerini satabilecekleri bir “Kooperatif satış yeri’ açacaklar. Yerleri ve yürekleri geniş. Yani oraya gidince sadece İşgal fabrikası kazakları değil, Hakkari köylerinin cevizlerini, Varto’da baraj altında kalma riskiyle karşı karşıya kalan köylülerin, henüz dağlarda dolaşabilen keçilerin etlerini, Gewer komünlerinin peynirlerini, yoğurtlarını, Kastamonu Loc vadisinin hindilerini, Hopa’nın Kemalpaşa’nın çayını alabileceksiniz inşallah.

Kapitalistlerin bir kelimesini “Defile’yi onlardan çaldık. Bu senenin modasını sergilediler cumartesi günü. Şimdi mekan yeniden inşa edilecek, hep birlikte. Dershanede ders verebilecek hocalar, kreşte çalışacak pedagoglar, işsiz tekstil işçileri ve herkes...

Onların AVM’leri varsa bizim de işgal fabrikamız var. Bu yılın modası bu; İşgal et, Diren ve Üret...